Gündem Haberleri

    Kocası da sübyancılığı savunmuş

    Hürriyet Haber
    16.01.2002 - 01:57 | Son Güncelleme:

    Geçtiğimiz hafta ‘‘Çocuk Pornosu’’ yazısıyla büyük tepkilere sebep olan Sabah gazetesi yazarı Gülay Göktürk'ün kocası Metin Götürk'ün de daha önce aynı konuda yazılar yazdığı ortaya çıktı. Metin Göktürk, her iki yazısında da apaçık bir biçimde sübyancılığı savunuyor.

    Radikal gazetesi köşe yazarlarından Nuray Mert'in dünkü yazısında yer alan bilgilere göre, Metin Göktürk, şimdi artık yayımlanmayan Yeni Binyıl gazetesindeki ‘‘Subjektif’’ adlı köşesinde iki kez aynı konuya temas etti.

    Metin Göktürk, ‘‘Sübyancı' başlığını taşıyan ilk yazısında (30 Temmuz 2000), Londra'da Soho semtinde dolaşan ve hayali mi yoksa gerçek mi olduğu bilinmeyen bir kişinin çocuk pornosu kaseti arayışını ve kovuluşunu anlatıyor. Daha sonra, yazarın kendisi olduğunu anladığımız bu kişi, aynı şeyi Amsterdam'da da yapıyor ve yine kovuluyor. Arkasından da şunları söylüyor:

    ‘‘O gün bu gündür nerede sübyan görsem kaçar oldum. Okul önünden geçemiyorum. Komşunun küçük kızı kapı önünde seksek oynuyorsa ben o gün evde hapisim demektir.’’

    Göktürk, bu satırların ardından, ‘‘Koca bir çocukluk ve ilk gençlik boyunca temel açlığa mahkum edilen her insan, yani bütün insanlık açıkça sübyancıdır’’ diyerek şu satırları yazıyor:

    ‘‘Kursağımızda düğümlenmiş o ukteyi, o silinmez yoksunluk duygusunu mezara kadar taşırız. Özsaygısı olan bunu hiç değilse kendisine itiraf eder ve yaşam cesareti olanlarımız açığa vurur. Sübyancı, küçük kızı asla yetişkin kadının yerine ikame etmez. O, ister cinsel açlık içinde olsun, ister olmasın sübyanı bir başka açlığın ve hasretin cevabı olarak arzu eder. Ve hatta diyebiliriz ki, sübyancı ajitasyon asıl etkisini doyumun ardından gösterir. Cinsel doyum, bütün öteki doyumlar gibi açlığın acısını bir kez daha hatırlatır, ruhsal açlığa kapı aralar. Kapısından dönülmüş cennet, zehirli bir pembelik olup havayı doldurur.’’

    İKİNCİ YAZI DA AYNI

    Metin Göktürk ‘Sübyan’ adını taşıyan ikinci yazısında ise önce 2000 yılının hemen başında İngiltere'de Sarah Payne adlı küçük bir kız çocuğuna tecavüz edilip öldürülmesini konu ediniyor. Payne'in vahşice katledilmesi karşısında İngiliz basının takındığı anti-sübyancı kampanyayı eleştiren Göktürk, ‘‘hadım edilmesine karar verilenlerin, sübyancılar değil sübyanlar’’ oldunu savunarak şunları söylüyor:

    ‘‘Başlangıçta, bebeklikte, okşanmadık, öpülmedik yerini bırakmayız. Tensel hazzı ona doyasıya tattırırız. Sonra sonra her yıl, çocuk bedeninin yerlerini okşanma, sevilme alanının dışına atarız (...) Onun zihninin ve duygularının gelişip serpilmesini keyifle izler, destekleriz. Ama ten sözkonusu olduğunda bu süreç tam tersine döner (...) Çocuk bedeni daha havanın suyun, öpülüp koklanmanın tadına doyamadan, keşfedeceği daha bin türlü haz kapıda beklerken, arzu yeteneğini adım adım yitiririz; haz, tenin üzerinden parça parça dökülmeye başlar. Taa ki, o su gibi berrak, yaşam yüklü ten çatlak bir toprak misali çoraklaşana kadar. Bu hadım ediliş öylesine doğal, öylesine ahlaka uygun ve aksi düşünülemez tarzda yapılır ki, çocuk, bebeklikten kalma bütün haz anılarını içine gömer.’’
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı