Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Komşumuza bizden saldırı izni vermeyiz

    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN-Uğur ERGAN
    10.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 10.02.2006 - 13:18

    Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Türkiye’nin İran’la sınır çizgisi ABD tarihinden eski. Topraklarımızdan komşularımıza saldırıya müsaade etmeyiz" dedi. Gül, Türkiye ve dünya kamuoyunun gündemindeki konularla ilgili şu açıklamaları yaptı:

    İTİBAR ZEDELENDİ

    Siyaset halkın önünde yeniden itibar kazanmıştı. Çünkü, üç yıl içinde yapılan çok şey var. Muhalefetin yaptığı şey, hükümeti nasıl sıkıştırırız üzerinedir. Türkiye’de, 4-5 sene önce Mesut Bey’in Tansu Hanım’ın yaptıkları şey de buydu. Siyaseti halkın gözünde zedeleyici ve itibarını kaybedici bir noktaya getirdi. Muhalefet aslında kendisini, kendilerinin de bulunduğu kurumu yıpratmıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Tartışma Yeni Şafak’ta çıkan bir haberle başladı diyorsunuz. Yeni Şafak bizi ilgilendirmez. Açık söyleyeyim ’Herhangi bir gazete herhangi bir kişi bizim adımıza konuşuyor duruma düşerse’ biz en çok bundan rahatsız oluruz. Nitekim Yeni Şafak da rahatsız oldu. ’Biz herhangi bir partinin sözcüsü gibi görülürsek bundan rahatsız oluruz’ diye yazı yayınladılar.

    İRAN’LA SINIR 1639’DA

    İran’la sınırımız 1639’da çizilmiş. Bu sınırlar ABD’nin ve Avrupa’nın birçok ülkesinin tarihinden daha eskidir. Türkiye topraklarından bir komşumuza herhangi bir silahlı şeye müsaade etmeyiz. Böyle bir şey ortada yok ve söz konusu değil. Bunu Amerikalılar dahil herkese açık şekilde söyledik. Biz Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasını öneriyoruz. Bu silahlar atıldığı yeri sadece heba etmiyor, çevreyi ve bölgeyi de mahvediyor. Kaynaklar halkın refahına ve mutluluğuna harcanmalı.

    ŞEFFAF OLDUĞUNU GÖSTER

    Uzun menzilli füzelerin olması, nükleer başlık taşır mı sorularını gündeme getiriyor. O bakımdan İran’ın silah peşinde olmadıklarını, şeffaf olduklarını göstermeleri kendilerinin çok çıkarına. Hálá mart ayına kadar vakit var. Diplomasi için çok uzun vakit var. Ümit ederiz ki bu süre içinde bir karşılıklı uzlaşma olur. İran’a gidebilirim, zaten sıra bende.

    RASMUSSEN ÖNLERDİ

    Danimarka Başbakanı, büyükelçileri kabul edip de "Evet bizde basın hürriyeti var buna bir şey yapamayız, ama bu yapılanlar da çok yanlış kınıyorum" deseydi, orada biterdi olaylar. Küreselleşen dünyanın avantajları kadar tehlikeleri de çok. Burada olan şey, anında öbür tarafta. O açıdan bir yerde olan bir şey, öteki tarafta nasıl bir netice verir bunları bilmek gerekir. Biz bu kapsamda çok dikkatli hareket ederken, bazıları sorumsuzca hareket ettiler.

    ELÇİLİKLER ÜLKELERİN

    Durum böyleyken Müslümanlar, Suriye’de ve Lübnan’da elçiliklerin yakılmasıyla haklıyken birden haksız duruma düşer hale geldiler. Bazı çevreler bunu fırsat bilip, tekrar Müslümanlarla terörü özdeşleştirmeye kalkacaklar. Saldırılar çok yanlış şeyler ve bununla ilgili her ülkenin kendi tedbirini alması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bütün elçilikler bu ülkelerin sorumluluğu altındadır.

    BAYRAK YAKARSAN ÖFKE OLUR

    Bayrak yakma da çok yanlış. Bizim bayrağımız bir yerde yakıldığında nasıl bir hiddet duyarsak, başkasının bayrağı da eğer bizim ülkemizde veya başka bir ülkede yakılırsa tabii ki, o ülkenin mensupları da aynı öfkeyi duyarlar. İnanılmaz şekilde büyükelçilere hakaretler de yapılıyor. Halbuki bizde bir atasözü vardır. "Elçiye zeval olmaz" diye. Elçi o ülkenin temsilcisidir.

    SENİN DİNİN SANA

    Bizim dinimizde ’Başkasının dinine asla hakaret etmeyin’ denir. Çünkü başkasının dinine hakaret edersen, kendi dinine de hakaret ettirmenin yolunu açıyorsun. ’Senin dinin sana, benim dinim bana’ demişiz o bakımdan.

    HAMAS DEMOKRATİK OLMALI

    Hamas’a şöyle bir görev düşüyor: Demokratik şekilde seçildiler, demokratik şekilde de hareket etmeleri gerekir. Bunun da işaretleri var. Bu konuda özel bir gayret içerisindeyiz. Çünkü ilk yapılacak hareket çok önemli. Bazen ilk yaptığınız hareketler, ilk verdiğiniz demeçler sizi esir alır. Birçok kanallar vasıtasıyla bizim bilinçli ve kuvvetli mesajlarımız ulaştı onlara. Hepsiyle de bir araya gelebilirim. Çünkü hepsi seçilmiş, yarın hükümeti kuracak insanlardır. Burada önemli olan şey barış sürecinin aksamaması. Barışın yapılabilmesi için muhakkak ki riayet edilmesi gereken etikleri vardır. Bunların başında şiddete asla başvurmamak geliyor. İsrail açısından da karşılarında kuvvetli muhatabın olması daha iyidir. Barış kuvvetli muhataplarla yapılabilir. Kökü olmayan büyük halk desteği olmayan gruplarla da barış yapamazsınız.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı