GeriKitap Sanat Zeki Müren’e senfonik bakış
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zeki Müren’e senfonik bakış

Zeki Müren’e senfonik bakış

Yeni kurulan Limak Filarmoni Orkestrası, CSO ve Bilkent Senfoni’den sonra Ankara’nın üçüncü orkestrası olarak Türkiye’nin müzik dünyasına adım attı. Limak Filarmoni’nin önce Ankara, ardından İstanbul’daki ilk konserinde opera sanatçısı Murat Karahan’ın Zeki Müren şarkıları yorumları büyük beğeni topladı. Konser 10 ilde daha tekrarlanacak.

Klasik Türk musikisi senfonik bir anlayışla yorumlanıp icra edilebilir mi? Bu iddiayla yola çıkıldığı takdirde Türkiye’nin ‘Sanat Güneşi’ Zeki Müren’in şarkılarının opera sanatçısı bir tenor tarafından seslendirilmesine engel bir durum var mı? Örneğin Zeki Müren’in en önemli klasiklerinden ‘Veda Busesi’ yaklaşık 70 kişilik bir filarmoni orkestrası eşliğinde yorumlanabilir mi?
Ankara’da yeni kurulan Limak Filarmoni Orkestrası’nın bu ayın başında konuk şef Rengim Gökmen’in yönetiminde önce Ankara, ardından İstanbul’da gerçekleştirdiği ve solistliği tenor Murat Karahan’ın üstlendiği iki konser, bu sorulara ‘evet’ yanıtı verilebileceğini; klasik Türk musikisi ile senfonik müziğin pekâlâ el ele tutuşabileceğini ortaya koydu. Ancak bu birliktelikte icracılar kadar, yaptığı düzenlemelerle Zeki Müren’in eserlerini büyük orkestraya göre senfonik bir anlayışla yeniden yorumlayan Yusuf Yalçın’ın rolünü de teslim etmek gerekiyor.
Limak Filarmoni, Cumhurbaşkanlığı Senfoni ve Bilkent Senfoni’den sonra Ankara’nın üçüncü orkestrası olarak Türkiye’nin müzik dünyasına adım attı. Orkestrayı başlangıç konserlerinde konuk şef olarak Türkiye’nin önde gelen şeflerinden Rengim Gökmen yönetti. Orkestranın direktörlüğünü ise son yıllarda uluslararası alandaki başarılarıyla kendinden söz ettiren genç tenor Murat Karahan yürütüyor.
Orkestra her iki konserde de Zeki Müren’in aralarında ‘Manolya’, ‘Rüzgârlara Kapılmış’, ‘Bir Demet Yasemen’, ‘Zehretme’, ‘Gözlerinin İçine’ gibi şarkılarının da bulunduğu, sanatçının bestelediği ya da yorumladığı toplam 17 eseri seslendirdi. Murat Karahan, bu iki konserde ayrıca bir napoliten şarkısı icra ederek doğrudan operacı kimliği ile de izleyicilerin karşısına çıktı.

KALIPLARIN DIŞINA ÇIKTIK
Orkestranın müzikal direktörü ve solisti Murat Karahan, projenin arkasındaki bakışı anlatırken “Yerel müziğimizi çoksesli tonlarla seslendirmek uzun zamandır kafamda olan bir projeydi. Daha sonra bu fikri ilk etapta Zeki Müren şarkıları ekseninde düşündüm. Sonuçta bunu gerçekleştirmek için bir filarmoni orkestrası kurduk, ancak kalıpların biraz dışına çıkmış bir filarmoni orkestrası olduk” diye konuşuyor.
Karahan, yola çıkarken üç ana başlığa önem verdiklerini anlatıyor: “Birinci temel çıkış noktamız, çoksesli müzik. Biz her şeyi çalabiliriz. Senfonik eserleri de çoksesli düzenlemeleri de çalabiliriz. O yüzden filarmoniyiz. İkinci çıkış noktamız, kendi yerel müziğimizi, çok daha zengin bir şekilde icra edip, dünyaya daha büyük ve zengin bir platformda sunmak. Çoksesli müziği halka, halkı da çoksesli müziğe yakınlaştırmak için yola çıktığımız bir adım. Üçüncü başlık, gençlere önem veriyoruz. Yılda bir düzenleyeceğimiz konserlerle okullarından mezun olmuş; ama sahne imkânı olmayan genç arkadaşları konsere çıkaracağız.”

MÜZİKLER ARASINDAKİ DUVARLAR KALDIRILMALI
Orkestranın konuk şefliğini üstlenen Rengim Gökmen, projeyi kuvvetle destekliyor. “Popüler müziklerin, bu kadar büyük duvarlarla klasik müzikten ayrılmaması gerektiğini düşünüyorum” diyen Gökmen, bakışını şu şekilde anlatıyor: “Portekiz’de fado, İspanya’da zarzuela, İtalya’da napoliten neyse, bizim de bu tür şarkılarımız bütün dünyaya seslenebilecek şarkılardır. Nitelikli popüler klasik müzikler yaratmamız gerekir. Bugüne kadar Türkiye’de eğlence müzikleri ile araya konmuş olan bu duvarların kaldırılması gerekiyor. Evrensel müzikler, sanat müziği ile popüler müzikler arasındaki çizgi, siyah ile beyaz ayrımı gibi değildir. Klasik sanat müziğinin popüler müziğe, popüler müziğin de klasik evrensel sanatlara, daha geniş tasarımlı müziklere yaklaşması önemli diye düşünüyorum. Özellikle geleneksel müziğimiz, evrensel sanat müziğindeki en önemli malzememiz. Zeki Müren ismi de popüler bir sanatçı olmasına rağmen, büyük klasik nitelikler taşır. Hem klasikleşmiş popüler hem de popüler olmuş bir klasik sanatçıdır.”

Zeki Müren’e senfonik bakış

‘VEDA BUSESİ’NE KONSANTRE OLDUM

Zeki Müren şarkılarını senfonik anlayışla yeniden yorumlayıp partisyonları yazan, Çukurova Senfoni Orkestrası sanatçısı Yusuf Yalçın ise düzenlemeleri yaparken ‘heyecanlandığını’ ve ‘tedirgin olduğunu’ gizlemiyor: “Klasik müziğin içerisinden gelen biri olarak, çok fazla geleneksel müzikle iç içe olamadık. Ama bu şekilde bir seslendiriliş fikri ilk başta ters gelmedi. Heyecanlandım. Nasıl bir deneyim olur diye düşündüm. Çok zengin bir müzik ile karşılaştım. Filarmoni Orkestrası ile batı müziğinin yapısında seslendirilebilecek müzikler olduğunu gördük. Bu çok uzun bir çalışma gerektiriyordu, kısa bir zamanda yine de iyi iş çıkardık. Sadece alışık olduğumuz müziklerin orkestra ile izleyici karşısına çıktığı zaman nasıl bir tepki alacağı konusunda tedirgindik. Gördüğümüz sonuç bizi mutlu etti. Çalışmalarımız esnasında çoksesliye adapte ederken bu müzikleri büyük sıkıntılar çıktı. Yerinde çözdüğümüze inanıyorum bunu. Bunun devamı gelecek. Farklı Türk bestecilerinin eserlerini seslendirmek için sabırsızlanıyoruz.”
Yalçın, kendisi için en özel şarkının ‘Veda Busesi’ olduğunu belirterek, “Bu şarkıyı düzenlerken özellikle konsantre oldum” diye konuşuyor ve ekliyor: “Orkestra yapısına çok oturan şarkılar var. ‘Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar’, ‘Yaralı Gönül’, ‘Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin’ çok iyi oturdu orkestraya. Bundan sonraki dönemde daha uluslararası bir boyutta, kabul edilebilir bir seviyede yol almak istiyoruz.”

ZEKİ MÜREN PROJESİ 10 ŞEHRE GİDİYOR
Orkestranın müzik direktörü Karahan, “Bir filarmoni orkestrasını kurmak maddi beklentiyle yapılacak bir şey değil” diyerek Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir’in sponsor olarak projedeki rolüne dikkat çekiyor. Ebru Özdemir ise “Limak Vakfı olarak olarak bugüne kadar hep sanata destek verdik. Sanatın toplum için öneminin farkındayız. Limak Filarmoni Orkestrası’nı kurarken müziğin evrensel bir dil olmasından hareketle Türk müziğinin daha evrensel bir formda yeniden yorumlanmasını hayal ettik. Umarım başarılı oluruz” diye konuşuyor.
Ebru Özdemir, Zeki Müren konserinin önümüzdeki günlerde sanatçının doğduğu yer olan Bursa da dahil olmak üzere 10 ilde tekrarlanacağını belirtirken, Murat Karahan da bundan sonraki aşamada Türk halk müziğine ve başka sanatçıların eserlerine odaklanmayı planladıklarını vurguluyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle