Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Komisyon gazeteciliği

Hadi ULUENGİN

Gazeteci milleti değil mi eninde sonunda baykuş işte, AB Komisyonu'nun felaketi ufukta gözükür gözükmez cibilliyetsizliğini yine nasıl belli etmiş.

Dün sabah ilk televizyon haberlerinde seyrettim, ‘Akil Adamlar Komitesi’ tarafından hazırlanan ve yukarıdaki Komisyon'un yolsuzluk yapıp yapmadığına dair görüş bildirecek olan hayati rapor önceki gece ilk kez dağıtılırken dünya medyalarının Brüksel'e akredite basın mensupları dosyalara mal bulmuş Mağribi gibi saldırıyordu. Kafa göz yararak birbirlerinin elinden kağıt kapıyorlardı.

Dur be adam n'oluyorsun ! Tamam, Ortak Pazar yürütme organında eğitim ve araştırmadan sorumlu Edith Cresson Hanım kendi özel dişçisini Fransa'dan Belçika başkentine ‘uzman’ diye getirtip onun gayet yüklü maaşını Avrupalı vergi mükelleflerine ödetmiş olabilir... Bursa'daki sağır sultanın bile bildiği bu hikayenin resmi versiyonunu biraz geç öğrensen patlar mısın ?

Yine tamam, ‘Akil Adamlar Raporu’ 1995'den beri Jacques Santer'in başkanlığını yaptığı Komisyon'un hepten alarga davrandığını ve sorumluluğun kolektif olduğunu belirtebilir... Bunu okuyan fukaralar içeride ‘şimdi ne halt edeceğiz’ diye ağlaşırken siz yüzsüz sırtlanların dışarıda bekleşerek ‘istifa var mı, yok mu’ diye aranızda bahse tutuşmanız centilmenliğe sığar mı ?

Hele hele, sabaha doğru basın toplantısı düzenleyen biçare Santer'in nihai istifa kararını açıklamasından sonra bahsi kaybedenlerin kazananlara bira ısmarlaması, bunların da tan vakti lıkır lıkır sıvı dikmesi yakışık alır mı ?

Ayvaz kasap hep bir hesap, gazeteci olmaktan kendi hesabıma utanıyorum.

* * *

ŞAKA bir yana, yolsuzluk iddiaları karşısında AB Komisyonu'nun Topluluk tarihinde ilk kez dün toptan istifa etmesi çok önemli bir olay oluşturuyor.

Bu gelişme her şeyden önce, şeffaflığa uzak durduğu ve ‘avrokrat’ denilen memurları aracılığıyla merkezi bir yapılanma inşa ettiği için zaten eleştiri odağı olan Ortak Pazar yürütme organının prestijine büyük darbe indiriyor.

‘Akil Adamlar Raporu’ ve onu hemen izleyen istifa hem paraların Brüksel'de çarçur edildiği yönündeki genel kamuoyu kanaatini pekiştiriyor, hem de Ortak Pazar dinamiğini yavaşlatmak için özellikle ‘yumuşak karın’ Komisyon'u hedef alan ‘Avrupa şüphecisi’ hükümet ve güçlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Dolayısıyla, güven bunalımını aşabilmek ve yukarıdaki dinamiğe tekrar ivme kazandırabilmek için AB devletlerinin hızla radikal önlemler alması ve yeni oluşturulacak Komisyon'da eski zaafların tekrarını engellemesi gerekiyor.

* * *

NE var ki bunu gerçekleştirmek söylendiği kadar kolay değil.

Çünkü son tahlilde daima ulusal çıkarlarını gözeten üye ülkeler AB yürütme organını kızağa koyarken de entrika ve hesap peşinde koşuyorlar.

Nitekim, dün istifa eden Brüksel kabinesine Lüksemburglu Jacques Santer'in 1995'de başkan atanması, güçlü Komisyon istemeyen devletlerin bu şahsiyetin renksizliği sayesinde Brüksel'i denetlemek arzusundan kaynaklanmıştı.

Aynı şekilde, şimdiki skandalın baş aktristi Cresson da Fransa'daki hazin geçmişine rağmen sırf Paris dayatmasından dolayı Belçika başkentine gitmişti.

Öte yandan, Topluluk dönem başkanlığını yürüttüğü için Komisyon krizini de çözümlemek zorunda olan Almanya'nın Santer kabinesini 13 Haziranda yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerine kadar görev başında bırakacağı kesinleşse bile aynı Almanya'nın yeni organ konusunda nasıl davranacağını hesaplamak zor.

Bonn'un Paris'le pazarlığa oturması, buna Londra, Roma ve Madrid'in kazan kaldırması, sonra diğerlerinin dayatması yine en yakın ihtimali oluşturuyor.

Açıkçası, AB tarihinde ilk kez gerçekleşen skandal bir olumsuzluğu aşmak için lüzumlu teorik reçete belli olsa da pratik tedavi hiç kolay gözükmüyor.

Dolayısıyla, Brüksel'deki meslektaşlarımın işi hem fazla ciddiye, hem fazla gırgıra alan tutumunu biraz anlayışla karşılamak gerekiyor.



X