Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

KKTC’yi dövmek yerine çözüm bulalım…

Kıbrıs sorunu tam bir komediye dönüştü. Ankara, bir yandan KKTC’deki protestocularla kavga ediyor, öte yandan Rumlardan çok pahalıya toprak satın alıyor.(!) Rum yönetimi, KKTC ile kavgadan son derece memnun, ancak AİHM’deki davanın gidişinden rahatsız.

Ankara, KKTCdeki protesto olayına yeterince tepki gösterdi. Artık yetkililerin biraz susup, KKTC’ye nasıl çeki düzen verileceğini araştırmaları ve daha da önemlisi, soruna nasıl çözüm bulunacağını düşünmeleri gerekiyor.

Rumlar, Türkiye ile KKTC arasındaki kavgadan çok memnunlar. Eminim, Hristofias, “Şimdi neden Eroğlu ile değil de, Erdoğan ile konuşmak istediğimi anlıyorsunuz” diyordur.

Başbakan’ın “besleme” sözü Güney Kıbrıs’ta  diplomatik bir zafer gibi karşılandı.

Ankara, durumun ciddiyetini görmek zorunda. Zira gelişmeler hiç de olumlu yönde ilerlemiyor.

KKTC’de malı olan 19 Rum vatandaşına AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) birkaç ay önce  13 milyon euro tazminat verince çok kimse “Ne oluyoruz ?” sorusunu sorar oldu.
 
İşin aslına bakacak olursanız, bu gelişme, KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun ( TMK) ne kadar etkili bir kurum olduğunu gösteriyor.
 
Verilen tazminat, bu komisyon kurulmadan önce yapılan 35 başvurunun 19’unu kapsıyor. Geriye kalan 10’u geçen Ocak ayında karara bağlamıştı. Mahkeme 4’ünü  kabul edilmez buldu. 2’si hakkındaki kararını da önümüzdeki günlerde açıklayacak.

Bundan böyle, AİHM Kıbrıs konusunda devreden çıkacak. Tazminatlar konusunda top artık KKTC’ nin sahasına geçecek. Mülk sorunu rayına girecek. TMK  işte böylesine önemli bir kurum durumuna girdi.
 
Benim dikkat çekmek istediğim nokta, KKTC’nin artık hiç zaman harcamadan, TMK’yı güçlendirmesi gereğidir. Komisyon çalıştıkça, Rumların AİHM’e gitmelerinin önü kapanıyor, tazminatlar azalıyor ve Türkiye üzerindeki baskı hafifliyor.
 
Ancak gelin görün ki, TMK’nın kaynakları çok kısıtlı. Tazminatlar, Türkiye’den gelen yardım parasından çıkıyor. KKTC bu konuda yeterli kaynak yaratmıyor. Bir ara, kumardan alınan vergilerin bir bölümü tahsis edilecekti, o da olmadı. Oysa, değirmen taşıma suyla dönmez. Bugünkü uluslararası kurallar ve konjonktürde de “Ne yapalım kardeşim, savaş oldu ve biz kazandık. Rumlarınkiler burada kaldı, bizimkiler de Güney’de.” Deyip, Rum mallarının üstüne oturulamıyor.
 
Ne yapıp edip, TMK’yı hızlı ve etkin çalıştırmak gerekiyor.
 
Para olmazsa, davalar havada kalacak. O zaman da AİHM yolu tekrar açılacak.
 
Sonra, hep birlikte ağlamaya başlayacağız.

*   *   *

ADADA  KİMİN NEREDE VE NE KADAR MALI VAR ?

Bu tazminat kararları çıktıkça, herkesin aklına aynı soru geliyor : Bu ödemeler nereye kadar gidecek? Daha kaç kişi dava açacak?
 
Aslına bakacak olursanız, Kıbrıs sorunu dediğimiz olayın temelindeki en temel sorun mülkiyet konusu. Özellikle genç kuşaklar, eğer son anketlere bakılacak olursa, artık çözüm peşinde koşmuyorlar. Hatta onlar, Türklerle yeniden bir araya gelip, iç içe yaşamak da istemiyorlar.

Çözüm peşinde koşan bir tek kesim var: Kuzey’de mallarını kaybetmiş olan Rumlar.
 
Mal canın yongasıdır, derler. Bu kişiler de, çözümden ümitlerini kaybediyor. Bir yerde de haklı olarak, hiç değilse -hayattayken- mallarının karşılığını almak istiyorlar. Bundan dolayı da - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde davalar açıp, Türkiye’den paralarını koparmaya çalışıyorlar.
 
Peki, kaç kişiler ve miktar ne? Çok incesini değil de, kabaca bir hesabını yaparsak, karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor:
 
KKTC’deki toprakların yaklaşık yüzde 76’sı Rumların tapulu malı. Yine kaba bir hesapla, 2 milyar metre karelik bir topraktan söz ediyoruz. Toprak veya ev-kat sahibi olanlar dahil,  malını kaybedenlerin sayısının 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
 
Türkler, Kuzey’deki toprağın yüzde 21’ine sahip. Geri kalan, İngilizlere ait.
 
Güney Kıbrıs’ ta kalan Türk topraklarının toplamı da, yaklaşık 600 bin metrekare.
 
Ancak, Türklerin Güney’deki malları, Rumların Kuzey’deki mallarına oranla yaklaşık 2-3 misli daha değerli. Özellikle AB üyeliğinden bu yana, değerler daha da artıyor. Bugünkü rayiç bedelden bir takas yapılması halinde, son derece ilginç bir manzarayla karşı karşıya kalınabilir. Zaten bundan dolayı da, Rum hükümeti ne takasa, ne de Rumların TMK’ya başvuru yapmalarını kabul ediyor. Türkiye üzerinde bir baskı oluşturduğundan dolayı, herkesin siyasi çözümü beklemesini tercih ediyor.
 
Ada’ nın Türkiye tarafından satın alınmasından korkuyor.

*   *   *

AİHM, RUMLARA İSTEDİKLERİNİ VERMİYOR...
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kıbrıs Rumlarını hayal kırıklığına uğratıyor.
 
Avrupa Mahkemesi’ne şimdiye kadar yaklaşık 1500 başvuru yapılmıştı.
 
Mahkeme 5 Mart 2010’daki kararıyla, bu tip başvurular için, bundan böyle, KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu  (TMK) adres gösterdi. Yani bir Rum, Kuzey’de bulunan ev veya arsasından dolayı uğradığı tazminat konusunda TMK’ya başvurmak zorunda. Başka bir deyişle, KKTC yasalarına uymak zorunda. KKTC’nin legalize olması ve çözüm için Türkiye üzzerindeki baskıları azaltacağı anlamına geldiğinden dolayı da, Rum hükümeti bu başvurulara  kesinlikle karşı çıkıyor, ancak vatandaşlarını yine de durduramıyor . Nitekim, TMK’ya başvuran Rum sayısı 750’yi buldu.
TMK, şimdiye kadar Rum yönetiminin aldığı en önemli darbedir.
 
AİHM’in bu konudaki diğer ilginç yaklaşımı, Rumların isteklerine hem sayıca, hem de rakam olarak verdiği yanıtlardır. Örneğin son 13 başvuru için, yaklaşık  143 milyon euro talep edilmiş, AİHM ise sadece 13 milyon tazminata karar vermişti.

Yani Rumların istedikleri meblağın sadece yüzde dokuzu.
 
AİHM ayrıca, TMK’nın görüşlerini de aldığı her kararı da dikkate alarak , bu komisyonun değerini arttırıyor.

X