Gündem Haberleri

    Konniçiva

    Hürriyet Haber
    26.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Erdal GÜVEN

    Yaşlı hayvanlara saygı günü

    Yaşlı insanlara saygı günü oluyor da, niçin yaşlı hayvanlara saygı günü olmasın. Değil mi ama? Dünyada herşey insanlara göre ayarlanıyor kimsenin hayvanları düşündüğü yok. Sanki onlar yaşlanınca, duyarlı ve hassas olmuyorlar.

    Japonlar her yıl 15-23 Eylül arasında yaşlılara saygı haftası düzenliyorlar. Bu haftada herkes ailesindeki en yaşlı üyeyi ziyaret ediyor. Tüm ülke yaşlıların istediklerini yapıyor.

    Aslında Japonya hızla yaşlanan bir ülke olduğundan birkaç yıl sonra gençlere saygı haftası düzenlenmek zorunda kalacak. Ülke nüfusunun yüzde 16'sı 65 yaşın üzerinde. Çalışan her 4 kişi bir yaşlının geçimini temin ediyor. Eğer ülkede yaşlanma bu kadar hızlı devam ederse, bu rakam 2000'li yıllarda 6 kişiye yükselecek. Yani 6 genç insan çalışarak ancak bir yaşlının geçimini temin edebilecekler.

    Gerçi Japonlar yaşlılık oranında İsviçre ve İtalya‘dan sonra üçüncü geliyorlar ama olsun, eminim en kısa zamanda dünya birincisi olurlar. Zaten araştırmalara göre 2015 yılında yaşlı nüfus sayısı 31.88 milyon kişiye yükselecek.

    Aman neyse konumuz bu değil. Her yıl düzenli olarak yaşlılara saygı haftası düzenleyen Japonlar, bu yıl ilk defa yaşlı hayvanları da bu saygı haftası etkinliklerine dahil ettiler. Tokyo Hayvanat Bahçesi yetkilileri 15-23 eylül tarihlerini yaşlı hayvanlara saygı haftası olarak ilan etti ve bu hafta içinde Hayvanat Bahçesi içinde bulunan, 10 yaşlı hayvan için çeşitli kutlama törenleri organize etti.

    Hayvanat Bahçesi idaresi, 64 yaşındaki erkek fil ve 54 yaşındaki eşi ile 46 yaşındaki orangutan ve 30 yaşındaki maymuna yaşlılar haftası nedeniyle her gün en çok sevdikleri meyvaları verdi.

    Japonlar yaşlı hayvanlara saygı günü düzenler de ben katılmaz mıyım? Yaz dönemi çalışmalarımın son kısmını tamamlayıp Türkiye‘den Tokyo‘ya döner dönmez 5 kilo muz alıp Hayvanat Bahçesinin yolunu tuttum. Başta cemaat lideri babaanne Aizohomare olmak üzere, tüm yaşlı maymunları tek tek ziyaret edip hallerini hatırlarını sordum.

    Aslında muz yerine ben de medeni insanlar gibi bir demet kırmızı karanfil ile ziyaretlerine gitmek isterdim. Kendi kendime çok düşündüm. Ama çiçek ile muzu birbirinden ayıramayacakları için, çiçekleri yemeğe kalkıp canımı sıkarlar korkusu ile bu fikrimden vazgeçtim.

    Sıkıldım artık

    Artık yeter. Sıkıldım. Bundan sonra olacaklardan ben sorumlu değilim. Bunu da burada açık ve seçik beyan ederim. Aman yanlış anlamayın. Beyanatı verirken ben açık ve seçik değilim. Verdiğim beyanat açık ve anlaşılır.

    Ne bu canım, bıktım usandım bu ayrımcılıktan. Kaç kere yazdım çizdim, artık biliyorsunuz. Bu Japonlar yabancıları aralarına almaktan pek hoşlanmazlar. Yabancılarla beraber eğlenmekten, onlarla birlikte oturmaktan haz duymazlar. Buna da ‘‘yabancıların kendi kültürlerine uyum göstermekte zorlanmalarını’’ neden gösterirler. Özürleri kabahatlerinden büyük ama neyse. İnsanı istemediği bir kişi ile beraber oturmaya onunla birlikte olmaya zorlayamazsınız. Bunu yaparsanız insanlık suçu işlemiş olursunuz.

    Tamam Japonlar yabancılarla beraber olmak istemiyorlar. Niye istemiyorlar, bunu anlamıyorum ama istemiyorlar. Tamam zorla değil ya, istemez istemezler. Peki otoparka yabancıların arabalarını almamak ne oluyor.

    Adamlar bu yabancı ayrımcılığını o kadar ileri götürdüler ki sonunda Japonların arabalarının bulunduğu otoparka yabancı otoları almamaya başladılar.

    Geçen gün arabam için yeni bir otopark yeri ararken, evin yakınındaki otopark işletmecisi şirkete telefon edip, boş otopark yeri olup olmadığını sordum. Otopark işletmecisi daha sözümü bitirmeme fırsat vermeden ‘‘yabancılara otopark yeri kiralamıyorum’’ diyerek telefonu yüzüme kapadı.

    Artık kesin kararımı verdim. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağım. Avrupalı dostlar kendilerini ilgilendirmeyen konularda çok demokrat bir tavır takındıkları için mahkemeyi kazanacağımdan eminim.

    JAPON FIKRASI

    Keiko yaz tatili için gittiği Londra dönüşünce, yaşadıklarını arkadaşlarına anlatırken, bir arkadaşı,‘‘Keiko, senin İngilizcen o kadar iyi değil. Ne yaptın, konuşurken zorlanmadın mı?’’ diye sorar

    Keiko sakin bir şekilde ‘‘Ben anlatırken zorlanmadım ama İngilizler anlamakta biraz zorlandılar’’ der.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı