GeriKitap Sanat Ya öteki yolu seçseydin?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ya öteki yolu seçseydin?

Ya öteki yolu seçseydin?

Blake Crouch romanı ‘Karanlık Madde’de hayal edebileceğimizden çok daha büyük ve tuhaf bir gerçekliğin parçası olabileceğimizi düşündürürken, bizlere “Ben sadece ben miyim?” sorusunu armağan ediyor.

Hepimiz, hayatımızın belli dönemeçlerinde belirleyici seçimler yaparız. Bir şeylerin uğruna, bazen yapmak istediğimiz o büyük şeyi yapmaktan, bazen de olmak istediğimiz o kişi olmaktan vazgeçeriz. Peki, sonra ne olur? Diyelim ki uğrunda, yapacaklarımızdan da kendimizden de vazgeçtiğimiz o şeye kavuştuk. Seçtiğimiz o şeyi yaşamaya başladık. Fakat yapmaktan vazgeçtiklerimize ve olmaktan caydığımız kişiye ne olur? Onlar sadece seçmediklerimiz olarak mı kalırlar geçmişimizde? Yoksa bizi çoklu evrene savuran kapılara mı dönüşürler?
Blake Crouch, soluk soluğa okunan romanı ‘Karanlık Madde’yi bu soruların üzerine kurmuş. Kahramanı Jason Dessen, Chicago’da küçük bir üniversitede ders veren bir atom fizikçisi. Eşi Daniela ise ortaokul öğrencilerine resim dersi veriyor. Ve bütün bunları belirleyen şey, on beş yıl önce evlenip bir çocuk sahibi olmayı seçmeleri. Çünkü bu seçimleri görünürde iki şeye yol açmış: Jason, kuantum fiziğinde çığır açacak araştırmalarından vazgeçmiş. Daniela’ysa ünlü bir ressam olmaktan.

Roman, Jason’ın, kendisi gibi ideallerinden vazgeçmemiş ve fizik dalında önemli bir ödül almış arkadaşının kutlama partisine gitmeye karar vermesiyle başlıyor. Bu kutlama, Jason için bir tür yüzleşme gibi. Seçtikleri ve seçmedikleriyle... Fakat akşamın sonunda, bu yüzleşmenin çok daha büyüğüyle karşılaşıyor. Partinin verildiği bardan çıktığında geyşa maskeli biri tarafından silah zoruyla kaçırılıp Chicago’nun ıssız bir bölgesine götürülüyor. Evde kendisini yemeğe bekleyen Daniela ve oğlu Charlie’ye ulaşma çabaları sonuçsuz kalıyor. Tuhaf bir mekânda fiziksel şiddet görüp çırılçıplak soyduruluyor, başka kıyafetler giymeye zorlanıyor. Bunları yapan adamın kendisini çok iyi tanıdığını anlamasına karşın onun hakkında hiçbir ipucu elde edemiyor. Geyşa maskeli adam vücuduna şırıngayla bir bileşim zerk ediyor. Ve Jason, uyandığında kendini gelişkin, soğuk, kuşku uyandırıcı bir laboratuvarda buluyor. Güvenilir bir tavır sergilemeyen laboratuvar yöneticilerinin kendisini ismen ve fiziken tanıdıklarını fakat başka bir Jason’dan söz ettiklerini anlıyor. Başka birinden değil, on beş yıl önce başka bir seçim yapmış ve çoklu evren konusunda devrime imza atmış olan Jason’dan...

Sonrasında, hem Jason’ın hem de romanın çoklu evreninde buluyoruz kendimizi. Blake Crouch’un zekice oyunları sayesinde çoklu evren duygusunu yazınsal şaşırtmacalarla tadıyoruz. Jason’ın deyişiyle, hayal edebileceğimizden çok daha büyük ve tuhaf bir gerçekliğin parçası olduğumuzu ama bu gerçeği bilmeden yaşadığımızı düşünmeye başlıyoruz. Dünyanın seçimlerimizle bölündüğünü, hayal edemeyeceğimiz kadar çok sayıda ve var olabilecek her şeyin olduğu sonsuz bir evrenler silsilesi olabileceğini hissediyoruz. Bu çoklu evrende, başkalarının mı, yoksa kendi versiyonlarımızın, kopyalarımızın mı daha ciddi bir tehlike yaratacağını sorgulamaya başlıyoruz. Ve kitabı bitirdiğimizde, T. S. Eliot’ın romanın başında yer alan dizelerini bir kere daha düşünüyoruz: “Çünkü olabilecekler ve olanlar/Hep var olan belli bir sonu gösterir./Ayak sesleri yankılanır bellekte/Seçmediğimiz yoldan gelen/Açmadığımız kapıya doğru giden.”

Ya öteki yolu seçseydin
KARANLIK MADDE
Blake Crouch
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Doğan Kitap
368 sayfa, 27 TL.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle