Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kız veriyorum

Ben de hala olanlara inanamıyorum.

Başlığa aldanıp da; “Aman yoksa senin kız mı evleniyor, ay dur, daha on dokuz yaşında, değil mi?” de demeyin çünkü kendi kızımı vermiyorum.

Durum şu; yakın arkadaşlarımdan birinin Aslı adında bir yardımcısı var. (isim değiştirilmiştir)

Aslı yaklaşık on seneden beri arkadaşımın yanında, geldiğinde on dokuzdu, şimdi oldu yirmi dokuz.

Aslı arkadaşımın ailesinden biri gibi oldu elbette ama benim için doğurmadığım ikinci çocuğum gibi.

O da bana “karnından çıkmadığım annem” der zaten.

Yıllardır benimle her şeyini paylaşır; ne edecek, ne yapacaksa hep bana danışır.

Bundan on beş gün önce aradı; “müsaitsen kahveye geliyorum” dedi.

Geldi ve “anacığım, seninle mühim bir konuda konuşmalıyım” dedi.

“Nedir Aslıcığım?”

“Biz Ali’yle evlenmeye karar verdik, artık zamanı geldi, sen ne dersin?”

Haklıydı, tam altı senedir flört ediyorlardı, birbirlerini çok sevdiklerini de iyi biliyordum.

“Valla Aslı” dedim, “haklısın ama her şey hazır mı, paranız pulunuz var mı? Benim bildiğim Ali şu an işsiz nasıl geçineceksiniz?”

“Anacığım, büyük bir evde karı koca yatılı çalışalım diyoruz.”

Çok mantıklıydı, hem bu tip büyük evlerde ödenen paralar çok yüksek hem ev kirası dertleri olmayacak.

Bayağı kafama yattı.

“Ne zaman evlenmeyi düşünüyorsunuz?”

“Yaz sonu.”

“Hah bu da güzel, çeyizini falan anca toparlarız zaten.”

Bir kahve bizi kesmedi, ikinciyi içerken Aslı dedi ki;

“Şimdi gelelim sadede, seninle konuşmak istediğim sadece bu kadar değil. Ali’nin ailesinin beni senden istemelerini istiyorum. Onlara da söyledim, çok sevindiler.”

Kahveyi resmen tükürüverdim.

“Nasıl yani annen, baban dururken neden ben?”

“Biliyorsun babamla durumları…”

“İyi de Aslıcığım ben nasıl girerim bu sorumluluğun altına?

Ali’yi toplasan üç kere gördüm, ailesini desen hiç tanımıyorum.

Annen, baban duysa ne der?”

Aslı’nın suratı buruştu mu, başladı mı ağlamaya! “Sen vermezsen ben de kaçarım, bak şimdiden söylüyorum peşin peşin bilesin.”

“Tamam, bir yolunu bulacağız” dedim, Aslı gitti.

O günden sonra düşün düşün delirecektim, arkadaşıma anlattım; “valla ben karışmam Ayşe, top sende” dedi.

Veloş’a anlattım; “sakın ha büyük sorumluluk Ayşe” dedi, haklı da vallahi.

Akşam oturdum, düşün düşün en sonunda Aslı’nın annesini aramaya karar verdim.

Durumu bir güzel anlattım, kadıncağız “ay ben fenalaşıyorum, galiba tansiyonum çıktı” deyip kocasını telefona verdi. Babaya da anlattım durumu, o da “sanırım
bana inme geliyor, kolum uyuştu” deyip telefonu Aslı’nın abisine verdi.

Ona da anlattım, o da “gelirsem oraya saçını başını yolarım Aslı’nın” deyip telefonu kız kardeşine verdi.

Ona da anlattım durumu.

“Üzülmeyin Ayşe Hanım, ben bizimkileri kandırırım, madem sizden isteyecekler Aslı’yı, bizimkileri de alır, gelirim” dedi.

“Ama ya olay molay çıkarsa?”

“Merak etmeyin, zaten tanıyorlar Ali’yi. Hem böylelikle aradaki soğuk buzlar da erimiş olur, siz Aslı’ya söylemeyin, sürpriz olsun.”

Kızcağız yanımda olsa içime sokacaktım, nasıl sevindim, nasıl olgun aklı başında biriymiş, eh kadın öğretmen, olsun o kadar ama değil mi?

Ve geldi çattı kız isteme günü; geçtiğimiz pazar aldı beni bir telaş. Cumadan başladım yemek yapmaya.

Pazar günü öğlen saatlerinde erkek tarafı geliverdiler.

Aslı sırım sırım sırıtıyordu haliyle.

Ama ikinci kapı çalışında kapıyı açıp karşısında anasını babasını, hatta halasını, teyzesini, dayısını, amcasını görünce önce pek bir ekşidi.

Ama hayat işte, kapıda babası anasıyla bir sarılıverdiler ki o anı yaşadığım sürece unutmayacağıma eminim.

İçeri geçtik, aileler tanıştı, hemen de kaynaştı.

Allah’ın emri, peygamberin kavli denince Aslı’nın babası bana dönüp;

“Eh madem Aslı böyle istedi, cevabı da siz verin lütfen” demez mi!

Ağlamaya başladım; “Allah’ım bana kızımın mürüvvetini de göster inşallah” deyip “verdim gitti” dedim.

O gece dans bile ettik, nasıl keyifli geçti anlatamam sizlere. Sanırım düğünleri de harika olacak; bu sevgi ve iki ailenin kocaman desteğiyle.

Şimdi onlara bir de iş buldum mu benden mutlusu olmayacak. Haydi Ayşe koş, önce kızına oğluna iş bak, sonra başla çeyiz hazırlıklarına...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI