GeriKitap Sanat Ülkü Tamer şiiri bir sevinç savunusudur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ülkü Tamer şiiri bir sevinç savunusudur

Ülkü Tamer şiiri bir sevinç savunusudur

Ülkü Tamer ‘özgürleştirici’ tutumuyla ‘İkinci Yeni’nin de yenisi’ bir şair sayılır. Şiirini yazıp serüveniyle hiç ilgilenmeyen tek büyük şairdir belki şiirimizde. Şairleri çok etkileyen şairlerin başında gelir.

‘Yersiz’ bir şiir Ülkü Tamer’in yazdığı. Yerini arayan bir şiir de değil. 1986’da yayımladığı ‘Antep Neresi?’ kitabına dek uzayan bir yersizlik bu. Ece Ayhan bile daha; ‘yerli’ sayılır Ülkü Tamer’den. ‘Kınar Hanım’ da yerlidir, ‘Mor Külhani’ de, ‘Zambaklı Padişah’ın yersizliğinden kim söz edebilir?
İkinci Yeni’nin en ‘şahane’ kitaplarının yayımlandığı birkaç yıldan biri olan 1959, Ülkü Tamer’in en ‘bilinen’ şiirlerinin yer aldığı ilk kitabı ‘Soğuk Otların Altında’ ile bambaşka bir şiirle de tanışacaktır. Bu kitapla birlikte Ülkü Tamer de 1974’e kadar İkinci Yeni’nin ‘çevresinde’ bir şair olacaktır.
Yalnızca İkinci Yeni’nin çevresinde bir şair değil, kendinin de çevresinde biri olarak yaşadı Ülkü Tamer. Sözgelimi, pek çok dizesi alıntılanırken, kime ait olduğu pek vurgulanmamıştır. Bunda onun verimlerine karşı da ‘çevreci’ bir tutum takınmasının payı olabilir. Şiirlerini, onları kaynağı olan doğaya yeniden salma arzusunun ‘özgürleştirici’ yanından da söz edilebilir burada.
Arzu, özgürlük filan dediğime bakmayın, Ülkü Tamer, ne alışıldık ne de alışılmadık bir şair portresi çizer. ‘Az’ sözcüğü bir anlamda şiir duygusunu uyandırırken, yetinme duygusu onun romana dönüştürülmüş halidir. Ne var ki Ülkü Tamer’in şiirinin azla çokla, yetinme ve hırsla hiçbir ilgisi yoktur. Şiiri yazan da Ülkü Tamer değil, Antep’ten gelmiş, Robert Kolej’de okumuş, o dil bilen çocuktur. Ülkü Tamer de ona izin verecektir sonra, örneğin ‘Virgülün Başından Geçenler’i (1965) yazsın diye!

Bunun bir önemi hiç kuşkusuz vardır. ‘Özgürleştirici’ kavramından muradım biraz da budur. Ülkü Tamer her şeyi özgürleştirme edimine, tam da onu Ülkü Tamer kılan şeyden, şiirden başlamıştır. Çoğunlukla ‘mucize’ olarak dile getirilen şiirinin karşısında tek şaşırmayan belki de odur. Bu benim izlenimim, duygumdur. Belki de bu ona ‘doğanın verdiği bir ödül’dür. Edip Cansever’in “Doğanın bana verdiği bu ödülden/ çıldırıp yitmemek için/ iki insan gibi kaldım/ birbiriyle konuşan iki insan” dizelerindeki iki insan: Biri Ülkü Tamer, biri de onun ‘hiçbir şey olmamak’ üzere ‘özgürleştirdiği’, serbest bıraktığı, doğaya saldığı çocuk.
Bunu destekleyen pek çok cümle de vardır. Bunlardan biri de, Ülkü Tamer’den duyduğumuz “İnsanın anayurdu çocukluğudur” cümlesidir ki, bu cümlenin ve çocukluğun hakkını vermek üzere Ülkü Tamer, yukardan beri söylemek istediğim, ‘özgürleştirici’ bir tutumu savunmuştur başından beri.
Şiir yazıp üzerine hiç konuşmaması, bunu ‘mülk’ü haline getirmemesi, neredeyse hiç sahip çıkmaması, oralı bile olmaması, onun kendinden doğaya değil, doğadan kendine, dünyaya, insanlara bakan bir şair kavrayışıyla eylemesine yol açmıştır.
Ülkü Tamer yalnızca bu ‘özgürleştirici’ tutumuyla bile ‘İkinci Yeni’nin de yenisi’ bir şair sayılır. Okur katındaki yaygınlığını ve okunurluğunu kestiremiyorum. Daha doğrusu bu, özellikle ‘Sıragöller’e (1974) kadar ‘yersiz’ şiirin yaygın bir kabul gördüğünü sanmıyorum. ‘Sıragöller’i özellikle anmak isteyişim şundan: 1974 ve 1973, İkinci Yeni şairlerinin daha ‘toplumcu’ gözüktükleri yıllardır. Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan ve ‘Sıragöller’iyle Ülkü Tamer. 2014’te yayımladığı ‘Bir Adın Yolculuktu’ ise uzun bir aranın ardından gelen son şiir kitabı oldu. ‘Antep Neresi?’ başka türden bir şiir kitabı olarak, Zülfü Livaneli besteleriyle ün kazanınca Ülkü Tamer’in de adı daha çok bilinir oldu.

Bunların hiçbirini önemsediğini sanmıyorum. Şiirini yazıp serüveniyle hiç ilgilenmeyen tek büyük şairdir belki şiirimizde. Şairlere de bu yüzden bunca yakın gelmiş olabilir. Sıyrılıp olamadıkları bir ‘hal’i temsil ettiği için. Hatta temsil bile etmediği için.
Şairleri çok etkileyen şairlerin başında gelir. Kendi kuşağından şairleri de etkilemiştir kuşkusuz ama etkisi uzun süren ve sürekli etkileyen şiirleriyle kendisinden çok sonra gelen kuşakları daha çok etkilemiştir. Ben şiir yazmaya başladığımdan bu yana Ülkü Tamer’in her zaman etkileyici bir şair olduğunu ve beni çok etkilediğini söylemek isterim. Bu etki, yazdığım şiirlerde ne kadar görünüyor bilmiyorum ama onun kimi dizelerini de şiirlerimi güçlendirmek için aldığım olmuştur. “Yazın bittiği her yerde söylenir” dizesi gibi...
Emel İrtem’in şu cümleleri sanırım çoğumuzun da hissiyatını dile getiriyor. “Deselerdi ki bana kendi şiirinin dışında nasıl şiir yazmak istersin diye, Ülkü Tamer şiiri gibi yazmak isterdim.” Ataol Behramoğlu da “Şairlik, onun için bir sevinç işçiliğiydi” diyor. “Çocukluğu savunmaktır şiir”diyen bir şair için bu sevinci de savunmak değil midir?
Ülkü Tamer şiiri bir sevinç savunusudur.

Not: 1 Nisan Pazar günü hayata veda eden Ülkü Tamer’in Toplu Şiirler’i ‘Güneş Topla Benim İçin’ adıyla Islık Yayınları tarafından yayımlandı.

Ülkü Tamer şiiri bir sevinç savunusudur


Yorumları Göster
Yorumları Gizle