Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kızlarımızın katili özür bile dilemedi

    Hürriyet Haber
    13 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 13 Aralık 2000 - 00:01

    Çocuklarını trafiğe kurban veren iki anne, trafik cezalarının artırılması için kampanya başlattı

    Alkollü araba kullandığı için ehliyetine el koyulan Arif İyi'nin yine alkollü olarak araba kullanmaya kalkması iki genç kızın ölümüyle sonuçlanmıştı. Arif İyi, trafik cinayetlerini kaza olarak yorumlayan kanuna göre, 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Bu durumda büyük bir olasılıkla 5 yıldan fazla hapis cezası almayacak, 2 yıldan fazla cezaevinde kalmayacak. Arif İyi'nin kaldırıma çıkarak ezdiği iki genç kızın anneleri ise isyan ediyor. Türkan Ergun ve Neşe Tosun'un trafik cezalarının artırılması yönünde başlattıkları imza kampanyası 35 imzaya ulaştı.

    Bir gün önce alkollü otomobil kullandığı için ehliyetine el konulmuştu Arif İyi'nin.

    1 Ağustos gecesi, babasının otomobilini gizlice aldı. Gültepe'de kontağı açtığında yine alkollüydü. 00.30'da Tekirdağ Şerefli'ye 180 kilometre hızla girdi.

    Ön tekerlek kaldırıma değince otomobil sarsılıp kaldırıma sıçradı. 6-7 metre kadar uçtu. Geride çığlıklar, cansız bir beden ve yaralı bir kız bıraktı.

    Arif İyi, otomobilden çıktı. Yaralıların yanına koşmadı. Çünkü cep telefonunu arıyordu. Kazaya koşanlar önce onu farkettiler. Sonra, kaldırımın kuytusunda yatan Elif Ergun'un cansız bedenini. Ve hastaneye kaldırıldıktan 42 saat sonra yaşamını yitiren Güzin Tosun'u.

    Tabanca gibi kullandığı otomobiliyle iki kişiyi öldüren Arif İyi, trafik cinayetlerini kaza olarak yorumlayan kanuna göre, 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. 5 yıldan fazla hapis cezası almayacağını, 2 yıldan fazla cezaevinde yatmayacağını düşündüğü için duruşmalarda rahat bir tavır sergiliyor.

    Elif'le Güzin'in yakınlarını, pişkin bakışlarıyla taciz ediyor.

    İşte o bakışlar, Güzin'in annesi Neşe Tosun'u çıldırtıyor.

    ‘‘Her seferinde gözlerinin içine bakıyorum. Göz bebeklerinden kalbine süzülüp, tüm acımı akıtmak istiyorum. Ama o pişkin, o sırıtan bakışlar izin vermiyor’’ diyor.

    En çok da, bir özür bile dilememesine içerliyor: ‘‘Bir özür dilese, içimdeki öfke, nefret, isyan, acı birazcık olsun hafifleyecek.’’

    İYİ ARKADAŞTILAR

    ‘‘Ölüm bu kadar basit mi’’ diye soran Neşe Tosun, olay günü yaşadıklarını, gözyaşları içinde şöyle anlatıyor:

    ‘‘O akşam çok erken yatmıştım. Çığlıklara uyandım. Kızımı kanlar içinde görünce, donup kaldım. Kıpırdayamadım, konuşamadım, ağlayamadım. Doktor eşi olmama, ilk yardımı bilmeme rağmen, kızıma hiçbir müdahalede bulunamadım. Ambulans yoktu. Bir araçla Çorlu Devlet Hastanesi'ne gittik. Kızımın kanlarını temizlemeye çalışıyorlardı. Sürekli, oksijen vermeleri gerektiğini söylüyordum. Aradan bir süre geçti. 'Bizde yoğun bakım ünitesi yok, Şifa Hastenesi'ne götürün' dediler. Vakit kaybetmiştik. Çıldırdım. Hastaneye gidene kadar, doktor eşim İstanbul'dan bir ambulansla geldi. Müdahale zamanında yapılsaydı, kızım belki yaşayacaktı. Belkiler, keşkeler hiç bitmiyor. Kızımın öldüğüne hala inanamıyorum, her şeye ve herkese isyan ediyorum.’’

    Elif Ergun'un annesi Türkan Ergun, 'O an'ı, anlatırken yeniden yaşıyor. ‘‘Kızımın bedenini araca koyduklarında anlamıştım öldüğünü. Hiçbir yaşam belirtisi yoktu’’ diyor.

    ‘‘Kızımın Vatan Hastanesi'nde olduğunu söylediler. Gördüğüm ilk şey, sedyedeki cansız bedenine sarılmış eşimdi. İlyas sürekli, 'Gitme kızım, bizi bırakma kızım, kalk kızım' diye Elif'i sarsıyordu. Sonradan öğrendim, gözleri açık gitmiş kızım.’’

    ‘‘Ben artık yaşamıyorum, sadece yaşamı sırtlayıp, götürmeye çalışıyorum. Çünkü ölümü seçmek kolay yol’’ diyor Türkan Ergun. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencisi, Avusturya Lisesi mezunu kızının, en büyük hayalinin, Almanya'da master yapıp, Türkiye'de ilaç sanayi alanında çalışmak olduğunu söylüyor.

    ‘‘Ona Nazım Hikmet'in şiirlerini okurdum. Bunu çok severdi. Arkadaşımdı, can dostumdu. Hep 20 yaşında kalmak isterdi. Arif İyi gibi bir evladın sevgisiyle yaşayacağıma, Elif gibi bir evladın acısını çekmeyi tercih ederim. Yaşasaydı, toplumsal bir olaya imza atar, öncü bir kadın olurdu. Buna eminim. Onun yarım bıraktıklarını yapmak istiyorum. Çocukların ölümlerinin toplumsal bir amaca hizmet etmesini istiyorum. Bu benim çocuğuma borcum. Eminim o da, ben de böylece huzur bulacağız.’’

    Elif'le Güzin'in birbirlerini çok sevdiğini söyleyen Türkan Ergun, ‘‘Ortak planları vardı. Elif, 'Zengin olduğumda, Güzin benim için bir villa çizecek' diyordu. Güzin de, 'Hiç yaşlanıp, çirkinleşmeyeceğim. Elif benim için özel kremler, cilt bakım ürünleri yapacak' diyorodu. Çocuklar hiçbir şeye doyamadılar.’’

    BU ACININ TARİFİ YOK

    ‘‘Hayallerim öldü, yarını düşünemiyorum’’ diyor Neşe Tosun. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencisi, İtalyan Lisesi mezunu kızının, Floransa'da master yapmayı planladığını söylüyor. Sonra, kızıyla yaşadıkları geliyor aklına. ‘‘Ölümden ve kazadan çok korkardı Güzin. Kazadan bir hafta önceydi. Bir rüya görmüş. 'Anne öldüğümü gördüm' dedi. 'Ömrün uzamış' dedim. Sonra da oturup, ağlamaya başladım. 'Sana birşey olursa ben nasıl yaşarım' diye. Biz zaten yaşamıyoruz artık. Eşim de ben de acı çekiyoruz sürekli. Birbirimize sarılıp ağlıyoruz her gün. Rüyalarımda Güzin'i görüyorum. Kazanın olduğu saatte uyanıyorum, bir daha da uyuyamıyorum. Öyle bir acı ki bu, tarifi mümkün değil. İnsanın yüreğini yakıyor, canını acıtıyor.’’

    Neşe Tosun ile Türkan Ergun'un dostlukları 20 yıl öncesine dayanıyor. En büyük acıyı yaşayan dostların, en büyük tesellileri yine çocukları. Başlattıklarğı imza kampanyası da onların ayakta kalmalarına yardımcı oluyor. ‘‘Bundan sonra onlar için yaşayacağız’’ diyorlar. Neşe Tosun'un Gökhan ve Gülşah isminde, Türkan Ergun'un da Ebru ve Emir adında iki evlatları daha var.

    İmza kampanyasını sürdürecekler

    ‘‘Kızlarımızın kanı yerde kalmasın. Ölüleri, toplumsal bir çabaya hizmet etsin’’ mantığıyla yola çıkan Neşe Tosun ile Türkan Ergun, 35 bin imza toplayıp, TBMM Trafik Komisyonu Başkanı Ahmet Tan'a teslim ettiler. Çabalarının, bir imza kampanyasıyla sınırlı kalmayacağını vurgulayan avukat Türkan Ergun, şöyle konuştu:

    ‘‘Elif'i kaybettiğimde 2 kez kahroldum. Çünkü, trafik cezalarının ne kadar az olduğunu, beni tatmin etmeyeceğini uygulamanın içinde bir kişi olarak çok iyi biliyordum. Bir imza kampanyası başlattık. Tekirdağ Barosu bizi destekleme kararı aldı. Geçen hafta da, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne barolarının biraraya geldiği toplantıda trafik cezalarını düzenleyici maddeleri uzun uzun tartıştık. Kendimizce bir metin de hazırladık. Ocak ayında da Marmara Bölgesi barolarıyla bir toplantı yapacağız. Uygulamanın içinde olduğumuz için bu ayıbı taşıyoruz. Trafikle ilgili maddeler çağın çok gerisinde. Trafik kazalarıyla ilgili hükümleri 455 ve 459. maddeler düzenliyor. En son değişiklik 1953 yılında yapıldı.

    Türkiye'nin 47 yılda uğradığı birçok değişiklik var. İnsan hakları, hukuk, adalet kavramlarında toplumda büyük bir uyanma var. Bunlar ceza kanununa yansımıyor. Ceza kanunu, suçla ceza arasındaki dengeyi sağlamalı. Bu çerçevede yeni baştan düzenlenmeli. Trafik kazalarından herkes sorumlu. Sadece yasalarla da bu sorunu çözemeyiz. Ancak, acil önlem olarak cezaların kesinlikle arttırılması gerekiyor.

    Barolar ve tüm sivil toplum kuruluşlarıyla bağlantı içindeyiz. Trafik Yasası'nın çıkması için, kitlesel bir tepki yaratmayı amaçlıyoruz. Özellikle, hukuku uygulayanların, 'Bu yanlıştır' demesi en büyük baskıdır. Ancak toplumsal direnişle, baskıyla sonuç alabiliriz.

    Toplum çok duyarsız. Ama herkes, işin bir ucundan tutmalı. Ateş düştüğü yeri yakar. Ancak, bugün bizim başımıza gelen şey, yarın sizin de başınıza gelebilir. Avrupa ve Amerika'da insanlar tesadüfen ölüyor, Türkiye'de ise tesadüfen yaşıyor. Bu böyle olmamalı. Olmaması için sesimizi yükseltmeliyiz, sonuna kadar.’’

    (İmza kampanyasına devam eden Türkan Ergun ile Neşe Tosun'a ulaşabileceğiniz telefon numaraları: Türkan Ergun: 651 26 20, Neşe Tosun: 559 46 18)

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı