« Hürriyet.com.tr

Kızkalesi’nde Balıkçı Arif…

Hürriyet Haber
X

Toroslar’ın eteklerinde yüzlerce Adanalı, karların içinde kış mevsiminin güzelliklerini yaşamaya çalışırken mangallardan çıkan dumanlar da gökyüzüne yükseliyordu. Her nedense yatırımcılar Toroslar’ı bir türlü keşfedememişlerdi. Koca Toroslar’da tek bir tatil yeri bile yoktur. Her taraf şahıslara ait yayla evleri ile doluydu ve kış nedeniyle tamamı boştu…

Yol kenarında, karların içinde çocuklarıyla piknik yapmaya gelenlerin burada kalış süresi tuvaletleri gelinceye kadardır. Zira pişirilen etler, koşturmalar, kardan adam yapmalar gösteriyor ki Toroslar artık tesis istiyor… Yayla evi istemiyor… Buradaki evlere de yazık oluyor, milli servet heba olup gidiyor…

Ne zaman Toroslar’a çıksam yüreğim burkulur… Bu nedenle ben deniz kenarlarını tercih ederim. Hiç olmazsa deniz kenarlarındaki tesisler herkese açıktır ve güneşin ışıltıları, suların üzerinde oynaşırken siz de bu keyfin tadına varırsınız. Toroslar’da böyle bir şansınız yok. Yol kenarındaki piknikler, Toroslar’ın fukaralığından değil, düzensiz yapılaşmanın sonucudur…

Alanya’dan bu yana sahillerimiz ve dağlarımız ne yazık ki tesis fukarasıdır… İşadamlarımız, henüz bu bölgeyi keşfedememiştir. Oysa Çukurova’da 15 milyonun üstünde insan yaşamaktadır. Buna dağ özlemi çeken Konya ve Niğde’yi de eklerseniz Toroslar cazibe merkezi olmalıdır…

Cazibe deyince Kızkalesi benim favorimdir. Her ne kadar Narlıkuyu balık konusunda ünlenmişse de Kızkalesi’nin denizi, havası, sahili bir başkadır… İşte balıkçı Arif de Kızkalesi’ni mesken tutan esnaflarımızdan biridir. Sadece Arif mi? Bir zamanlar Ankara’nın ünlü turizmcilerinden biri olan Yakup Kahveci de butik oteli ile Kızkalesi’nde mesken tutmuş, Yaka adını verdiği otelle bölgede turizm savaşı vermiştir…

Otelleri, pansiyonları, lokantaları, alışveriş mağazaları ile Kızkalesi küçük bir tatil beldesidir, oldukça da nezihtir. Deniz kenarındaki şirin mekanı ile Balıkçı Arif de tıpkı yurtdışından gelip burada mülk sahibi olan yabancılar gibi Kızkalesi’ne aşıktır… Hatta gitmeyip Kızkalesi’nde yaşayan Almanlar, Hollandalılar ve Amerikalılar bile burayı dünyanın bir çok yerinden üstün tutarlar…

Endemik bitkiler diyarı olan Çukurova, özellikle Namrun bölgesinde yetişen bitkiler, çeşitli hastalıklara şifa dağıtır ve Namrun Oteli’nin civarında yetişen bir bitki Viagra’dan daha etkilidir, hatta köylüler bu bitkiyi boğalara yedirir. Bu nedenle de Namrun’un ineklerinden elde edilen süt kaymak kadar lezizdir…

İşte Pazar günü bu nedenle Kızkalesi’ndeydim. Balıkçı Arif kadehini yudumlarken “Biliyor musun abi…” dedi. “Avrupa Birliğine girme konusunda ben hiç aceleci değilim. Bizim onlara değil, onların bize ihtiyacı var…”

Gülümsedim tabii… Arif haklı çünkü… Kızkalesi gibi bir yerde yaşamak insanı konuşturuyor… Çilingir sofranı kurdun mu deniz kenarına, verdin mi sırtını güneşe istediğini söyleyebilirsin… Hele masada balık da varsa… Avrupa Birliği’nin tabii ki bize ihtiyacı var… Onlar, hangi denizin kenarına böyle bir masa kurup keyif çatabilir ki…

Kızkalesi’nde, Balıkçı Arif’te, deniz kenarında bir gün bile olsa tatil yapmanın keyfi başka oluyor… Hele iki üç dubleden sonra denizin göbeğindeki Kızkalesi’ne bakarak kuramayacağınız hayal yok… Yaşadığınızı anlıyorsunuz…

Kaynak:

Mehmet Yaşin ve Teoman Hünal San Sebastian’ı anlattı
Gastronomika'da Neler Yaşandı?
San Sebastian’da Nerede Ne Yenir?
San Sebastian'da Ne Yapılır?
San Sebastian: Yeme-İçme Cenneti
Seyahat Listenizin İlk Sırasına Alın