Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kolektif bilinçaltı

Serdar TURGUT

Amerika'da Clinton'ın başkanlıktan azil talebinin görüşüldüğü Senato mahkemesi toplumun kolektif bilinçaltının nasıl ilginç bir şekilde işlediği konusunda enteresan bir ipucu verdi.

Senato'daki yargılama sürecinde ‘savcılık’ makamının kapanış konuşmasını Temsilciler Meclisi'nden Henry Hyde yaptı.

Hyde, konuşmasında ‘‘Bu ülke için canını veren şehitlerimizi Normandiya Çıkarması'nda ölen kahramanları hatırlayın. Onların bize devrettiği ilkeler için oyunuzu kullanın’’ dedi.

Clinton'ın avukatı Charles Ruff savunmanın ilk günü açılış konuşmasında ilginç bir taktik izledi.

Küçüklüğünde geçirdiği hastalık nedeniyle ayakları felç olan Ruff, tekerlekli sandalyesinden yaptığı konuşmada ‘‘Evet belki ben savaşın acılarını birinci elden tatmadım. Ama Normandiya'da o gün ilk karaya çıkan grup içinde bulunan ve geçenlerde onu toprağa verişimize kadar yaşadıklarını unutamayan babam da bu başkanın görevden alınmasını istemezdi’’ dedi.

***

Görüldüğü gibi Amerikan kolektif bilinçaltında ilginç bir olay yaşanıyor.

Farklı görüşlerde yer alan insanlar, İkinci Dünya Savaşı günlerini, o dönemde savaşan insanların kahramanlıklarını gündeme getiriyorlar.

Bugünlere hızla gelineceği daha geçtiğimiz yaz aylarında belliydi.

Steven Spielberg Amerikan film endüstrisinin ‘yaz sezonuna’ ilişkin hafif, macera filmleri piyasaya sürme ilkesini bozup Normandiya Çıkarması'nı konu alan ‘Saving Private Ryan’ı piyasaya sürünce herkes filmin zarar edeceğini zannetmişti.

Aksi oldu. Yaz aylarında ciddi film seyretmeyeceği tahmin edilen Amerikalılar bu filme koştular.

Aynı zamanda büyük bir pazarlama dehası olan Spielberg, Amerika toplumunda inanılmaz bir İkinci Dünya Savaşı dönemi insanlarına özlem oluşmaya başladığını fark etmişti.

Film, bu dönemin insanlarında var olduğu varsayılan sağlam karakter özelliklerini ön plana çıkarıyor, onurlu, sıradan, vatan için ölmekten korkmayan insanların yarattığı Amerika'yı anlatıyordu ve bu yüzden de insanlar sinemada ağlıyordu.

***

Clinton, Amerikan toplumunun manevi yapısına çok zarar verdi.

Yıllardan beri her konuda yalan söylüyor. Yaptığı hiçbir hatayı, biraz kendisine saygısı olan herhangi bir insanın yapması gerektiği gibi üstlenmiyor.

Suçu durmadan başkalarının üstüne atıyor.

Karısını topluma açık bir şekilde durmadan aldatıyor. Arkadaşlarını iki dakika içinde satıyor. Bir gün dediğini ertesi gün kabul etmiyor.

Ve unutmayın ki bu Clinton askerden de kaçmıştı.

Amerikalılar bu olağanüstü karakter deformasyonu karşısında gerçekten bunaldılar.

Gerçi Amerikan ekonomisi şu anda çok sağlam ve insanlar hallerinden memnunlar.

Halkın çoğu Başkan'ın azil gibi travmatik bir süreçle atılmasını istemiyor.

Ama bir yandan da Başkan'daki karakter deformasyonunun verdiği manevi zararı sürekli biliçaltlarına atıyorlar. Sonunda bilinçaltları toplu halde bunaldı ve Savaş Dönemi nostaljisi başladı.

Şu anda Amerika'da en çok satan kitap Tom Brokaw'ın ‘‘The Greatest Generation’’ adlı kitabı.

Brokaw İkinci Dünya Savaşı'nda savaşıp da geri dönen askerlerin sadece büyük bir nesil değil, tarihteki en büyük nesil olduğunu düşünüyor.

Sinemada savaş filmleri birbiri ardına geliyor. İzleyici oranı en hızla yükselen kablolu kanal, çoğunlukla İkinci Dünya Savaşı belgesellerinin gösterildiği Tarih Kanalı (History Channel).

Ve tahmin edin bakalım şu anda tekrar moda olan ve bir çılgınlık halinde yayılan son dans ne Amerika'da?

Evet, swing dönüş yaptı. Savaş döneminin dansı şimdi diskoteklerde yapılıyor.

Amerika'nın her yerinde açılan Two Step Club denilen dans kulüplerinde gençler step öğreniyorlar.

Genç müzik grupları Cherry Poppin Dadies türünden o döneme ait isimlerle piyasaya çıkınca hemen popüler olabiliyorlar.

Bombshell, Showgirl gibi yine savaş dönemine ait kavramlarla isimlendirilen koyu kırmızı rujlar yine çok moda.

***

Kolektif psikoloji nostaljiye kaçabilmek için tarih içinden cımbızla seçip alıyor istediklerini.

O dönemin aynı zamanda komünist avı görünümü altında Amerika'da inanılmaz bir baskıcı dönem başlattığı, savaştan dönen zencilerin yine otobüslerde arka koltuğa oturtuldukları gibi ‘detaylar’ unutuluyor.

Savaşta sadece erkekler vardı. Popüler kültür araçları üstelik bunların sadece beyaz erkeklerden oluştuğunu halka kabul ettirmişti.

Kadınlar yoktu savaşta.

Beyaz erkekler onurlu bir dayanışma içinde sorunları altediyorlardı.

Bugünkü gibi kadınlar yüzünden çıkan sorunlar yoktu etrafta. Yine ‘azınlık hakları’ hareketiyle bastırılmış, olaylara müdahale etmekten korkar hale gelmiş beyaz insanlar da yoktu. Oral tarihin en büyük isimlerinden olan Studs Turkel'in deyimiyle İkinci Dünya Savaşı ‘‘Güzel savaş’’tı. Şimdi artık emir komuta zincirleri, hiyerarşiler yok edildi. Beyaz erkeklerin kurmuş olduğu söylenen ‘onurlu dayanışma dünyası’ yıkıldı.

Kadınlar Amerikan başkanını bile dize getiriyor.

Başkan ise bir asker kaçağı.

Amerika eski günleri istiyor ama Clinton da hiçbir yere gidecekmiş gibi gözükmüyor.



X