GeriKitap Sanat Ya o günlük senin olsaydı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ya o günlük senin olsaydı?

Ya o günlük senin olsaydı?

Cevat Turan’ın ikinci romanı ‘Bir Eylül Yarası-Hesaplaşma’, 70’leri, 80’leri anlamak, o kuşağın bugününü gözlemlemek, bakış açılarını kavramak için okunası, sürükleyici bir siyasi polisiye.

Nokta koymayı severiz oysa. O şehre ait anılar orada kalır ve gideriz. O sevgiliden ayrılır, o okulu bırakırız. Hepimizin bitirdiği dönemeçleri vardır, asla geri dönmem, dediğimiz. Sımsıkı aklımızın perdelerini indirdiğimiz. Ve bir gün bir şarkı, bir film, ya da okuduğumuz bir kitap da anımsayıveririz...
Murathan Mungan, “O eski ağrı ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmişsinizdir” diyerek, eski bir aşkı nitelendirir. Peki aşk dışında kalan anılar? Hepimiz istediğimiz zaman, istediğimiz kadar hüznü severiz. İstediğimiz kadar sevinci, istediğimiz kadar anımsamayı.
Ve çoğumuz ilk gençlik yıllarımızda aktif siyaset yaparız da sonradan hayat gailesi işin içine girince pasifize oluruz. Kim kalır değişmeden? Cevat Turan’ın ilk romanı ‘Unutmalar Şehri’nin Kızıl Ömer’i kalmış mıdır mesela? Hala sakladığı neleri vardır, bugünün Ömer Soylu’sunun? Peki gerçekten ‘iç kitabı’ diye de nitelendirebileceğimiz ‘günlük’lere gelelim. Diyelim ki tüm hayatınızın notunu tuttunuz. Birisi ya da birilerinin okuması nasıl bir duygudur? ‘Tarihe kalsın’ diye tutulan notlar, siz tarih olmadan su yüzüne çıkarsa? Yeterince tedirgin edici değil mi? Oysa ülkemizin en usta edebiyatçılarının tuttukları defterler, günlükler sonradan tüm dünya okurlarına kitap olarak sunuldu. Siz o kadar cesur musunuz?

Cevat Turan’ın ikinci romanı tam da bu noktadan başlıyor hikayeye. 1980’de bıraktığımız ilk roman ‘Unutmalar Şehri’ karakteri Kızıl Ömer, ‘Bir Eylül Yarası’nın Ömer Soylu’su olarak çıkıyor karşımıza. Tam otuz yıl geçmiş, artık yıl 2010 olmuştur. O artık en ünlü firmaların bile reklam için kapısını çaldığı büyük bir reklam ajansı sahibidir. Bu popüler ajansı üç ortak ile kurmuştur. Üç eski yol arkadaşı, yani dava arkadaşlarıyla. Başarıyı da gün geçmeden yakalamışlar; çok büyük işlere imza atarak. Herkesin merak ettiği soruyu yıllar sonra polis de soracaktır: “Bunca mal mülk nasıl oldu? Geçmişte yapılan banka soygunundan kalan paralar kimde? Ve hatta soygunda vurulan bekçinin katili kim?”
Romanın çatısı bu üç soru üzerinde yükseliyor. Fonda toplumsal hesaplaşmaya paralel olarak ilerleyen bir başka konu ise bireysel hesaplaşmalar. Romanın sürükleyiciliğini de bu hesaplaşmalar belirliyor. Düğmeye basılması, operasyonlar, keyfe keder gözaltılar, ağabeyleriyle toplantılara katılan bir komiser, gizli tanıklar ve İstanbul Adliyesi’nin Beşiktaş’ta ki ek hizmet binası’nda görülen davalar...
Bu döneme göndermelerle dolu olan roman, yargı ve hukuk sistemini de eleştirel bir bakış açısıyla da sunmuş okura. Siyasi polisiye türünde Pupa yayınlarınca 304 sayfa yayımlanan romana iki de aşk ilişkisi eşlik ediyor. Biri bitmiş; eski, diğeri yeni başlayan bir aşk. Biri yetmişlerin, diğeri ikibinlerin aşkı...
Seksenlerde başlayan aşkların ve evliliklerin çoğunluğunun hüsranla bitmesinin nedenlerini de kurguda işleyen yazar Cevat Turan, bize aşkın, tutkunun ve heyecanın da tanımlarını yaptırıyor.
Aşkın gücü nereye kadardır sahi?
Çarpışan hayatlar ise en çok sinemada işlenen bir damar. Cevat Turan’ın son romanı ‘Bir Eylül Yarası’ konusuyla da sinematografik diliyle de okurun hayal dünyasını oldukça besleyip, çarpışan hayatlarıyla, karakterlerleriyle de oldukça şaşırtıyor.
Turan’ın sade bir dille kaleme aldığı roman bazen içimizden biri gibi tanıdık, bazen ise çok uzağımızda yaşanan yabancı bir hayat hikayesi gibi bilinmez.
Anlamaya çalışmak, hayattan keyif almanın da bir göstergesi. 70’leri, 80’leri anlamak, o kuşağın bugününü gözlemlemek, bakış açılarını kavramak için okunası, sürükleyici bir siyasi polisiye.

Ya o günlük senin olsaydı
BİR EYLÜL YARASI - HESAPLAŞMA
Cevat Turan
Pupa Yayınları, 2019
304 sayfa, 24 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle