Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Komutan yanlış yaptı

Genelkurmay Başkanı çoğumuzu şaşırttı. Ondan daha farklı bir yaklaşım bekleniyordu. Taraf gazetesindeki belgelerin doğru olup olmadıklarını, doğru iseler sorumluların hesap verip vermediklerini açıklaması yerine, belgelerin yayınlanmasına şimdiye kadar görülmemiş bir tepki göstermesi garip kaçtı. İşin doğrusunu daha başka şekilde de anlatabilirdi.

Genelkurmay Başkanı çoğumuzu şaşırttı. Ondan çok farklı bir yaklaşım bekliyorduk. Zaten  dikkatli incelediğiniz zaman, o konuşmanın, tanıdığımız Org. Başbuğ’dan  adeta zorlamayla çıktığı izlenimi doğuyor.

Şaşırtıcıydı... Sadece üslubu değil, konuşmanın içeriği de şaşırttı.

Bizim alıştığımız Başbuğ, daima soğukkanlı, kelimelerini dikkatle seçen ve analitik açıklamalar yapan bir komutan idi. Medyaya hoşgörü ile yaklaşır, eleştirileri anlayışla karşılar  ve karşısındakine emir vermez, aksine ikna etmeye çalışırdı.

Çarşamba günkü basın açıklamasını yaparken, karşımızda çok farklı bir Başbuğ vardı.

Başbuğ’u anlıyorum.

Evet çok canı yanmış, özellikle TSK’ya yönelik ağır eleştirilere çok canı sıkılmıştır. TSK’yı hedef alan sistemli bir saldırı olduğuna inandığı da belli. Ama, ne kadar haklı olduğunu düşünürse düşünsün, o sert üslup, hele tehdit gibi algılanacak sözler Başbuğ’a yakışmadı.

Medyaya açıkça “Eğer örgütü başarılı gibi gösterip TSK’yı başarısız gösteren eleştiriler yaparsanız, akan kanın sorumluluğunu, PKK ile paylaşırsınız...” anlamına gelen bir konuşma yaptı.

TARAF GAZETESİ İŞİNİ YAPMIŞTIR
Taraf, -beğenirsiniz veya beğenmezsiniz- gazetecilik yapmıştır. Eline geçen belgeleri, doğruluklarına inanmış olduğu için yayınlamış ve Genelkurmay’a “Bu belgeler, PKK’nın bölgede yığınak yaptığını, özellikle de Aktütün baskını günü açıkça faaliyet gösterdiklerini ortaya koyuyor. Neden gereken önlemler alınmadı? Öyleyse, 17 şehidin sorumluluğu kimin sırtındadır?” sorusunu sormuştur.

 Genelkurmay Başkanı’nın tepkisi, bu soruyu yanıtlamadı.  Oysa hepimizin beklentisi, Aktütün’de  bir ihmalin olup olmadığına açıklık getirmesiydi. Gerçi 2. Ordu Komutanlığı’nın bir soruşturma açtığını, sonuçlarından da kamuoyunun haberdar edileceğini söylemekle yetindi. Ancak, yine de  mesajı düzeltmek yerine, mesajcıyı dövmeyi tercih etti.

 TSK’yı eleştiren herkesi azarladı. Ses tonu ve kullanılan kelimeler öylesine sertti ki, bu tip belgeleri yayınlayanların cezalandırılacağına işaret etti.

 Komutan hatalı davrandı.

Belgelerin sızmasını ve bunların yayınlanmış olmasını “vatana ihanet” olarak  niteledi. Ateş püskürdü.

 Neden?

Belgelerin sızıp sızmaması TSK’nın kendi bir iç sorunudur. Dikkatli olsunlar, önlemlerini alsınlar, sızdırmasınlar. Ancak bu belgeler doğru ise, o zaman bunların yayınlanmasına kimsenin  tepki göstermemesi gerekir. Medyanın görevi, belge sızdırmak ve bu belgelere dayanarak sorumlulara hesap sormaktır.

Genelkurmay Başkanı belgelerin yayınlanmasını, yani mesajcıyı döverken, belgelerdeki bilgilerin doğru olup olmadığını açıklamayarak, kuşku ve kaygıların artmasına yol açtı. Org. Başbuğ’un  “soruşturma bitsin, açıklarız” demesiyle,  Aktütün’de birşeylerin yanlış gittiği ve herşeyin resmi açıklamalardaki gibi güllük gülistanlık olmadığı, kahramanlık öykülerinin perde arkasında önemli eksikliklerin yattığı inancı yaygınlaştı.

Org. Başbuğ, kullandığı üslup ve konuşmasının içeriği ile bir şeyleri rayına oturtacağına, tam aksine kamuoyundaki  soru işaretlerini arttırdı.

Anlayacağınız, Komutan tümüyle yanlış yaptı.

                                  *                                 *                                 *

PKK, NEDEN SALDIRILARI ARTTIRDI

Hemen hergün yeni bir PKK saldırısı haberi geliyor. Şimdiye kadar böylesine bir ayaklanma süreci yaşamadık.

Böylesine bir saldırının gerekçesi ne olabilir?

Herhalde, Ankara’ya diz çöktürüp bazı ödünler elde etmek olamaz. Zira bu saldırıların Ankara’yı daha da  katılaştırdığını hepimiz biliyoruz.  Hele, toplumun moralini bozmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin direncini kırmaya hiç yaramadığı da ortada.

PKK’nın iki temel amacı var.

1.       Taraftarlarına, ne kadar güçlü olduğunu göstermek ve örgüte katılımları cesaretlendirmek.

2.       Ankara ile Barzani arasındaki yakınlaşmayı engelleyebilmek.

Bu yakınlaşmanın PKK’yı rahatsız ettiği uzun süredir biliniyordu. Ancak, özellikle son görüşme tuz biber ekti. PKK kaynaklarına göre, Barzani bir ihanetin ucunda. Zaten hiçbir zaman tam anlamıyla güvenmediklerini belirttikleri Barzani’nin kendilerini Türkiye’ye satabileceğine dikkat çekiyorlar.

Türkiye’deki her saldırı, bakışların Kuzey Irak’a dönmesine neden olduğu, TSK’nın biran önce Kuzey Irak’a müdahale etmesi için baskıların attığını bilen PKK’da vurdukça vuruyor.

Şimdi hiç şaşırmayın, kısa bir süre  sonra  ne kadar barışsever olduklarını göstermek için “ateş-kes” ilan edecekler.  Asıl amaçları ise başka. Bölgede  kışın geçişlerin  kapanacağını biliyorlar. Gelecek ilkbahara kadar eylemleri  büyük oranda azalacak. Güçlü oldukları izlenimini vermek için de tüm  çabalarını harcıyorlar. Ancak, başarılı  olamayacaklar.

X