Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kolay ama yanlış yolu seçmek

Türkiye'deki Gezi Parkı eylemleri ve polisin protestolara yönelik aşırı sert müdahalesi Avrupa Birliği'ni (AB) köşeye sıkıştırdı.Köşeye sıkıştırdı diyorum, çünkü yaşananlar, son birkaç yıldır her iki tarafın da sessizce kabul ettiği ve esasen memnun olduğu "statükoyu" bozacak nitelikte.

Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler zaten fiilen donmuş durumdaydı. Statükodan kastettiğim de bu.Türkiye, AB'nin başta vizeleri kaldırmak üzere birçok konuda uyguladığı çifte standarttan rahatsız…AB de Yunanistan ve Rum Kesimi vetolarının yanında Türkiye'nin reformlara ara vermesinden…

Özetle, ilişkiler teknik ve resmi olarak durdurulmasa da üç yıldır ilişkilerin en önemli noktası müzakerelerin donmuş olmasından iki taraf da pek şikayetçi değildi.

 

HÜKÜMETLERE BASKI VAR/images/100/0x0/55eb1968f018fbb8f8aafcd1

 

Ancak Gezi Parkı eylemleriyle başlayan ve polisin aşırı güç kullanımıyla devam eden olaylar bu durumu da değiştirecek nitelikte. Zira, Avrupa'da hükümetler, kendi ülkelerinde oluşan kamuoyu baskısına yanıt vermek zorunda.İngiltere, ortadan gidiyor. Fransa sessiz. İpler şu aşamada AB'nin diğer önemli ülkesi Almanya'nın elinde görülüyor.Zaten Almanya'nın Hıristiyan Demokrat Başbakanı Merkel de "aman birşey olsa da, Türkiye ile araya mesafe koysak" diye bahane ararken, aradığı şeyi de bulmuş oldu.Almanya'nın yanında bir de Hollanda var. Onlar da aktif. Özellikle Avrupa Parlamentosu'nun en etkili ülkelerinden biri olduğunu ve çok sayıda Türk'ün yaşadığını düşünürsek bu tutumları oldukça doğal.

 

SOPA MI, HAVUÇ MU

 

AB'de esen hava, Türkiye'de demokratik haklarını barışçıl yollarla kullanan insanlara yönelik yapılan muamele ve müdahalelerin kendi normları çerçevesinde "kabul edilemez" olduğu yönünde.Üstelik, kendi kamuoylarına da neden sessiz kaldıklarını anlatmaları güç.Başta Almanya olmak üzere, AB'de son dönemde yapılan tartışmaların da gelip tıkandığı nokta da tam olarak bu:Türk hükümetine yaptırım uygulamalı, sessiz kalmamalı. Ancak atılacak adımlar, Türk halkını cezalandırmamalı, yalnız bırakmamalı…Bunun nasıl olacağı ise işin zor tarafı. Hollanda ve Almanya'daki Merkel'in partisi dışında kalan kesimler, müzakerelerin devam etmesi gerektiği yönünde.


 

MERKEL KENDİ BAKANINI DİNLEMİYOR

 

Hatta Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle, her bulduğu fırsatta, Türkiye ile "temel haklar, hukuk devleti ve özgürlük hakları" alanlarındaki başlıkların açılması gerektiğini savunuyor. Yani Westerwelle, Türkiye'nin sopayla cezalandırılmasını değil, havuç yöntemiyle ödüllendirilerek ele alınması gerektiğini savunan kampın en önemli temsilcileri arasında yer alıyor.Hollanda'dan gelen sinyaller de esasen bu yönde. Zira, Türkiye ile üç yıl sonra ilk kez bir başlığın açılmasının ele alındığı teknik komite toplantısında hem Hollanda hem/images/100/0x0/55eb1968f018fbb8f8aafcd3 Almanya "çekimser" kaldı.Yani bir nevi, bu ay sonuna doğru yapılacak olan Hükümetler Arası Konferans'a kadar "bekle ve gör" stratejisi benimsediler.Ancak ne olduysa, dün toplanan büyükelçiler toplantısında oldu. Hollanda pozisyonunu korurken, Almanya, çekimserlikten "veto"ya geçti.

 

GÖZLER AY SONUNDAKİ ZİRVEDE

 

Yani, Almanya yeni başlığın açılmasını engelledi.Şimdi ay sonunda AB devlet ve hükümet başkanları zirvesi var. Türkiye'ye havuç mu, sopa mı gösterileceği orada çok daha iyi netleşecek.Ancak şimdilik görünen, AB'nin Almanya ve özellikle de Merkel'in ısrarıyla "sopa"yı tercih ettiği yönünde. Bu da kolay ancak yanlış yöntem. Bu yolda ısrarcı olunması halinde, ilişkiler onarılması güç şekilde yara alacağı gibi, AB Türkiye'de zaten bir avuç kalan AB üyeliği destekçilerini de kaybetmiş olacak.




Yazarın son yazıları

#14 Haziran 2013 O gece neler oldu?
#7 Haziran 2013Siz ne cool'muşsunuz,be abi!
#31 Mayıs 2013 Acil çıkışı istemeden bir daha düşünün!
#24 Mayıs 2013 Dünya tarihini değiştirecek sütun
#17 Mayıs 2013 Ben Affleck’i kıskandıracak gizli operasyon...
#10 Mayıs 2013 İsrail'in "Gizli Mesajı"
#3 Mayıs 2013 Ve “O kitap“ çıktı


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

X