"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Koca Ergenekon’u Haberal’a indirgediler

NEYMİŞ efendim, Mehmet Haberal hapishanede olması gerekirken hastanedeymiş.

İşin içinde dümen varmış...
Mehmet Haberal’ın derhal hapishaneye konması gerekiyormuş.
Gazetelerinden her gün bunun haberini veriyorlar, yorumcuları her gün bunun üzerine laf söylüyorlar, ekranlarından bunun yorumunu yapıyorlar, polisleri gün aşırı hastaneye baskın veriyor.
Varsa Haberal, yoksa Haberal...
Artık nasıl bir öfke, nasıl bir kin, nasıl bir intikam duygusu biriktirmişlerse...
Ancak Haberal’ın hapishaneye konulmasıyla yatışacaklar.
Eli kanlı terör örgütü üyelerinin tahliye edilmesi karşısında bile göstermedikleri enerjiyi, Haberal’ın hastaneden hapishaneye gönderilmesi için gösteriyorlar.
* * *
Haberal’dan hiç hazzetmem.
Dünya görüşü bana uymaz.
Ayrıca beni mahkemeye vermiş durumda.
Hem hapsimi istiyor, hem de yüklü miktarda tazminat talep ediyor.
Ama benim kitabımda düşene vurulmaz.
Eğer bir adam özgürlüğünü kaybetmişse...
Eğer bir adam kapısında güvenlik güçlerinin bulunduğu bir hastane odasına tıkılmışsa...
Eğer bir adam “Hapishaneye gitmesine sağlığı elvermiyor” diye rapor almışsa...
“Atın bu adamı zindana” diye tepinmem.
Bunu delikanlıya yakıştırmam.
“Bakın... Adam ayakta duruyor, demek ki sağlığı yerinde, hapse girsin” diye yapılan haberlere midem bulanmadan bakamam.
Mazlumun açığını yakalamayı da, mağduru ihbar etmeyi de...
Ayıp, hem de çok ayıp sayarım.
* * *
Bu ayıbı işleyenler, ayrıca koca Ergenekon Davası’nı da madara ediyorlar.
Düşünsenize:
Ümraniye bombaları unutuldu. Veli Küçük unutuldu. Özden Örnek unutuldu. Teoman Koman unutuldu. Cumhuriyet’in bombalanması unutuldu. Neredeyse Danıştay cinayeti bile unutuldu.
Geriye bir tek Mehmet Haberal’ın hastaneden hapishaneye sevki kaldı.
Mehmet Haberal hastane odasından hapishane koğuşuna postalanırsa...
Türkiye geçmişin bütün pisliklerinden arınacakmış gibi bir hava yayıyorlar.
Bilmem farkındalar mı ama “zalim” oldukları kadar “gülünç” de oluyorlar.

Bir köşe yazarını delirten 10 tepki

-  BİR: İlk defa doğru bir şey yazmışsın.
-  İKİ: Seni sevmem ama bugün yazdıklarına katılıyorum.
-  ÜÇ: Gördün mü? Falanca yazar sana nasıl da laf çakmış.
-  DÖRT: Kişileri değil fikirleri yaz.
-  BEŞ: Bana ne kardeşim senin nerelerde gezdiğinden...
-  ALTI: Bunu da yazdın ya... Artık seni okumayacağım.
-  YEDİ: Hadi bakalım, sen de dümen kırmaya başladın.
-  SEKİZ: Ne oldu? Falanca yazarın hakkında yazdıklarına nasıl da cevap veremedin.
-  DOKUZ: Eskiden seni sevmezdim, şimdi seviyorum.
-  ON: Eskiden seni severdim, şimdi sevmiyorum.

Kurtlar Vadisi Filistin için hazırlık rehberi

-  İNTİKAM: Çuvaldan sonra bir milli meselemiz daha Şaşmaz biraderler eliyle hal yoluna konulmuş durumda. Polat Alemdar, bir kez daha “itina” ile intikamımızı alıyor.
-  TEFRİT: “İsrail’i gözümüzde büyütmeyelim” yaklaşımıyla çekilen film, ifratla mücadele ederken tefrite saplanıyor. Filmi seyrettikten sonra İsrail, gözümüzde biraz fazla küçülüyor.
-  ÇITA: Beklenti çıtasını düşürün: Filmde ne “Mavi Marmara gemisi”nin ne de “Filistin davası”nın hakkı veriliyor. Ama ikisi de sonuna kadar sömürülüyor.
-  KIYAS: Bir mukayese denemesi: Polat Alemdar’ın Filistin duyarlılığı ile Rambo’nun Afganistan duyarlılığı birbirine çok benziyor. İkisi de yüzeysel, ikisi de çocukça, ikisi de çok naif...
-  AKSİYON: Bu film hiçbir işe yaramayacaksa bile şu işe kesin yarayacaktır. Yine “Ay vallahi aksiyon sahneleri Hollywood yapımlarını aratmıyor kardeş” türü kompleksli tepkilere kesin mazhar olacak.
-  BEHZAT ABİ: “Behzat Ç.” var ya... Hani şu haşin bir Ankara polisi... İşte o polis, bu filmde “kötü İsrailli” rolünde... Bu film bazıları için sırf bu nedenle izlenmez ya da yine bazıları için sırf bu nedenle izlenir.

Mısır ayaklanmasının ayaklandırdığı anılar

-  Türkiye İslamcılığının gelişmesi ve serpilmesinde Mısır Müslüman Kardeşleri’nin, yani Mısır İhvanı’nın rolü ve katkısı asla inkâr edilemez.
-  1966’da idam edilerek öldürülen Mısır rejim muhalifi Seyyid Kutub’un “Yoldaki İşaretler” adlı kitabı, Türkiye’de İslamcılığa ilk adımı atan bütün gençlerin el kitabıydı. O kitabı okuyup da devrim rüyası görmeyen İslamcı genç yoktur.
-  Bugünlerde eski İslamcılar unuttular ama ben unutmayayım: Hasan El Benna’dan da söz etmeliyiz. İhvan-ı Müslimin’in kurucusu olan El Benna’nın Türkiye İslamcıları üzerindeki etkisi büyüktür.
-  80’lerde Türkiye’de modaydı: Seyyid Kutub okunur ve İslam devrimcisi olunurdu. İslam’ın bir ideoloji gibi algılanmasında Seyyid Kutub başrolü oynamıştır.
-  Bir zamanlar Türkiye’de İslamcılar arasında Musa ile Firavun’un mücadelesini, çağdaş Mısır’daki mücadelelere uyarlamak modası vardı. Mesela Enver Sedat’a “çağdaş Firavun” denirdi. Onun öldürülmesinin ardından bu kez Hüsnü Mübarek “çağdaş Firavun” oldu.
-  Şimdi unutuldu ama bir zamanlar “Tağut” kelimesi de İslamcılar arasında en çok kullanılan kelimeydi. Bir tür çağdaş put anlamında kullanılırdı. İslam devriminin önündeki her türle engele “tağut” denirdi. Bu kelimenin kaynağı da Mısır İslami hareketleridir.

Meraklısına notlar

-  Merkez sağı diriltme çabasında bulunanlara sesleniyorum: Boşa çabalamayın. Sizin arsaya AK Parti kocaman bir alışveriş merkezi dikti. Yani merkez sağ, AK Parti oldu. Geçmiş olsun.
-  Fark ettiniz mi bilmiyorum: Yeryüzünde kanlı geçen günlere genellikle “Kanlı Pazar”, felaket günlerine de genellikle “Kara Cuma” diyoruz.
-  Ağzına içkinin damlasını bile koymayan birinin içki içme özgürlüğünü savunmasında şaşacak bir şey yok. Bunu başını hiç kapatmamış bir kadının, türban özgürlüğünü savunması gibi algılamak gerek.
-  Bir liberal yazar, AK Parti’ye vururken “dostlukların son günü” aşamasına geldiğini hesaba katmalıdır. Çünkü Tayyip Erdoğan, vuranın üzerine çarpı atmasıyla maruf bir liderdir.
-  Açık söyleyeyim: Bana filmi çekerken sette çok eğlenen film ekiplerinden ve son albümleri içlerine sinen müzisyenlerden gına gelmiş durumda.

X