GeriKitap Sanat Unutulmayacak bir yazar: Fikret Ürgüp
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Unutulmayacak bir yazar: Fikret Ürgüp

Unutulmayacak bir yazar: Fikret Ürgüp

Everest Yayınları, 'Fikret Ürgüp’ün Bütün Eserleri'ni yayımlamak girişiminde. En son çıkan ‘Çivili Sandıklar’da öyküler ve şiirler bir arada. Bugünün okuru için eşsiz bir okuma şöleni: Çağdaş edebiyatımızın sessiz ama en iyi, en usta, bambaşka bir hikâyecisini tanıyacaksınız. O, uçsuz bucaksız bir acı avcısıydı.

Behçet Necatigil onun için “Kendi dünyasını boşluk, tedirginlik, uyumsuzluk alanında kurmuş bir sanatçıydı” demiş. “Rahatlıklar içinde” yaşarken üstelik! Bu ayrıksılığa kim bilir neler yol açmıştı...
Necatigil, ‘ölüm’den sonra yazdığı yazıda Fikret Ürgüp’ü anıyordu. Fikret Ürgüp’ü Necatigil’in salık verişiyle tanımıştım, yıllar önce, yolun başındayken; 1967 ya da 1968; Beşiktaş’taki apartman katı, sanki bir güz öğledensonrası, büyük şairin küçücük, daracık odası. Necatigil, Fikret Ürgüp’ün -o zaman- tek hikâye kitabı ‘Van’ı ödünç veriyor, “Oku” diyor.
‘Van’ kısacık ‘Yolculuk’la başlar. Kıpkısa bir hikâyede Fikret Ürgüp değiştirmecelerle, alegorilerle upuzun bir acıyı söylüyordu; çarpılıp kalmamak imkânsızdı. ‘Van’ zaten bütün bir şiir-öyküler toplamıydı. Gerek üslûp açısından, gerek belli belirsiz, hep puslu bırakılmış ‘konu’ları açısından, edebiyatımızda benzerine kolay kolay rastlanılmayacak öyküler.
Necatigil bana Fikret Ürgüp’ün ‘Şizofreni’ monografisinden de söz açmıştı: Psikiyatr Ürgüp, şizofreniyi âdeta bir roman kahramanı yapmış. 1960’larıBehçet Necatigil onun için “Kendi dünyasını boşluk, tedirginlik, uyumsuzluk alanında kurmuş bir sanatçıydı” demiş. ‘Rahatlıklar içinde’ yaşarken üstelik! Bu ayrıksılığa kim bilir neler yol açmıştı...

Necatigil, ‘ölüm’den sonra yazdığı yazıda Fikret Ürgüp’ü anıyordu. Fikret Ürgüp’ü Necatigil’in salık verişiyle tanımıştım, yıllar önce, yolun başındayken; 1967 ya da 1968; Beşiktaş’taki apartman katı, sanki bir güz öğleden sonrası, büyük şairin küçücük, daracık odası. Necatigil, Fikret Ürgüp’ün -o zaman- tek hikâye kitabı ‘Van’ı ödünç veriyor, “Oku” diyor.
‘Van’ kısacık ‘Yolculuk’la başlar. Kıpkısa bir hikâyede Fikret Ürgüp değiştirmecelerle, alegorilerle upuzun bir acıyı söylüyordu; çarpılıp kalmamak imkânsızdı. ‘Van’ zaten bütün bir şiir-öyküler toplamıydı. Gerek üslup açısından, gerek belli belirsiz, hep puslu bırakılmış ‘konu’ları açısından, edebiyatımızda benzerine kolay kolay rastlanılmayacak öyküler.
Necatigil bana Fikret Ürgüp’ün ‘Şizofreni’ monografisinden de söz açmıştı: Psikiyatr Ürgüp, şizofreniyi adeta bir roman kahramanı yapmış. 1960’ların sonunda mektup yazmış, bu iki eseri yazarından istemiştim; çünkü ne ‘Van’, ne ‘Şizofreni’ kitabevlerinde satılıyor. Çok geçmeyecek, Fikret Ürgüp incelik gösterip kitaplarını yollayacaktı...

Demin yine ‘Şizofreni’nin ironik ithafını okudum: “Selim İleri’ye (Üstüne alınmamak şartıyla) Fikret Ürgüp Mayıs 1969”. Oysa üstüme alınacak, bu kitaptan yıllar yılı çok yararlanacaktım. Önce ‘Solmaz Hanım / Kimsesiz Okurlar İçin’i yazarken, ardından da ‘Mel’un’da tekrar. Şizofreniyi bir hastalık olarak görmeyen Dr. Fikret Ürgüp, şizofreniğin bütün bir şefkatler dünyasında mutlu yaşayabileceğini fısıldar...
Yıllardan beri Haldun Soygür, Fikret Ürgüp’ün eserlerini yaşatmaya çalışıyor. Sevengül Sönmez’in de katkısıyla, bu çaba, en son ‘Çivili Sandıklar’da (Everest Yayınları) derlendi. Everest Yayınları “Fikret Ürgüp’ün Bütün Eserleri”ni yayımlamak girişiminde. ‘Çivili Sandıklar’da öyküler ve şiirler bir arada. Bugünün okuru için eşsiz bir okuma şöleni: Çağdaş edebiyatımızın sessiz ama en iyi, en usta, bambaşka bir hikâyecisini tanıyacaksınız.
Bir de denemeci, eleştirel değerlendirici, yorumlayıcı Fikret Ürgüp var. (Aziz dostum Handan İnci, geçen gün, onun Tanpınar yazısını hatırlattı.) Dilerim, Sait Faik’ten Tanpınar’a bu eşsiz yazılar da, bir an önce ve nihayet kitaplaştırılsın. Dil, anlatış, yorumlayış açısından bu yazıların yüksek duyarlılığını, yüksek sanatsal sezgisini bugünün öz edebiyatseverleri, kuşkusuz, hayranlıkla saptayacaklar.
İnsan Fikret Ürgüp’ü bir sonbahar akşamında, Kemal Tahir’in Şaşkınbakkal’daki evinde tanımıştım. O akşam ve sonrasındaki Fikret Ürgüp anılarımı ‘Akşamüstü Bir Kadeh Konyak’ta hikâyeleştirmeye çalıştım (Yağmur Akşamları). ‘Marjinal bir sanatçı’ mıydı, öyle deniyor ama, günün moda tanımlamaları dolayısıyla bence.

Fikret Ürgüp uçsuz bucaksız bir acı avcısı, alımlayıcısıydı. Necatigil söylemiş: “Rahat günlerde ve huzurda bir boşluk yaşayan; yazdıklarını ancak acılarda, yitik ve sıkıntılarda yazan vardır”...
Ressam Fikret Ürgüp’ü de unutmamak gerekir. Hem kurşunkalemle, hem renkli boya kalemleriyle yapılmış; ağaçlı, yapraklı, sokaktaki evini rahmetli Bülent Erbaşar’ın koleksiyonunda görmüştüm. Bülent’i kaybedeli yıllar... Bu resim gözümün önünde hâlâ pırıl pırıl.
Ardı sıra Leylâ Erbil portresi, ardı sıra Rimbaud portresi... Öteki resimleri, bilinemez, nerelerde. Edebiyatımıza, sanatımıza, kültürümüze katkıları yazılara sığmayacak kişilerin alınyazısı herhalde: Yıllar yılı gözden ırak kalmak, gözden ırak ‘tutulmak’. ‘Çivili Sandıklar’ bu
zehirli tutumu belki sona erdirir...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle