Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Klasik, Kan Dolaşımı ve Edvar

    ÖMER ERDEM
    06.10.2017 - 13:40 | Son Güncelleme:

    Boğdan Prensi Dimitri Kantemiroğlu’nun, Hıristiyan âleminde ‘barbar’ olarak bilinen Osmanlı Türklerinin müzik ve müzik hayatlarını kayda geçirmekle kalmayıp teorisini yapmaya da soyunduğu Edvar’ına odaklanıyor ‘Kan Dolaşımı’nda Cem Behar.

    Cem Behar

    “Herkesin okumuş olmak istediği ama kimsenin okumak istemediği şey klasiktir” diyen Mark Twain ile “Klasikleri Niçin Okumalı?” diye soran Italo Calvino ‘klasik olanın’ algılanmasındaki sorun üzerinde belki birleşirler. Ne var ki, klasik olanın ne olduğu ve onun hangi türlere yayıldığı başlı başına bir meseledir. Ancak her hal ve şartta klasik müzik ile klasik edebiyatın zihniyet dünyasının araştırılmasında anahtar rol üstlendikleri açıktır. Bu bağlamda, ülkemizin önde gelen müzik tarihçilerinden Cem Behar’ın musikiye dair dikkatleri ve yorumları, zihniyet dünyasına getirdiği aydınlatmalarla çok önemlidir. Ve onun çalışmaları tam da bu anlamda bir ‘klasik okumasıdır’. Metnin veya eserin ‘zihinsel arkaplanlarını veya kurgulanma gerekçelerini ortaya çıkarmak’tır bu.
    İstanbul’da ömrünün yirmi iki yılını geçiren Boğdan Prensi Dimitri Kantemiroğlu’nun, tüm Hıristiyan âleminde ‘barbar’ olarak bilinen Osmanlı Türklerinin müzik ve müzik hayatlarını kayda geçirmekle kalmayıp teorisini yapmaya da soyunduğu ‘Edvar’ına odaklanıyor ‘Kan Dolaşımı’nda Cem Behar. (Edvar: Türk müziği makamlarını anlatan müzik teorisi eserleri.) Onun metnini daha anlaşılır kılmak ve bir Osmanlı Türk musikisi teorisi kitabı olan ‘Edvar’ı tarihçi gözüyle irdelemek ve entelektüel alana taşımak istiyor. Bir ‘metin neşri’ olmanın ötesine çıkmayı amaçlıyor. Tarihçinin yapması gereken, metin kadar yazarı ve dönemi birlikte elekten geçirmek, deşmek, tartmak, sorup sorgulamaktır. Klasik bir metnin okuma zorluğu yanında asıl çoğul okumaya açık yapısı ilgi çekicidir. Hele nota, teori ve tarih iç içe geçmişse bir metinde daha da çetindir ‘okuyanın’ işi. Klasik içinde bir klasik okuması hele ne zorludur.
    Kantemiroğlu tarihçiliğiyle bilinen ve Osmanlı için yükseliş ve düşüş paradigmasını ilk ortaya atan kişidir. 17.yüzyılda, ‘kadim müzik bilgisinin ve teorisinin ihmal edilip neredeyse tamamen unutulduğunu’ ileri sürmektedir. Cem Behar’ın yorumuyla ‘bilinçli olarak, radikal, tekil ve yenilikçi bir duruş sergileyerek’ bunu aşmaya çalışır müzikte. Türk-i basit denilen yalın dille, ‘İstanbul musiki camiasının tümünü’ zihninde muhatap alan tarihçi, bir yandan kendine özgü yöntemle mevcudu yazıya da geçirir. Fakat, yaptığı en önemli vasfı ‘teşrih’ yöntemini uygulamasıdır. Bir tıbbi terim olan ‘teşrih’ aynı zamanda kendi çoğul- eleştirel anlamına da kavuşur. Cem Behar, Boğdan Prensi’nin bu yöntemi Fener Patrikhanesi ve Mavrokardoda’ ya bağlamaktadır. “...hocasından öğrendiği bu teşrih işlemini tıp terimlerini musiki makam ve terkiplerine uyarlamıştır.” İnsan bedeninden çıkarak, “musikinin karmaşık bir canlı organizmaya benzetilmesi, makam ve terkiplerin birer anatomik varlığa eş tutulması değildir” yapılan. Kâtip Çelebi de İbn-i Haldun da yapmıştır bu analojiyi.
    Önemli olan “birbirine benzetilen şeylerin neler olduğundan ziyade bu şeyler üzerinde yapılan ve yapılacak olan işlemin benzemekte olmasıdır”. Cem Behar’ın yorumları eşliğinde, klasik musikiyi düşünmek isteyenler ‘Edvar’a yeniden bakmalı. Kan dolaşımı da bir metafor olabilir sonuçta.

    KAN DOLAŞIMI Klasik, Kan Dolaşımı ve Edvar
    AMELİYAT VE MUSİKİ MAKAMLARI
    Cem Behar
    Yapı Kredi Yayınları, 2017
    340 sayfa, 36 TL.

    Etiketler: Kitapsanat , musıki
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı