Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kızdırmayın Schuster’i!

Önce Trabzonluları hamsi beyinli olmakla suçladı.

Sonra esnerken resimlerini çekenlere edep yerlerini gösterdi.

Kayseri maçında su şişesini yere çarptı, su şişesi sahaya girdi.

Maç 2 top, 1 su şişesi ve 1 golle tamamlandı.

İspanya’da da Maradona ile kulüp müzesini basıp Barcelona’nın kupalarını kırmış…

Kasımpaşa ve son maçlarda da kulübede sürekli konuşuyor. Sinirinden yerinde duramıyor. Allah’tan İspanyol yardımcısı, kendisini yedek kulübesinde otururken en uçtaki soteye sıkıştırıp futbolculardan izole ediyor da bir skandaldan kurtarıyor. Ama er geç artık bir futbolcu mu olur, yoksa gazeteci veya hakem mi olur, birisini tenhada feci şekilde kıstıracak…!

Aslına bakarsanız bu durum Beşiktaşlılar için sevinilecek bir durumdur. Demek ki Sarışın Melek işine konsantre ve hırs yapmış durumda. Rijkaard gibi seyirci kalmıyor duruma. Hatta eminim ki kendisini büyük hayal kırıklığına uğratan bazı futbolcuları “kara kaplı defterine” şimdiden not almış durumda.

Bu arada itiraf etmeliyiz ki ortada geçici olsa da bir sıkıntı ve başarısızlık var. Bu sıkıntının en büyük sorumlusu da önceki yıllarda transferi yapanlar ve bunu Schuster’e yutturanlar ile “ille de rotasyon” diyen Schuster’dir. Bu sene yaptıkları flaş transferler ile yöneticiler kendilerini taca çıkardığından ihale doğal olarak Schuster’e kalıyor.

Düşünüyorum, taşınıyorum. Binbir dereden su getiriyorum. Kadrodaki futbolcuları kantara vuruyorum, freze ile hatalarını siliyorum, cila ile yeteneklerini parlatıyorum. Yine de bir biri ile uyumlu 11 kişiyi zar zor bir araya getirebiliyorum. Onda da devre arasında 3 iyi transfer yapmak kaydıyla.

“Hep eleştiriyorsun da çözüm olarak ne öneriyorsun” diye soracak olursanız;

Schuster’in öncelikle kadroyu küçültmesi lazım.

Elinde Erhan Güven gibi Tabata gibi 40 tane futbolcu olacağına hiç olmasın daha iyi.

Nihat sürekli olarak “Benim yerim kanatlar değil, forvetin arkası” diye söylenip duruyor

Kendisine 3 maç bu mevkide görev verilmeli, yine saç baş yoldurursa, dönüşünde antrenör olarak yararlanmak üzere İspanya’ya gönderilmeli.

Tabata anında gönderilmeli, yerine malzemeci Süreyya ile Sergen Yalçın dönüşümlü oynatılmalı. Gaziantep’e kaptırılan 8.5 milyon Avro için bir galon soğuk su içilmeli.

Ön liberoluk görevini iki stoper arasında al gülüm ver gülüm tamamlamak isteyen Mehmet Aurelio’nun terli kafasına bir şaplak atılmalı. Eski Aurelio olana kadar Veliefendi’de koşturulmalı.

Ersan Gülüm’ün bonservisi acilen alınmalı, şımarmaması için harçlıkları Hüsnü Güreli’ye emanet edilmeli.

Rüştü ile Hakan’ın yanı sıra Cenk’e de şans verilmeli. O da şamdelden gol yerse son çare olarak Iverson kaleye geçirilmeli.

Kadronun tamamı homojen bir yapıdaymış gibi sürekli rotasyon yapılmasından kaçınılmalı. Necip 3 günde bir maç yapınca yoruluyorsa yol yakınken başka bir iş yapması tavsiye edilmeli.

Almanya’dan 5 tane Ernst daha transfer edilmeli.

FIFA ve  UEFA kandırılabilirse Ernst’e siyah peruk taktırılarak Türk Milli Takımı’nda oynatılmalı.

Defans bloğu ile hücum blokları arasındaki mesafe 30 mu olacak? Yoksa 70 mi?

Bir an önce karar verilmeli.

Schuster eğer sisteminde ısrarlıysa sorumluluk alarak birkaç tane transfer yapılmalı.

Holosko’nun İnönü Stadı’nda değil de Trabzon gibi deplasmanlarda, Nobre’nin ise İstanbul’daki maçlarda oynatılması gerektiği kendisine söylenmeli.

Fatih Tekke ile 2. Raunda çıkılmamalı.

Kendisine gaz verilerek Karadenizli damarı okşanmalı.

Schuster eğer kendisinden yararlanmak istemiyorsa Tekke’nin “Apachi saçları” bahane edilmeli.!

Quaresma’nın Portekiz’de geçirdiği sakatlık tatilinden sonra kafasının neden karıştığı sorgulanmalı.

Maç içinde ısrarla kırmızı kart görmek istemesinin nedenleri aranmalı.

Hakemlerin özellikle İnönü Stadı’nda hakem olduklarını anlamalarının sebebi araştırılmalı.

Beşiktaş’ın maçlarında rakip takımı Beşiktaş’a ezdirmeyen hakemlerimizin F.Bahçe ve G.Saray maçlarındaki eyyamcılıkları klip yaptırılmalı.

FIFA kokartı takmak isteyen hakemlerimizi İnönü Stadı’nda gözlemcilere seyrettirilmeli.

92. dakikada atılan fakat sayılmayan ofsayt golün, ofsaytın görülerek iptal edilmesinden değil de; her pozisyonda bayrak çeken yan hakemin boş atıp dolu tutmasından kaynaklandığı ispatlanmalı.

Bobo rakip ceza sahasının içine boynundan zincirlenmeli.

Ceza sahasının dışında top almaya gittiğinde Nartallo’yu mumla arattırdığı kendisine söylenmeli.

İşbu maddeler halinde sıraladığımız önerilerimiz rağbet görürse siz işte o zaman seyreyleyin gümbürtüyü.

Yine de bu sene şampiyonluk yarışındaki en güçlü takımın Beşiktaş olduğu unutulmamalı.

Çünkü kısır ligimizde futbol oynamak isteyen tek takım var; o da Beşiktaş.

Hakemlerimiz bunu henüz idrak edemese de…

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI