GeriKitap Sanat ‘Umut hep vardır, olmalıdır da...’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Umut hep vardır, olmalıdır da...’

‘Umut hep vardır, olmalıdır da...’

Figür resmin önemli isimlerinden Temür Köran’ın sanat serüvenini 20 yıla yakın süredir takip ediyorum. Köran’ın renk ve figür kaygısının ön planda olduğu, gerçekle imge arasında gidip gelen resimlerindeki toplumsal duyarlılık 2014 yılındaki ‘Ağaç’ ve 2017’deki ‘Göç’ başlıklı sergileriyle iyice belirginlik kazandı. Köran’la 21’inci sergisi ‘Terk’ öncesi bir araya geldik.

Tam iki yıl önce bu günlerde ‘Göç’ sergisi öncesi yaptığımız söyleşide “Resimlerimde hep acı temasından uzak durdum. Oysa şimdi kendimi yaşanan bu küresel travmanın içinde buluyorum. Düşünce şeklim görsel olduğu için yaşanan onca dramı görmezden gelmek mümkün değildi” demiştin. ‘Terk’ nasıl bir ruh haliyle ortaya çıktı?
‘Terk’ aslında 2017’deki ‘Göç’ sergisinin özde devam eden bir uzantısı. Tabii biçimsel olarak farklılaşan estetik bir dile sahip. Bu ruh hali ‘Göç’ sergisinden önceye dayanan ve bugüne kadar da gelen hep ‘gitme eylemi’ üzerine kurulu bir temanın sonucu. Hatırlarsın ‘Göçebe Bellek’, ‘İçerisi Dışarısı’, ‘Seyir’ gibi geçmişte oluşturduğum sergiler -ve bugün de ‘Terk’- nesnel bir bakışla hep insan merkezli oldu.

Terk’ bize ne anlatıyor? Geride istemeden bıraktıklarımız, bir anlamda yaşamımız mı?
‘Terk’, insanın nesne ile olan ilişkisini sorguluyor. Onu içselleştirmesi, büyülü anlar yüklemesi hatta kendinden bir parça olarak görmesi sonucunda şu veya bu nedenle ayrı kalması. Dolayısıyla bu sergi çevremi kuşatmış geçmişle bağ kurabildiğim birer sembolik nesneler. Aidiyetsizlik kalıyor. Yaşam bir şekilde öyle ya da böyle devam eder. İnsan çevresi ile vardır. Dünyaya kendi kültüründen bakar, coğrafyasında şekillenir, tüm bunlardan koparıldığında geçmiş ile gelecek arasında kalır. Geçmiş ile olan bağımız bazen bir koku, bir tat, bir imge ve bunun gibi şeyler olabilir.

‘Umut hep vardır, olmalıdır da...’

‘Terk’e aynı zamanda yeni bir başlangıç da diyebilir miyiz?
Umut hep vardır. Olmalıdır da... Kendimden örneklemem gerekirse 70’li yılların başlarında Anadolu’nun bir köşesinden İstanbul’a bir umutla yatılı okula gönderildim. Anneciğimin vizyonu sayesinde... Buna hayatımın güzel başlangıcı olarak bakabilirim. Ama çocukluğumun peşimi bırakmayan anıları var. Bu sergideki toprağı süren ‘pulluk’ resmi mesela, birebir olmasa da ona gönderme yaptığım bir resimdir.

İmzan olan renklerinin yanı sıra bir önceki serginde çok fazla görmediğimiz ikilemelerin de bir hayal gibi kompozisyonların içinde yer alıyor sanki...
İyi görmüşsün. Geçmişten kaçınılmaz (gülüyor)... Benim için resim yapma eylemi gerek plastik anlamda gerekse fikirler silsilesinde bir düşünceye varmaktır. Aslında bu işin motivasyonu ve sürekliliği de bu düşünceden kaynaklanır. Resimlerimi hep nedense nokta değil, virgül olarak görmüşümdür.

İkimiz de evrendeki en yakın arkadaşlarımızdan birini 2 Aralık’ta kaybettik. Türkiye’de sanatçı- galerici ilişkisini başka boyuta taşıyan Evin İyem aramızdan çok zamansız ayrıldı. Evin’le 22 yıldır birlikte çalışıyordunuz, bu kayıp tuvaline yansıdı mı?
Bu sergi Evin İyem’in anısına atfedildi. Evin ile oluşturduğumuz güven ortamının arkasından büyük bir dostluk oluştu. Ve hayatıma yön veren iki tane kadın olmuştur; biri annem, diğeri de sevgili Evin İyem. Onu çok özlüyorum...

‘Terk’ sergisi 18 Mayıs 2019 tarihine kadar Evin Sanat Galerisi’nde görülebilir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle