Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Komplocular sürünecek

    Cem TURSUN / DHA
    01.09.2012 - 00:00 | Son Güncelleme: 01.09.2012 - 02:04

    İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Balyoz davasının 104’üncü duruşmasında, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, savunmasını barkovizyonla yaptı.

    Örnek, dosyadaki 2 raporu hazırlayan TÜBİTAK’ın  siyasete bulaştığını vurguladı.  Örnek, suçlamaları reddederek, “En büyük arzumuz  komplocuların süründüğünü görmek” diyerek şöyle konuştu:

    Kasaptan fırıncı olmaz

    “Kendi dergilerinin kapağına evrim teorisi mizansenini koyamamışlardır. Evrim teorisine inanmıyorlarsa bilimsel bir kurum değildir, inanıyorlarsa konmaması için siyasi baskı vardır. TÜBİTAK’ın bilimsel kalitesi ise alanına göre tartışılır. Bu kuruluşa 30’u aşkın proje verdim ve bir kısmının sonuçlarını aldım. Acaba iddia makamı kaç adet proje verdi? Eğer cevap ‘hiç’ ise söylenti üzerine iddia inşa edilir mi? Size bildik bir lisandan söyleyeyim, kasaptan iyi fırıncı olmaz. TÜBİTAK raporlarında açık bir şekilde eksiklik ve yanlışlıklar, hatta aldatmacalar var. Mahkeme TÜBİTAK raporlarını kabul etmemelidir.

    Dosyalar sahte

    Kasım 2002-Ağustos 2003 döneminde TSK içerisinde hiyerarşi dışı bir darbeye teşebbüs hareketi olmadı. İddia makamı tarafından bu amaca yönelik olduğu kabul edilen sayısal dosyalar sahtedir. Bütün ‘Balyoz’ olayı bir komplo olup darbe ile beslenen, darbe olmasa bile yaratan, hatta ortalığı boş bulursa kendisi sivil darbe yapan bir siyasi partinin ve onun yöneticilerinin siyasi getiri sağlamak için düzenledikleri veya düzenlenmesine göz yumdukları bir kurgudur.
    Gölcük belgeleriyle ilgili 14 Ocak 2011’de tamamlanan rapor, mahkemeye 24 Mart 2011’de ulaştı. Soruşturma savcıları kendi lehlerine gördükleri Ahmet Erdoğan’ın raporunu 1 veya 2 gün içinde 1’inci Ordu Komutanlığı’ndan aldırmışlardır. Ama iş sanıkların lehine olan bir raporu aldırmaya gelince kaplumbağa kurye olarak seçilmiştir. Eğer rapor 11 Şubat 2011 öncesi gelseydi tasarlanan tutuklama gerçekleşemezdi.

    Yalman’ın ifadesi

    Her iki orgeneralin (Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ) ifadeleri, Aytaç Yalman’ın alınamayan ifadesi kadar önemlidir. 2003’te Kara Kuvvetleri Komutanı (Yalman) ve Genelkurmay Başkanı’nın (Hilmi Özkök) haberi olduğu bir darbe teşebbüsü olsaydı, bu 2 orgeneralin kesinlikle haberi olurdu. Ama her ikisi de böyle bir konudan haberleri olmadığını defalarca tekrarlamışlardır. Mütalaada Kasım 2002-Ağustos 2003 döneminde, darbeye teşebbüs hareketinin Aytaç Yalman tarafından engellendiği yazılıdır. Bu konuda hiçbir yerde delil yoktur.

    Ezanın izahı

    MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı, devletin istihbarat toplayan yegane yasal kuruluşlardır. Bu kuruluşlar, ‘Bizde belge yok’ diyorsa Başbakan’a, bu kasetleri (seminer kasetleri) bunların dışında birileri, yani bir çete, yasadışı bir örgütün vermiş olması lazımdır. Kaydın yapıldığı yer ses geçirmezdir. Şimdi bu kayıtlarda ezan sesinin olması nasıl izah edilecek? Başbakan’daki ve Aytaç Yalman’a Başbakan’ın verdiği kasetler nerededir? Bavullu adam olmadığına göre, Baransu’ya bu kasetleri kim vermiştir? Polis mi?”

    Elimizden geleni esirgemeyeceğiz

    Şahsıma atılı hiçbir suçu kabul etmiyorum. Burada hazır bulunan 364 kişi masum ve davanın fiilinden bihaberdir. Bizler bu komployu hazırlayanları ve onlara yardımcı olanları tahmin edebiliyoruz. Bundan sonraki hayatımızda bu kişilerin en perişan hale gelip süründüklerini görmek en büyük arzumuz olacaktır. Bunun içinde elimizden gelen hiçbir şeyi esirgemeyeceğiz.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı