Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Komploya dair

<B>DİYARBAKIR </B>başta olmak üzere Doğu ve Güney-doğu’da olanları, Gemlik, Bozüyük, Trabzon, Mersin ve İstanbul’da denenen kalkışmaları ve DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın <B>‘3-5 taşla geri çekilmemiz mümkün değildir. Daha büyük mitinglerde, daha büyük eylemlerde buluşacağız’ </B>(Hürriyet, 06.090.05) sözlerini doğru adrese bağlamazsak olanları anlamakta güçlük çekeriz.

Bu siyasal ve ideolojik ilişkiyi kurduğumuz anda son çeyrek yüzyıldır yaşadıklarımızın illiyeti (nedenselliği) çorap gibi sökülür.

TAM 32 İSYAN

‘Kürdistan Teáli Cemiyeti’
adını hiç duydunuz mu? ‘Kürdistan Teáli Cemiyeti II. Meşrutiyet dönemi Kürt cemiyetlerinin bir devamı olmasına rağmen siyasi açıdan öncekilerden farklı bir çizgide bulunmuştur. Bu çizgi ‘Kürt Muhtariyeti’ için çalışan ayrılıkçı bir cemiyet hüviyetidir. Cemiyetin bu hüviyeti, Meşrutiyet döneminde faaliyette bulunan Kürt cemiyetlerinden intikal eden bir misyon olmaktan ziyade, mütareke ile başlayan ve belirsizliklerin hakim olduğu devrenin kendine mahsus siyasi ortamıyla yakından alákalıdır.’ (Ahmet Yeşil, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Cedit Neşriyat.S.394)

Şimdi, Kürdistan Teáli (Yükselme) Cemiyeti ile DEHAP Genel Başkanı’nın yukardaki cümleyi söylediği 5 Eylül 2005 tarihinin arasını dolduralım: Mondros Mütarekesi, Sevr, Wilson Prensipleri, Şeyh Said Ayaklanması (1925), Ağrı Ayaklanması (1930), Dersim Ayaklanması (1937) ve PKK. 1806-1984 arasında tam 32 isyan.

Kürt beylerinin, Kırım Savaşı’nın (1853-1856) yarattığı iktidar boşluğundan yararlanarak iki alay kurmalarını da araya sıkıştırabiliriz.

‘Kürt Komplosu’nun önderleri dışında Kürtlerin yüzde yüze yakın çoğunluğunun bu illiyet (nedensellik) ilişkisini bildiğini sanmıyorum.

Doğu ve Güneydoğu sorununa genellikle devletin haksız olduğu, yanlış politikalar uyguladığı önyargısı ekseninde bakıldı. Devlet yargılanırken Kürt Teáli Cemiyeti ile başlayan nedensellik ilişkisine hiç dikkat edilmedi. Öyle ki Doğu ve Güneydoğu’ya sömürge toprağı olduğu bile iddia edildi.

FEODAL AYAKLANMA

Cumhuriyet dönemi Kürt kalkışmalarının Kürtlerin topluca özgürlük ve bağımsızlık iradelerini temsil ettiğini düşünmüyorum. Bunlar, PKK dışında, 1870 Viláyet Nizamnámesi ile resmi ayrıcalıklarının tehlikeye düştüğünü gören beylerin feodal ayaklanmalarıdır. Bu ayaklanmalar bölgenin feodal yapısını korumak ve Kürtler üzerindeki tartışılmaz feodal egemenliği sürdürmek için yapılmıştır. Ve PKK dahil hepsinin gerisinde dış destekler vardır.

STATÜKOCULAR

Dikkat ederseniz: Kürt feodal düzeni 1950’den itibaren bölgenin ekonomik yapısını değiştirmek istemeyen partilerle (DP, AP, DYP, ANAP, AKP) işbirliği yapmıştır. Zaten adını verdiğim statüko partileri de Kürt şeyh, bey ve eşrafı ile işbirliği yapmadan kendi politikalarından bir sonuç alamazlardı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI