GeriKitap Sanat Ütopya ile distopya arasında
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ütopya ile distopya arasında

Ütopya ile distopya arasında

‘Antilop ve Flurya’ günümüzdeki biyoteknolojik gelişmelerden esinlenilerek yazılmış, hem ütopik hem de distopik bir roman. Margaret Atwood, bilimin sınırlarında dolaşırken ne zaman durmamız gerektiğini sorguluyor.

Feminist edebiyatın yaşayan en usta temsilcilerinden biri, Arthur C. Clarke ve Man Booker dahil olmak üzere onlarca ödüle sahip olan ve ekolojik meselelerle yakından ilgilenen Margaret Atwood’un 2003’te yayımladığı ‘Antilop ve Flurya’, ‘MaddAddam’ üçlemesinin ilk kitabı. ‘Antilop ve Flurya’nın en önemli özelliği ‘spekülatif kurgu’ olması. “Bilim kurgunun canavarları ve uzay gemileri var, spekülatif kurgu ise gerçekleşebilir” diyen Atwood, gerçeğe yaslanarak kalem oynatıyor. Yazarın dikkat çektiği gerçeklik ise ekolojik sorunlar karşısında bilimin rolü. Bu temel üzerine kurulu kitapta, üç karakter görüyoruz: Kar Adamı, Flurya ve Antilop. Olaylar Kar Adamı’nın, asıl adıyla Jimmy’nin ekseninden anlatılıyor. Romanda iki dünya var; ilki sıradan insanların yaşadığı ‘Avam Diyarı’, ikincisiyse global biyoteknoloji şirketlerinin siteleri. Jimmy’nin babası bunlardan biri olan OrganAş’de ‘domuzon’ üretme projesinde çalışıyor.
Jimmy’nin bu izole ortamda en iyi arkadaşı Flurya. Üniversiteden mezun olduktan sonra Flurya hızla yükseliyor ve CennetZarı isimli büyük bir projenin başına geçince ürettikleri hapın reklamını yapması için Jimmy’yi yanına alıyor. Ancak projenin gizli amacı insanı yeniden yaratmak. Flurya’ya göre insanın en büyük defosu sahip olduğu cinsel enerji. Dünyadaki savaşları ve şiddeti, ekonomik, dini ya da siyasi sebeplerle değil cinsellik dürtüsüyle açıklıyor. Ürettiğinden çok tüketen ve devamlı üreyen tek tür olan insanı hastalıklardan koruyacak olan hap bir yandan onları kısırlaştıracak, öte yandan, Flurya’nın ürettiği insan türüne hayvan genleri eklenmiş, hastalıklara bağışıklar ve cinsellik dürtüsünden arınmışlar. ‘Flurya’nın Çocukları’ denilen bu yeni türden din, sanat gibi kavramlar silinmiş. Antilop, onları eğitmek ve onlarla ilgilenmekle görevli. Jimmy, Antilop’u daha önce de görüyor. İlki, internette izlediği bir çocuk pornosunda, ikincisi hapsedilerek sekse zorlanan kadınlarla ilgili izlediği bir haberde.

ELEŞTİREL BİR ‘ÜSTOPYA’
Antilop, Asya’nın fakir bir köyünde doğmuş ve güzel olduğu için bir ‘yabancıya’, En Amca’ya satılmış. Yaşadığı zor hayata rağmen kimseye kini yok ve her zaman iyimser. Jimmy, En Amca gibileri mahvetmek isterken Antilop onları hiç kötülemiyor. Antilop karakteriyle hem fakir ülkelerdeki ‘yabancı’ sömürüsüne hem de kadınların ataerkil sistem tarafından nasıl sömürüldüğüne tanık oluyoruz. Zaten Margaret Atwood’un bir derdi de bu: Kapitalizmle gelişen modern kolonyalizm. Nitekim, Kanadalı kimliğini Amerika korkusuyla ve İngiltere’ye duyulan aşağılık kompleksiyle ‘hayatta kalma’ metaforu üzerinden açıklayarak kolonyalizme kafa tutuyor. ‘Antilop ve Flurya’yı, bu metafora bağlı olarak 19. yüzyıl Kanada yazınında görülen vahşi hayvan hikâyelerinin modern bir versiyonu olarak okumak da mümkün. Bu öykülerde, hayvanların kurban olarak betimlenmesiyle post-kolonyal bir anlatı hâkim. Romanda bu anlatı kapitalizmin bilimi silah olarak kullanmasını sağlayan global şirketler üzerinden kurulmuş. Kendi tasarısıyla insanı defolarından kurtarmak isteyen Flurya sağlık vaat ederek sattığı haplara virüs ekleyerek insanlığı yok ediyor. Kalan tek gerçek insan Jimmy. Geçmişi unutmak için ‘Kar Adamı’ ismini alıyor. ‘Flurya’nın Çocukları’yla dünyada yalnız kalan Kar Adamı bu saf insanlar karşısında kendini peygamber, Flurya’yı ise Tanrı rolünde buluyor. İronik şekilde insan, defolarından arınmış olmasına karşın dini ve sanatı keşfetmeye başlıyor. ‘Flurya’nın Çocukları’nın insan türünün fiziksel ve psikolojik eksikliklerinden arınarak sınırsız bir mutluluk içinde yaşamaları ütopik bir tablo çizerken, seks işçiliğine zorlanan çocuklar, kapitalizmin insan sömürüsü, biyoterör de distopik bir tablo çiziyor. ‘Antilop ve Flurya’ bu iki tablonun birleşmesiyle oluşan ‘üstopya’ türünün yetkin bir örneği olarak karşımıza çıkmakta.

Ütopya ile distopya arasında
ANTİLOP VE FLURYA
Margaret Atwood
Çeviren: Dost Körpe
Doğan Kitap, 2018
424 sayfa, 36 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle