Yarın da Refik Halid…

Güncelleme Tarihi:

Yarın da Refik Halid…
Oluşturulma Tarihi: Nisan 06, 2017 13:20

Refik Halid Karay ‘Hep İstanbul’dan ‘Atatürk’e Eğilen Bir Sürgün’e artık 18 kitaba ulaşmış denemeleriyle bize inanılmaz güzellikte, mutlulukta zamanlar yaşattı. Gündelik olaylarda bile Refik Halid’in kalıcı yazarlığına, itiraf edeyim, kıskançça bakakalıyorum.

Haberin Devamı

Edebiyat tarihçisi Kenan Akyüz, ‘Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri’nde (1972) Refik Halid Karay’dan söz açarken “Türkiye hakkındaki fikirlerinde müspet bir gelişme başlamış, 1928’de Latin harflerinin kabulünü ve onu takip eden ‘öz Türkçe’ hareketini takdirle alkışlamıştır. Buna karşılık, Türkiye’nin siyasi çevrelerinde de ona karşı olan tutumda bir gevşeme görülmüştür” der.

Muhalif, siyasi sürgünler arasındaki Refik Halid’in yaşam serüvenini, sürgünden yurda dönüşüyse Yakup Kadri, ‘Gençlik ve Edebiyat Hatıraları’nda (1969) ayrıntılarla, inceliklerle anlatır. Yakup Kadri’nin anılarında asıl Refik Halid’i tanırız.
Gelgelelim edebiyatçı kimliğiyle Refik Halid’i kavramak bugün de hayli zor. Edebiyat tarihlerimiz öyküde ‘yarım kalmış’ başarısından ötesini görememiş. Kimi eleştirmenler ‘para kazanmak amacıyla’ roman yazdığı kanısına kapılmışlar; bu ‘piyasa işi’ romanlardaki büyük emeği, dilde, anlatışta, kurguda getirdiği yenilikler neredeyse göz ardı edilmiş.

Haberin Devamı

Yine Kenan Akyüz, “Sürgünlüğün 16 yıllık ıstırabından sonra, politikaya dönmemekte kararlı olan yazarın yalnız romana bağlanmasını tabii görmek gerekir” diyor. Bizim kuşak da öyle sanıyordu. Gençlik yıllarımda ‘Bugünün Saraylısı’nı, ‘Kadınlar Tekkesi’ni, ‘Bu Bizim Hayatımız’ı çok severek okumuştum; gerçi sonra yeniden-yeniden okudum.

Verimi sonsuz Refik Halid’iyse ancak 2014’te fark ettik, hayli utançla. Tuncay Birkan telefonla mı aramıştı, mektup mu göndermişti, tam hatırlayamıyorum. Birkan, ‘Sürgün’ romancısının gazetelerde, dergilerde kalmış yazılarını yayına hazırladığını belirtiyor, ‘Memleket Yazıları’ başlığıyla bu verimlerin 18 cilt tutacağını söylüyordu.

İnanamamıştım: Hayranı olduğum Refik Halid’den 18 ‘yeni’ kitap! Bir süre sonra ‘Hep İstanbul’, ilk kitap yayınlandı. Karay ailesi “titiz çalışmaları için” Birkan’a teşekkür ediyordu. Buradan ben de bir kez daha teşekkür ediyorum. Refik Halid artık 18 kitaba ulaşmış denemeleriyle bize inanılmaz güzellikte, mutlulukta zamanlar yaşattı, Tuncay Birkan’ın kadir bilirliğiyle.

Haberin Devamı

‘Hep İstanbul’dan ‘Atatürk’e Eğilen Bir Sürgün’e 18 cildi kitaplığımda yan yana dizdim. Gündelik olaylarda bile Refik Halid’in kalıcı yazarlığına, itiraf edeyim, kıskançça bakakalıyorum. Gazete yazılarının günü birlik ömrü, onun kalemiyle, yarın da yaşayacak. Böylesi bir başarı kaç yazara nasip olabilir.
Ayrıca, on sekiz kitabı üç yıllık bir süreçte bugünün hercai gönüllü okuruyla buluşturacak cesareti gösterdiği için İnkılâp Kitabevi’ni yürekten kutluyorum. Yine itiraf edeyim, ‘Memleket Yazıları’nı yarım kalacak diye epey kaygılanmıştım...

Yapayalnız bir romancı
Son haftaların kitap sevinçlerinden biri de, Liz Behmoaras’ın ‘Suat Derviş/ Efsane Bir Kadın ve Dönemi’ biyografisinin yeni basımı (Doğan Kitap) oldu. Özenli, titiz Behmoaras yeni basımı genişletmiş, yani emeğinde iz sürmeyi sürdürmüş. Bu biyografi için 2008’de yazmıştım. Eserin yeni okurlarla buluşmasını gönülden istiyorum.

Haberin Devamı

Yarın da Refik Halid…

Suat Derviş hemen hep ‘Fosforlu Cevriye’yle anılır. Oysa onun en güzel romanlarından biri ‘Çılgın Gibi’dir. Kitap olarak yayınlanmış her romanı severek okudum; daha ilk eseri ‘Kara Kitap’ (1920) adı gibi kapkara bir romandır.
Atillâ İlhan, Suat Derviş’i çok severdi, eserlerinin yeni basımlarının yapılmamasına üzüldüğünü hatırlıyorum. Bir gün de genç bir hanımın tezini göstermişti; bu tezde Suat Derviş’in tefrika halinde kalmış romanlarını tek tek saptanmıştı. Uzun zamanlar tam bir Suat Derviş külliyatı için uğraştım; bazı yayınevleri yola çıktılar ama gerisi gelmedi. Atillâ Ağbi’nin söyleyişiyle “Yapayalnız bir romancı!”
Liz Behmoras bu yapayalnız romancıyı bilinmeyin yönleriyle kaleme getirir: ”Hiçbir ideolojiye, hiçbir akıma, hiçbir sınıfa tamamıyla hapsolmayı kabul etmeyecek kadar bağımsız ve bunun bedelini sonuna kadar ödemeyi göze alacak kadar cesur...”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!