Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kontenjan yabancısı

Kulüpler göndermek istedikleri yabancı futbolcularda sıkıntı yaşıyor.

Federasyon, kulüplerin bu tür oyunculara taviz ve haraç vermemesi için, hiç oynatılmaması koşuluyla "bir yabancı kontenjanı" açılmasını sağlayacak düzenlemeyi yapmalıdır.

GEÇEN haftaki yazımın da büyük bölümünü transfere ayırmıştım. Bugün de, aynı konu ile ilgili, önemli bulduğum bir iki hususa değineceğim.

Bankalar, borç verdikleri kişilerin önüne çok sayfalı kredi sözleşmeleri koyarlar. Borç alacak kişiler de "karınca duası"nı andıran bu sözleşmeleri, çoğu kez içinde bulundukları sıkıntıdan, okumadan imzalarlar.

İşte aceleye getirilen transferlerde de menajerler, bankalarınkine benzer transfer sözleşmelerinin bir yerine "lastikli bir cümle" ekleyip (Faruk Süren’in okuyup incelemeden imzaladığı AIG sözleşmesiyle, Felipe’nin İspanyolca ve İngilizce olarak 2 ayrı dilde kaleme alınan ve birbirinden farklı hükümler içeren sözleşmeleri tipik örneklerdir) sizi tuş ederler, Felipe, Ribery, Ortega gibi futbolcular da sözleşmelerine dayanarak aldıkları paraları güzelce cebe indirip bir başka kulübe yelken açarlar.

UEFA ve FIFA’da da "haçlı ruhu" var

Sorun, ister istemez uluslararası kuruluşlara taşınır... Ancak, "Batı"nın dünya politikalarına da hakim olan her şeyi "haçlı ruhu" ile halletme anlayışı, FIFA ve UEFA uygulamalarında da gözlenir.

Kendi coğrafyasında sınır mefhumunu ortadan kaldıran Avrupalı’nın, bin yıldır kardeş kardeşe yaşayan milletimizi paçavralarla tutuşturup, etnik bölünme uğraşı vermesi gibi...

Ribery ve Ortega için UEFA’ya yapılan başvuruların üzerinden 12 sene geçer, cevap çıkmaz; çıksa da lehimize olmaz. Avrupalılar kendileri ile ilgili olduğunda bir ayda sonuç alabiliyorlar. Ama aynı Avrupalı, UEFA’da bizi yıllarca uğraştırıyor ve bir türlü hakkımızı vermiyor. Ve uğranılan haksızlıklar, kulüplerimize döviz cinsinden milyonlarla ifade edilen zararlara neden oluyor.

Bu olumsuzluklar göz önüne alındığında yöneticiler gerek transfer sözleşmelerinin düzenlenmesinde, gerekse uygulamasında menajere de futbolcuya da "açık kapı ve bahane" bırakmamalıdır.

Fırsatçı yabancıya önlem alınmalı

Transferle ilgili yaşanan sorunlarda, gerekli çözümleri üretmeyerek üzerine düşeni yapmayan federasyonun da payı olduğu bir gerçektir.

Transfer olduğu takıma çeşitli nedenlerle uyum sağlayamayan yabancı futbolcuyu göndermeniz hayli zor oluyor. Bu futbolcular (Ailton, Pancu, Heinz gibi) gelirken aldıkları yüksek paralar yetmiyormuş gibi, yabancı kontenjanının dolu olmasını fırsat bilerek hakkı olmayan paralar talep ediyorlar. Kendilerini göndermek isteyen kulüplerine karşı, "Değerim bu rakamları bulmaz, beni kimse bu paraya almaz" gibi küçültücü ifadeler kullanıp mızıkçılık yapmaya başlıyor. Sıkışan kulüpler de ne yapacaklarını şaşırıp, yer açılması için milyonlarca dolardan oluyorlar.

Federasyon, kulüplerin bu tür oyunculara taviz ve haraç vermemesi için, hiç oynatılmaması koşuluyla bir kontenjan açılmasını sağlayacak düzenlemeyi acilen yapmalıdır.

Güle güle Fatih Tekke!

FATİH Tekke’nin futbolculuğu tartışılmaz; maçın kaderini etkileyecek yıldız futbolcularımızdan biridir.

Ancak, camiadan gelecek tepkilere rağmen, önümüzdeki sezon serbest kalacak Fatih Tekke’nin 8.5 milyon Euro’ya gerçekleştirilen satış işlemi, başka kulüplerin kolay kolay göze alamayıp başaramayacakları bir iştir.

Belki, Fatih Tekke’yi satmak yerine, önüne koyacağı 5 yıllık sözleşmeyi imzalatabilmesinin Trabzonspor’un daha yararına olduğu tartışılabilir..

Geçmiş yıllarda Ogün ve Abdullah örneğinde bu olay yaşandı. Yüksek transfer bedellerine rağmen, rakiplere silah vermemek için Ogün ve Abdullah’ın sözleşmeleri uzun yıllar uzatıldı. Sonra da iyi bir paraya Fenerbahçe’ye satıldılar. Fatih Tekke’de de aynısı yapılabilirdi. Bu yapılamadığına göre ağlayıp sızlamanın bir yararı yoktur. Hayırlı uğurlu olsun.

Trabzonspor, hızla iyi şeyler yapmaya başladı. Aldığı ve verdiği oyuncular son derece isabetlidir. Bir yıllık da olsa iyi bir kaleciyi almış olması, beni de sevindirdi. 250 bin nüfuslu Trabzon’un artık kadrosu itibari ile de 5-10 milyonluk şehirlerle ön sırada şampiyonluk mücadelesi vermesi mümkündür.

AVRUPALI GiBi OLMAK...

TARAFTARLAR ve kongre üyeleri her şeyi isteyip hiçbir şey vermeyi düşünmüyorlar. Kulüpler, formalarının satılmasını, aidatın ödenmesini, parasını veren "biletli" taraftarların maça gelmesini istiyor.

Buna karşılık taraftarların bir bölümü bedava bilet, bedava forma, bedava otobüs talep ediyor. Hatta bazıları uygar bir sistemin ürünü olan bugünkü bilet uygulamasına karşı çıkıp "Biletix de nereden çıktı? Biletleri paketleyin bir matbaada bastırın" diyebiliyorlar. Falan oyuncunun alınmaması, falan oyuncunun satılması için müdahalede bulundukları, sahaya çıkan kadroda diyaloglarının iyi olmadığı futbolcuları "dışarı, dışarı" diye protesto ettikleri bir gerçektir. Galatasaray’da tüm aidatın sadece 1/3’ü ödeniyor. Formadan 3 trilyon, bilet satışından 4.5 trilyon, kombineden 8.6 trilyon gelir elde edilebiliyor.

Haydi diyelim ki Fenerbahçe’ninki de bunların 2 katı olsun...

Bu gelirlerle hiçbir surette bilançoyu denkleştiremezsiniz.

Mali genel kurullarda çoğu zaman bilançolar kağıt üzerinde denkleştirilip kitabına uydurulur, ancak sonuçta kulüpler bugünkü durumlarına düşerler. Üç büyüklerin her yıl 15-20 trilyon lira açık verdiği unutulmamalıdır..

Kimse inanmak istemiyor, ama artık Türkiye’de de mali yeterliliği olmayan kulüpler ne transfer izni alabilecekler, ne de kurallara uymadan aynı ligde devam edebilecekler.

Hiç dövünmeyin, şu anda bilançosu düzgün kulübümüz yok. Avrupa Ligi’nde olmak için Avrupalı gibi davranıp o kurallara göre yaşamalısınız. Doğulu gibi yaşayıp, giyinip, kuşanıp Avrupalı muamelesi görmezsiniz.

Onları kutluyorum...

BEŞİKTAŞ’ın "Süper Kupa"sını kutluyorum. Türkiye’de bir ilki başlatan Galatasaray taraftarının ve centilmen futbol takımının rakibinin seromonisini sonuna kadar sıkılmadan bekleyip alkışlamasını gururla izledim.

Diğer taraftarlara ve takımlara da örnek olmasını diliyorum. Yakın tarihimizin en gollü galibiyetleri ile tur atlayan Fenerbahçe’yi de kutluyorum.

Not: Gelecek hafta, Eric Gerets’ten "helva" yapmasını talep eden Adnan Polat kardeşime "şefin mutfağından" helva tarifi vereceğim.
X