Gündem Haberleri

    Klasikte bir genç baton

    Hürriyet Haber
    08.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Borusan Filarmoni Orkestrası'nın bugün saat 19.30'da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde, yarın aynı saatte Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda vereceği konserleri genç şef Alpaslan Ertüngealp yönetecek. Konserlerin solisti, viyolonselci Daniel Grossgurin.

    Orkestra şeflerinin rodeocularla aynı kaderi paylaştığını söyler kimileri. Konserlerde olmasa bile, provalarda şeflerin çıktıkları platformda ayakta kalabilmeleri başlıbaşına bir başarıdır. Hele hele genç ve tecrübesizlerse, konuk şef olarak çalışıyorlarsa ve kurt orkestra üyelerinin muzipliklerini zamanında fark edemezlerse... Efsanevi şeflerin başına gelenleri bir hatırlayın: Leonard Bernstein'ı istemeyen Viyana Filarmoni'yi, Karajan'a isyan eden Berlin Filarmoni'yi, Mahler'in yakınmalarını...

    27 yaşında piyano kariyerine ara verip şefliğe başlayan Alpaslan Ertüngealp, bugüne kadar aralarında Budapeşte Senfoni, St. Petersburg Filarmoni olmak üzere 20 civarında orkestrayla çalıştı. 1993’te Janos Ferencsik, 1999’da Prokofiyef yarışmalarında şef olarak ödül aldı. İstanbul konserleri öncesi buluştuğumuzda önce büyük orkestralarla çalışırken yaşadığı ilginç olayları sormak istedik.

    Szabo'nun ‘‘Venüs'le Buluşma''sını ya da Fellini'nin ‘‘Orkestra Provası''nı izlediniz mi?

    Evet. İki filmi de çok sevdim.

    Budapeşte ya da St. Petersburg gibi orkestraların karşısına şef olarak ilk çıkışınızda soğuk terler döktünüz mü, iki filmdeki olayların benzeri yaşandı mı?

    Benzer olayları yaşadım. Orkestra üyeleri sezgileri çok güçlü insanlardır. İlk provanın ilk birkaç dakikasında şefi anlar, ona göre davranırlar. Küçük sınavlar hazırlarlar. Yaptıkları ilk muzipliği ya da hatayı fark ederseniz sorun çözülür. Bazen, eğer zamanınız yoksa, duymazlıktan gelirsiniz. Bilirsiniz ki, konserde bunların hiçbiri yapılmayacak, herkes en iyi yorum için çalışacaktır.

    Muzipleri iyi tanıyor

    En muzip müzikçiler hangi gruplardan çıkıyor, nefesliler mi, yaylılar mı?

    Her orkestranın yüzde üçü, dördü şefi sınamayı seven, muzip müzisyenlerden oluşur. Eğer bunlar nefesliler içindeyde fark etmek kolaydır. Ama yaylılar arasındaysa çok zordur. Tüm yaylıların çaldığı bir tutti'de, kenardaki bir kemanın yaptığını değil şef, bilgisayar bile algılayamaz. Hissedersiniz ancak.

    Sizin başınıza neler geldi?

    Orkestraların ismini vermek istemiyorum. Avrupa'daki bir orkestrayla konsere hazırlanıyorduk. Zamanımız çok kısıtlıydı. İlk provalarda bazı yaşlı üyeler küçük muziplikler yapmaya başladı. Fark ettiğimi belli ettim. Devam etti. Ara verildiğinde orkestra sözcüsüyle konuştum. Muzipleri uyarmasını istedim. ‘Duymazlıktan gelin, size söz, sahnede sorun olmayacak‘ dedi. Gerçekten de harika bir yorum çıkardılar. Bir başkasında prova saatlerini uzatmak istediğimde sorun çıktı. Orkestralar uzun prova sevmez. Çalışma programını değiştirip olay çıkarmadan uzlaştık. Türkiye'de bir senfoni orkestrasının yaylı grubu da ilk provamızda şaka olsun diye matrak bir şeyler çalmıştı. Hep birlikte güldük. Provaya devam ettik.

    Sir George Solti'nin orkestradaki lakabı Haykıran Kurukafa'ydı. Size isim takıldı mı hiç?

    Duymadım. Ama çok prova yapan, titiz, ayrıntılara fazla önem veren bir şef olarak benden bahsettiklerini duydum.

    Maraton koştu

    İki yarışmada şef olarak ödül kazandınız. Piyanistlerinkini biliyoruz, şefler nasıl bir sınavdan geçiriliyor?

    Ferencsik yarışmasını anlatayım. Kayıtlar ve özgeçmişe bakılarak ön eleme yapılıyor. On orkestra eserinin adı veriliyor, hazırlanmanız isteniyor. Yarışmadan bir gün önce kurayla hangi uvertürü seslendireceğiniz saptanıyor. Bunu ve Mozart'ın ‘‘Prag Senfonisi''ni ezbere yönettik. İkinci aşamada, daha önce bildirilmeyen bir eser verildi. İki dakika sonra çıkıp orkestrayı yönettik. Orkestraya önceden söylenen, ustaca gizlenen on hatayı bulmamız istendi. Bunlar bir enstrümanın eksik, yanlış, yanlış ritmde, ya da bir partinin farklı enstrüman tarafından çalınması şeklinde oluyor. İki aşamayı geçenlere Beethoven'in bir senfonisi ve Bartok'un ‘‘Harika Mandolin''i verildi. 24 saat sonra eserleri ezberden yönetmeleri istendi. Bunda ve Petersburg'daki yarışmalarda üçüncü oldum.

    Mahler ve Şostakoviç anılarında orkestra partisyonunu paralel okumanın, yani onlarca çalgı için yazılmış notaları aynı anda okuyup müziği duyabilmenin, büyük yetenek istediğini söyler. İkisi de mucizevi şekilde bunu genç yaşta başarmış. Siz hangi aşamadasınız?

    Zamanla gelişen bir yetenek bu. Şeflik öğreniminden çok önce, lise öğrencisiyken orkestra partisyonu okumayı kendi kendime öğrenmiştim. Beethoven, Mozart, Brahms, Schubert'in partisyonlarını paralel okuyabiliyorum. Bartok, Stravinski, Mahler'de çok karmaşıklaşıyor. Henüz bir bakışta tümüyle duyamıyorum. Ama bu yetenek yavaş yavaş gelişiyor. En karmaşık metinleri bile kısa çalışmayla çıkarabiliyorum.

    Koleksiyonu müthiş

    Avrupa'da şeflik yapmak ciddi bir birikim gerektiriyor. Siz 1980'lerin kısıtlı imkánlarıyla, birikiminizi nasıl sağladınız?

    Çok küçük yaştan beri müzik dinleyerek, okuyup, araştırarak. İki yaşında plağı işaret edip annemden Mozart'ın ‘‘Küçük Bir Gece Müziği''ni çalmasını istermişim. Ortaokul yıllarında plak toplamaya başladım. Yurtdışına gidenlerden plak, nota isterdim. Notadan takip ederek dinlerdim müziği. Çok geniş bir arşivim oldu. 1987'de Franz Liszt Akademisi'ne gittiğimde Beethoven'in, Mahler'in tüm senfonilerini biliyordum. 1995'te şeflik eğitimine başladığımda hocalarım, öğrenecek bir şey kalmamış, diyorlardı. Çünkü sınıf arkadaşlarım daha bu senfonileri birbirinden ayrıt bile edemiyordu. Macaristan'da notalar, plaklar çok ucuzdu. Orada da binlerce eseri içeren bir nota arşivim oldu. Bin civarında CD, bir o kadar plak topladım. İlk birkaç yıl kütüphanelerden çıkmadım. Biyografiden, müzik kuramlarına kadar ne bulursam okudum.

    Konser repertuarını siz mi seçtiniz?

    Orkestrayla beraber oluşturduk. Repertuar 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başında yazılan eserlerden oluşuyor. Mozart'ın ‘‘Jupiter Senfonisi'' dáhice yazılmış, karmaşık, gösterişli bir eser. Bir zamanlar önemsemediğim, fakat şimdi çok sevdiğim Rossini'den ‘‘Cezaryir'de Bir Kadın'' Uvertürü'nü seslendireceğiz. Haydn'ın ‘‘Viyolonsel Konçertosu'' ise Daniel Grossgurin'in virtüozitesini tüm boyutlarıyla gösterebileceği bir eser. <ı>

    Kadıköy Halk Eğitim Merkezi tel: (0216) 330 10 27

    Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu tel: (0212) 232 98 30

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı