Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kızılcahamam sonrası açılım halleri

AKP’nin son Kızılcahamam kampına açılım tartışmaları damgasını vurdu.<br><br>Bu toplantıyı önceki 13’ünden çok ayrı görmeli ve önemsemeli.

Toplantının sadece söylem bölümü öne çıktı; oysa oranın ruhu, milletvekillerinin havası belki de söylemden daha önemliydi.

Murat Başesgioğlu’nun çıkışından başlayalım ve çıkışı bireysel görmeyelim.

O sözleri, bir toplantı söz konusu olmasa da ayaküstü yapılan sayısız görüşmeden çıkan, milliyetçi kökenli vekillerin ortak görüşü olarak okumalı.

Net konuşalım; Başesgioğlu demiştir ki: “Ben bu açılıma karşıyım”.

Bu sözler çok önemli, altı çizilmeli ve kimse Başesgioğlu’nun sözlerine sadece milliyetçilerin hisleri olarak da bakmamalı; işin doğrusu, Batı illerindeki milletvekillerinin büyük bölümünün de içten içe alkışı var arkasında.

Sözcü için, “Bakanlıktan alındı öyle konuşuyor” demek de haksızlık olur; çünkü Başesgioğlu’nun görüşü parti yönetimince çok önceden beri biliniyor.

ANA SORUN ‘NEREYE KADAR’DA

Grubun havasını iyi okursak ilk sorunun, Başesgioğlu’nun da dillendirdiği, “Silah bırakmadan açılım olur mu? Sanki terörün sonucu olarak demokratikleşme geliyor, görüntüsü veriyoruz” olduğunu anlarız.

Ama ana sorun, “Açılım nereye kadar, çerçeve ne?” sorusuna yanıt almamak.

Milletvekilleri, bunu İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a da sordular, “Konuşmanızda bu sorunun karşılığı yoktu. Çok şey söylediniz, ama sonuçta bir şey demediniz veya biz anlamadık. Halka ne anlatalım” dediler.

Atalay’ın açılım diye, “Meralara hayvanlı çıkışa izin verilecek” çerçevesinde konuşmasının çoğu vekile komik geldiğini, “Açılım bu mu? Bakansın, ‘böyle yasak mı olur’ der gereğini hemen yaparsın” dendiğini aktarayım.

Toplantıda Kürt kökenli milletvekilleri, “Bizim desteğimiz belli. Hem gerginlik olmasın hem de önemli olan Batı’dan gelen arkadaşların nasıl baktığı” gerekçesiyle konuşmadılar dediler, doğru da yaptılar.

Buna rağmen, onlar arasında da açılıma bir çerçeve çizilmemiş olmasından kaynaklanan sorun bulunduğunu dillendirenlerin olduğu bilinsin.

CHP’Yİ, MHP’Yİ BIRAK GRUBA BAK

Batılı vekillerin, gidişatın partileri aleyhinde geliştiğini gördüklerini, kaygılarının arttığını da Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İlbeç’in, “Oy kaybediyoruz” demesinden anlayabiliriz.

Toplantı bir şeyi daha ortaya koydu ki, açılımı grupla konuşmada gecikilmiş.

Bırakın bu kadar beklemeyi, toplantıda da dillendirildi; açılım ilk olarak grupta konuşulsa, Atalay önce arkadaşlarını dinleseymiş daha iyi olurmuş.

Gecikmenin üzerine Habur’daki görüntüler, Batı’daki tepkiler, İzmir’deki gelişmeler eklenince kaygılar giderek artmış.

Başbakan Erdoğan’ın açılımı konuşurken samimi heyecan içinde olduğunda herkes hem fikir; ama bu heyecanın yarısının dahi grupta olmadığı da açık.

Öyle açılıma karşı olmayı “sapıklık” olarak gören bir vekili uyarmamak da çare olmaza, olsa olsa karşı çıkışı tetikleyici etki yapar.

Hükümetin, yetkisindeki açılım kararlarını hayata geçirmede zorlanmayacağı açık; ancak TBMM’ye açılımla ilgili önemli yasa tasarısı gelirse, 1 Mart’taki sonuç çıkarsa sürpriz bulunmasın, derim.

Kızılcahamam gösterdi; AKP grubunun önemli bölümü ‘nereye kadar’ bilmek; geç de olsa, ‘silah susacak’ konusunda ikna olmak istiyor.

Anlayacağınız, açılımı isteyenler CHP’yi MHP’yi bıraksın, asıl AKP grubunu kazanmaya çalışsınlar; çünkü o grup olmadan açılımda başarı şansı hiç yok.

X