Komedi sanıyorsanız yanılıyorsunuz!

Güncelleme Tarihi:

Komedi sanıyorsanız yanılıyorsunuz
Oluşturulma Tarihi: Aralık 09, 2012 00:00

036

Haberin Devamı

Yanlış anlaşılmasın, bu notlar 10 üzerinde değil, 20 üzerinden verilen notlar. Bir lisede edebiyat öğretmeniyseniz ve öğrencilerinizin yazdığı kompozisyonları okuyorsanız dertlisiniz demektir. Belki, ‘bizi kurtaracak olan, geleceğimizi emanet edeceğimiz yarının büyükleri bu çocuklar mı’ diye düşünmüyor da değilsinizdir... Derken bir gün, bir kompozisyon okur, heyecanlanırsınız.
0, 3 ve 6 notlarını veren Germain (Fabrice Luchini), Fransa’da Gustave Flaubert Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yapıyor. Öğrencilerine ‘bu haftasonu ne yaptığınızı anlatan bir kompozisyon yazın’ diyen Germain’i iki kompozisyon hayretlere düşürüyor.
Bu kompozisyonlardan ilki ‘Cumartesi günü pizza yedim ve televizyon seyrettim. Pazar günü hiçbir şey yapmadım’ cümlelerinden ibaret. Germain’i hayretlere düşüren diğer kompozisyonuysa sınıfta en arka sırada oturan bir öğrenci yazıyor.
Sadece 16 yaşında olan Claude’un (Ernst Umhauer) kompozisyonunda kullandığı zarif, yaratıcı, ironik ton öğretmeni hemen o anda sarsıyor. Claude, haftasonunda arkadaşı Raphael’in evine gidip normal, varlıklı bir ailenin nasıl yaşadığını merak ettiğini söylüyor.
Claude’un yazdığı kompozisyonu bir sanat galerisinde çalışan eşi Jeanne’la (Kristin Scott-Thomas) paylaşan öğretmen özellikle kompozisyonun son cümlesine takılıyor, Devam Edecek...
Claude’un evine girdiği arkadaşı Raphael’e adını veren baba (Denis Menochet) Çin’le ticaret yapmak isteyen, oğlunu çok seven, basketbol tutkunu bir adam. Dekorasyon tutkunu anne rolündeyse Emmanuelle Seigner (Esther) var.
Claude, yazdığı kompozisyonlardan birinde Raphael’in annesi Esther’den bahsederken ‘burjuva sınıfı kadınlarının kokusunu onda bulduğunu’ yazıyor. İşte o andan itibaren komedi türünde izlediğimizi düşündüğümüz filmde gerilim ağlarının birer birer örülmeye başladığını hissediyoruz.
Evet, bahçeli evde yaşayan aile sanki gerçekten mutlu. Evet, anne sanatla, dekorasyonla ilgili. Evet, baba ve oğul burjuva ailelerinde olduğu gibi pek akıllı değiller, anne de diğer ailelerde olduğu gibi depresyonda. Ve evet, alımlı, akıllı genç bir adam girdiği evde hayatı altüst edebilecek güçte...
‘Dans la Maison’ ülkemizde de sevilen François Ozon’un 15’inci filmi. San Sebastien Film Festivali’nde büyük ödülü kazanan ve Fransa’da ‘1.105.683’ izleyiciye ulaşan filmin, yönetmeninin en iyi filmi olduğu konuşuluyor. Fabrice Luchini ve Ernst Umhauer’e 2013 Cesar ödül adaylıklarını getireceğini düşündüğüm ‘Dans la Maison’da ilk önce cellatın, kurbanın kim olduğunu soruyoruz.
Öğretmenin öğrenci, öğrencinin öğretmen olduğu filmde yazmak için bir ailenin hayatını altüst etmeyi göze alan 16 yaşındaki Claude da, Claude’un yazdığı kompozisyonlardan aldığı zevk bağımlılığa dönüşen ve Claude’un yazdıklarıyla beslenen, onu yüreklendiren öğretmen Germain de masum değiller... ‘Dans la Maison’un sonunda Alfred Hitchcock’un ‘Rear Window’ filmini andıran bir sahnede her hayatın bir roman, her hayatın da bir film olabileceğini görüyoruz. François Ozon yeni filminde verilen anlık kararlarla bir filmin melodrama, gerilim ya da komedi türünde yol alabileceğini gösterdiği  gibi, hayatın ve insanların da sanat ya da başka amaçlar için kolaylıkla manipüle edilebileceğini gösteriyor...

Haberin Devamı

Büyük bir eksik kapandı

Haberin Devamı

40 yıllık bir sevdanın, yedi yıllık bir çabanın eseri ‘Oyunname’. Kitabın yazarı Türkiye’nin en iyi tiyatro yazarı Tilda Tezman. ‘Oyunname’ Türkiye’de eksikliğini çektiğimiz kaynak kitaplardan biri olduğu gibi Avrupa ve Amerika’daki örnekleriyle boy ölçüşebilecek kadar kapsamlı, üstün bir çalışma.
Bir bütün olarak çok iyi düşünülmüş, çok iyi tasarlanmış olan  Oyunname’yi okurken sadece Avrupa tiyatrolarında bir yolculuğa çıkmıyor, aynı zamanda Avrupa tiyatrolarında yaşanan değişimler ve tiyatronun nereye gittiği konularında da fikir sahibi oluyoruz.
Tiyatro festivallerinden opera festivallerine; Romain Gary’den Harold Pinter, Alan Bennett ve Yasmina Reza  gibi yazarlara; Alain Delon’dan John Malkovich, Pierre Arditi ve Michel Bouquet gibi oyunculara, Woody Allen’dan Ariane Mnouchkine ve Alfredo Arias gibi yaratıcılara uzanan yazılar sayesinde Tilda Tezman, okurlarını bambaşka kültürlere, bambaşka hayatlara götürüyor.
Yurtdışında gidemediğimiz oyunları Tilda Hanım’ın kaleminden okurken sanki bizzat o an, o tiyatrodaymış hissine kapılıyoruz. Bir okur daha fazlasını isteyebilir mi?
‘Oyunname’ büyük bir itinayla hazırlanan ve uzun zamandır Türkiye’de yayınlanmış olan  en güzel kitaplardan biri. Tiyatro sevdalılarının başucu kitabı yapacakları ‘Oyunname’ başka dünyalara yolculuk etmek isteyen okurlara ise 189 büyülü dünyanın kapılarını açan muazzam bir kitap.

Haberin Devamı

Jahmene’le tanışın

Ä°smi ‘Caameyn’ diye telafuz ediliyor. Korku içinde büyümüş bir genç adamdan bahsediyoruz. Jahmene’in korkusunun sebebiyse kendisini, annesini ve kardeÅŸlerini ölümle tehdit eden, annesini döven, vahÅŸi babası... KurtuluÅŸu müzikte bulan Jahmene Douglas bu sezon ilk sahneye çıktığı andan itibaren Ä°ngilizlerin Popstar yarışması X Factor’da müzikseverleri büyüledi. Jüri ne kadar bu akÅŸam X Factor yarışmasını Jahmene yerine James Arthur adlı yarışmacının kazanmasını istese de, ben uzun yıllar boyunca Jahmene Douglas’ı dinleyeceÄŸimizi düşünüyorum. Tavsiyem bu derin soul yorumcusuyla bir an önce tanışmanız...Â

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!