GeriKitap Sanat ‘Yaşadığı çağlayanları durgun bir göl gibi anlatmış’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Yaşadığı çağlayanları durgun bir göl gibi anlatmış’

‘Yaşadığı çağlayanları durgun bir göl gibi anlatmış’

Selda Terek Bilecen, ‘Lirik Prenses Tezer’ adlı kurgu-biyografi romanında yazar Tezer Özlü’yü, günümüzde onun hayatını araştıran edebiyat öğrencisi bir kadınla buluşturuyor. Bu zorlu roman kurgusunu ve Tezer Özlü’yü, Bilecen’den dinledik...

Lirik Prenses Tezer’ beşinci romanınız ama ilk kurgu-biyografi romanınız... Hem kurgu biyografiyi hem de Tezer Özlü’yü neden tercih ettiğinizi merak ettim...
Biyografik roman belki de edebiyatın en iddialı türü. Destek Yayınları’nın sanatçıların biyografik romanlarını bir set olarak çıkarıp onları tekrar hatırlatmak ve yaşatmak amaçlı güzel bir projesi var. “Yapar mısın?” dediler. Kabul etmeden önce haftalarca tereddüt yaşadım. Hem zor bir alan hem de Tezer Özlü’nün hayatını araştırırken yanılmaktan, haksızlık yapmaktan ve birilerini üzmekten çok çekindim. Kendi döneminde sıradışı yaşamış, hem özel hayatında hem de yazın hayatında cesaretiyle tanınmış bir yazar... O dönemlerde –şu anda bile– insanlar politik, sosyo-politik görüşlerini çok rahat bir şekilde ortaya koyamıyormuş. O koymuş. Fikirlerini ve hayat görüşünü sadece sözel olarak yansıtmakla kalmamış, aynı zamanda inandığı tarzda yaşamış. Tam bir 68 kuşağı... Bazı toplumsal ve bireysel alandaki söylemleri günümüzde bile anlaşılması, kaldırılması, başka yönlere çekilmeden tartışılması güç şeyler. Projeyi kabul etmemdeki en büyük etmen, Tezer Özlü’nün özgür düşünce yapısını kendime çok yakın bulmam oldu. Onun hayatını anlatırken benim de kendimden söyleyecek sözüm olacaktı.

Tezer Özlü yazdıklarıyla ve yaşamıyla çok konuşulan bir edebiyatçı. Onu okuyanların etkilenmemesi mümkün değil sanıyorum ve son dönemde de hayli öne çıkan bir isim. Siz Tezer Özlü’yle ilgili araştırma yaparken en çok nelerden etkilendiniz?
Yazılarında ticari kaygı gütmüyor olmasından, çağının çok ilerisinde yaşamış hem de sıradan bir hayatı sıradışı yaşamış olmasından, özgürlük ve dürüstlük arayışından etkilendim. Gerçekleri büyük bir cesaretle kabullenmesini sevdim. Akıl hastaneleri-Ankara-İstanbul arasında geçen zor zamanlarıyla baş edebilmesini takdir ettim. Yazın dili çok yalın ve özgün. Kimseyi ikna etmeye uğraşmıyor, açıklamıyor, lafın etrafından dolanmıyor. Aşka, evliliğe, topluma, hayata dair düşünmekten bile korkacağımız kadar cesur, dürüst, sade ve direkt cümleleri var. Okur, dilindeki dingin hali de seviyor ister istemez. Ben diyorum ki yaşadığı çağlayanları, durgun bir göl gibi huzurla anlatmış.

Kitabınızın paralel bir kurgusu var; Tezer Özlü’yü araştıran genç bir kadına ve Tezer Özlü’nün yaşamına tanıklık ediyoruz. Bu kurgu zorladı mı sizi? Kitabın yazım aşaması nasıl geçti?
Paralel kurgu şu anlamda çok zor: İki kurguyu örtüştürmeniz, bir yerde buluşturmanız gerekiyor. Bu kitapta bunu bir yerde değil aslında her yerde yaptığımı düşünüyorum. Birini yazarken diğeri hep aklımda paralel gidiyordu. Zaman çizelgeleri, mantık ve kurgu senkronizasyonuna kolay diyemem ama çıkan ürünü güzel yapan da bu. Yazım aşaması bazen çok mutlu, bazen de bunalımlı geçti. İşin içinden çıkamadığım anlarda kafam hep oradaydı, normal hayatımdan koparıyordu beni. İki karakteri de böyle detaylı çalışmak onlar olmamı sağladı. Tekrar aynı dönemi yaşa deseniz cesaret edemem.

‘Yaşadığı çağlayanları durgun bir göl gibi anlatmış’
LİRİK PRENSES TEZER
Selda Terek Bilecen
Destek Yayınları, 2017
312 sayfa, 20 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle