Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Konfederasyon çıkışı yanlıştı

Ferai TINÇ

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, konfederasyon önerisi ne zamanlama açısından ne de yöntem açısından doğru bir çıkıştı. Üstelik, satır araları okunduğunda yeni bir şey de değildi.

Kıbrıs Türk Cumuriyeti'nin ayrı bir devlet olarak tanınması esasına oturan konfederasyon çözümü, uzun bir süreden beri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından, bu kadar net olmasa da dile getiriliyordu.

Ayrıca, Kıbrıs'ın AB üyeliği konusunda ortaya atılan fikirler de, KKTC pozisyonunda herhangi bir değişikliği içermiyordu.

‘‘Kıbrıs Konfederasyonu, iki tarafın ortak mutabakatı olduğu takdirde AB'ye katılım politikası izleyebilecektir’’ yaklaşımı ile son sözün ancak birlikte söylenebileceği vurgulanıyordu.

Bu çıkış, yılların devlet adamı Denktaş'ın usta politikacılığına uymuyordu doğrusu.

Her şeyden önce zamanlama olarak yanlıştı.

S-300'ler konusunda dünyanın dikkatleri Atina ve Kıbrıs Rum kesimi üzerinde yoğunlaşmışken, enteresan bir çıkış yaparak dikkatleri KKTC'ye çekmenin alemi var mıydı?

Simitis ile Klerides'in Atina'da bir araya gelmelerinden sonra S-300 füzelerinin ertelenmesi konusunda top Rum Meclisi'ne atılmış, Kıbrıs gündeminin başına S-300'ler oturmuştu.

Üstelik bu konuda Türk tarafının tezleri, Rusya dışında konuyla ilgili tüm taraflar arasında anlayış görüyordu.

Konfederasyon çıkışı S-300'leri gölgeledi.

* * *

KONFEDERASYON önerisi yöntem olarak da yanlıştı.

Kara gözlükleriyle ‘gölge adam’ kisvesi altında adaya giden Türkiye Dışişleri Bakanı'nın bir basın toplantısı düzenleyerek, ‘Sayın Denktaş şimdi bize önemli bir açıklama yapacak’ sunuşu, KKTC ile önemli mesajları kendi üslubu içinde en iyi biçimde vermesini bilen, artık bu işin ustası olan Denktaş'ı da pek iyi bir durumda bırakmadı.

* * *

WASHİNGTON S-300'lerin Ada'ya getirilmemesi karşılığında Türk tarafının toplumlararası görüşmelere dönmesi için çeşitli kanallardan baskı yapıyor.

Konfederasyon çıkışının bu baskılar sonucu gündeme geldiği anlaşılıyor.

Ama Birleşmiş Milletler parametrelerinin dışına düşerek, haklı bir konumdayken haksız zemine kaymak anlamsız bir manevra gibi görünüyor.

Kıbrıs Rum kesimi ile Avrupa Birliği arasında tam üyelik görüşmeleri kararı alınınca Birleşmiş Milletler parametreleri ortadan kalktığı için görüşmelere dönmeyeceğini açıklayan KKTC'nin çıkarı bu zeminin canlandırılmasında yatıyor.

Denktaş, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Rum Yönetimi ile tam üyelik görüşmelerine başlama kararından bu yana, haklı ve ikna edici bir tezi savunarak toplumlararası görüşmelere güvensizliğini dile getiriyordu.

Avrupa Birliği, Kıbrıs Rum Yönetimi'ni Ada'nın resmi devleti olarak muhatap almış ve iki eşit toplum esasına dayalı BM parametrelerini paramparça etmişti.

Şimdi, Rumların ve Türklerin Ada'da iki eşit toplum olarak telakki edildikleri BM parametrelerinin yeniden canlandırılması gerekmez miydi?

Bunu canlandırmak da, bu parametreleri ortadan kaldıran tarafa düşerdi. Üstelik de Kıbrıslı Türklere eşit egemenlikleri ve egemen yönetimleri konusunda geçmiş yıllara göre daha köklü güvenceler vererek.

Top, Rumları ikna etmek zorunda kalacak olan BM'deydi.

Ama şimdi yeni bir öneri ile bu kez Türk tarafı parametreleri değiştiriyor.

Haklılık zeminini yakalamışken ve o zeminde kararlı adımlar atmışken, Rumların polemiklerine çanak tutan bir çıkış yapılıyor.

Kıbrıs'ta sürekli ağız değiştirmek yüzünden, Rumların ve Yunanistan'ın Kıbrıs konusundaki gerçek emelleri gölgeleniyor.













X