"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Komutanların yemin töreninde ‘diktatör marşı’ çalınmıştı

<B>BANU ACUN</B>’un <B>‘12 Eylül’ün yasaklı senfonisi Eroica’nın hikáyesi’ </B>yazısını (Yeni Harman, 1 Eylül 2005) okurken askeri rejimlerin sanata karşı tavırlarını, sanattan korkularını, tuhaf, anlamsız alınganlıklarını bir kez daha düşündüm.

12 Eylül darbesini ben Antalya’da karşıladım.

Antalya Film Festivali jürisindeydim, yarışmada Yılmaz Güney’in bir filmi de vardı. Hatta oynatıldığında olaylar çıkar mı sorusunun yanıtı aranıyordu. Biz seyredecektik. Darbe üzerine yarışma iptal edildi, sokağa çıkma yasağı yüzünden motelde mahsur kaldık, üç gün sonra İstanbul’a dönebildik.

13 Eylül’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kenan Evren, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celásun’dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi’nin yemin töreni yapıldı, CSO da (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) bu törende çalacaktı.

Yemin töreni tıpkı milletvekillerininki gibiydi, tek tek kürsüye çıkarak yemin ediyorlar, fonda da Gürer Aykal’ın yönetimindeki CSO, Beethoven’in Eroica Senfonisi’ni seslendiriyordu.

Banu Acun’un ‘Neden Eroica’yı çaldınız?’ sorusunu darbeden 25 yıl sonra ünlü orkestra şefi Gürer Aykal şöyle yanıtlıyor:

‘Hiçbir zaman orkestra şefi değneğini boşuna indirmez.

Bana göre Türkiye’ye ve Atatürk’e yakıştırdığım en büyük besteci Beethoven’dır. Türkiye’de en çok alkışı alan senfoniler de o büyük bestecinin yazdıklarıdır.’

Yalnızca MGK Genel Sekreteri Haydar Saltık, senfoninin taşıdığı siyasal anlamı bildiğinden, Aykal’a ‘Bilinen eserleri çalmasın!’ mesajını gönderiyor.

Gürer Aykal’ın sözlerindeki ‘değnek indirmek’ ise ‘orkestra şefinin değneğinin toplumsal ve siyasal bir işlev vardır’ anlamına geliyor.

BEETHOVEN’IN EROICA SENFONİSİ’NİN ÖYKÜSÜ

BEETHOVEN, ‘İnsanlığın kurtarıcısı, saltanatın düşmanı’
olarak nitelendirdiği Napolyon Bonapart’a hayranlığının simgesi olarak, bestelediği 3. Senfoni’sini ona ithaf edecekti. Tam notayı gönderecekken Napolyon Bonapart kendini imparator ilan etti. Besteci ithaf sayfasını hemen yırttı ve tepkisini şöyle dile getirdi:

‘Diğer diktatörler gibi o da sıradan bir insan değil mi sadece? Şimdi bütün insan haklarını ayakları altına alacak, yalnızca kendi ihtirasını tatmin edecek; kendini herkesten üstün görüp bir tiran olacak!’

Eserine Eroica (Kahraman) adını koydu ve ‘vücudu hálá yaşadığı halde ruhu çoktan ölmüş olan bir büyük adamın hatırasına hürmeten’ kelimelerini ekledi.

Yalçın Doğan da ertesi gün, yemin töreninden izlenimleri, çalınan senfoniyi ve öyküsünü yazıyor.

Milli Güvenlik Konseyi’nden uyarı alıyor.

Sanatın olumlu gücünden her zaman söz ederim ama olumsuz gücünü insan darbeler zamanında anlıyor.

Banu Acun’un yazısındaki bir başka anıyı da aktarmalıyım.

Radyoda, Hasan Mutlucan türkü söylüyor. General Servet Birgi stüdyoya giriyor, ‘Neden Ruhi Su çalıyorsunuz?’ diye bağırıyor. Hasan Mutlucan çaldıklarını zor ispatlıyorlar.

* * *

SANATTAN, sanatçıdan, darbe yapanlar, diktatörler çok korkuyor.
X