Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kızlar ve aşklar

Ben, kızım gibi ebeveynlerime hüzünlü bir sesle ‘‘bitti’’ diyebileceğim ve sonra metin bir ifadeyle ‘‘her şey yolunda’’ diye ekleyebileceğim bir ilk aşkı hiç yaşamadım. Çünkü ben ne sevgili kızım gibi on beş yaşında ‘‘ilk aşk’’ olgunluğuna eriştim, ne de yine onun gibi yirmi yaşında ‘ilk aşk’’ bilgeliğini yakaladım.KIZIM ilk aşkından ayrıldı. Hesapta yokken ve alakasız saatte bana uğradı. İçeri girer girmez hüzünlü bir sesle ‘‘bitti’’ dedi.Sonra metin bir ifadeyle ‘‘her şey yolunda gitti'' diye ilave etti.Neyin bittiği ve neyin yolunda gittiği konusunda her hangi bir açıklama getirmemesine rağmen derhal anladım. Fakat mutlaka yazı yetiştirmek zorundaydım ve hemen ilgilenemedim.Yanağına kocaman buse kondurdum ve biraz müsaade etmesini istedim.Satırları alelacele karaladım ve O kendine meşrubat doldurup cigara yakmıştı ki bilgisayarın ‘‘gönder’’ komutuna bastım. Ben de cigara yaktım ve ‘‘şimdi anlat’’ dedim.***‘‘ANLATACAK pek bir şey yok’’ diye lafa başladı. ‘‘Bütün cumartesi karşılıklı konuştuk ve hem ilişkimizin artık rutine girmesinden dolayı, hem de şimdiye kadar birbirimizden başka kimseyi tanımamış olduğumuz için ayrılmaya karar verdik. Belki beş yıl sonra tekrar buluşup yeni durumun bilançosunu çıkartacak ve kendimizi tartacağız’’ cümlelerini ekledi.Sevgili kızım olgun ve bilge bir kadın gibi konuştu.***ŞU an yirmi yaşındaki kızım beş yıldır aynı çocukla çıkıyordu. İlk aşkıydı.İtiraf etmem gerekiyor ki, önceleri haksız davrandım.Yok ben ahlakçı nutuk atan bir baba olmadım ve olamam, dolayısıyla erken başladığı için falan değil ama, bu çağdaki bir genç kızın tek bir oğlana bağlanmasını onaylamadığımdan, bir iki yıl kerimemi iğneli biçimde eleştirdim. Biraz vur patlasın çal oynasın davranarak hayatını yaşamasını söyledim.Değişik erkeklerle flörtün kendisini zenginleştireceğini belirttim.Genel klişelerin ve yerleşik tabuların ötesinde bir tavır takındım.***LAKİN kızım pederine hiç çekmemiş, hemen her seferinde zılgıt yedim.‘‘Sen hayatını yaşıyorsun da ne oluyor’’ cevabını aldım. Azar işittim.Sadakat konusunda da Protestan rahiplere taş çıkartan vaazlar dinledim.Zürriyetimin bu muhafazakar söylemi karşısında dudağım uçuklasa bile daha öteye gitmedim. Freud teorilerini ve Lacan psikanalizlerini kendime sakladım.Üstelik baktım zaman geçiyor ve bunlar hallerinden memnunlar bana halt etmek düşer, keyifleri istiyorsa yüz yaşına kadar aynı yastıkta kocasınlar.Zaten kızımın sevgilisine de alıştım. İlkin çifter küpelerine ve pejmürde kıyafetlerine illet olsam dahi, tanıdıkça delikanlının derinliğini keşfettim.Dolayısıyla, dostluk ve arkadaşlık geliştirdik. Beraber yemeklere çıktık, konserlere gittik, tartışmalara giriştik, tatillere uçtuk.Bu yakınlık öylesine ilerledi ki, külüstür otomobilime hemen her zaman çok ihtiyaç duymama rağmen hafta sonlarında rica ettiklerinde onu da verir oldum.Hatta ayıptır söylemesi, bir defasında otoyol ortasında lastik patlatıp bunu değiştiremeyince uzaktan tamir kamyoneti çağırarak müthiş faturayı bana havale ettiklerinde bile ses çıkartmadım.Sevgili kızımın ilk aşkını kanıksadım.***ŞİMDİ kendi ilk aşkımı düşünüyor da... Veya ilk aşlarımı...Var mıydı ki? Evet belki vardı. Ama kızımınkine asla benzemiyordu.Birincisinde kerimeminkinden tamamen farklı olarak hiç bir maddilik yoktu.Platonikti ve erişilmezdi. Elin ele değmediği uzak romantikalara uçtu. Peki, ya yine nispeten ‘‘ilk aşk’’ kategorisine girebilecek ötekiler?Onlar da kızımınkinden son derece farklıydı. Bu defa zamanda çok sınırlı ve tenselliği belirleyici ilişkiler vardı.Ergenlik arzularının kıvılcım ateşinde söndü.Ben, kızım gibi ebeveynlerime hüzünlü bir sesle ‘‘bitti’’ diyebileceğim ve sonra metin bir ifadeyle ‘‘her şey yolunda’’ diye ekleyebileceğim bir ilk aşkı hiç yaşamadım. Çünkü ben ne sevgili kızım gibi on beş yaşında ‘‘ilk aşk’’ olgunluğuna eriştim, ne de yine onun gibi yirmi yaşında ‘ilk aşk’’ bilgeliğini yakaladım.***DİYALEKTİK yasa, sonuçlar farklıysa sebepler de farklı demektir.Ben kızıminkinden farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda yetiştim.Ve şimdi zamanlar değişti, şimdi mekanlar değişti, bilhassa da ebeveynler değiştiği ölçüde şimdi çocuklar değişti.Ama olgun ve bilge kızıma sorarsanız tek bir şey değişmedi:Genel olarak aşklar, özel olarak da ilk aşklar değişmedi.
X