GeriKitap Sanat ‘Tütü giyip aynaya baktığımı bilmem’
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Tütü giyip aynaya baktığımı bilmem’

‘Tütü giyip aynaya baktığımı bilmem’

Türk balesinde kolayca tanımlanamayan, zor sindirilen ama seyirciyi büyüleyen, akıllara kazınan dev projelerin şahsına münhasır yaratıcısı, dansçı, koreograf ve yönetmen Aysun Aslan Uğur, kitabı ‘Anne Ben Leylek mi Oldum?’da konservatuvar anılarını yalın ve bol nükteli bir dille anlatıyor.

AKM’nin hâlâ var olduğu, tıklım tıklım dolduğu keyifli günlerde o görkemli sahnenin hakkını veren, efsanevi ‘Ağır Roman’ balesiyle sarsıldık önce. 10 yıl sonra ise ‘Jizel’le yaratıcılığın dersini verdi hepimize. Aysun Aslan kimsenin görmediği, bilmediği, hayal edemediği ilklere imza atan bir usta... 90’larda özel bale topluluklarının yolunu açan Türkuaz’ın kurucu/yöneticisi de o. En yeni heyecanı ise okul yıllarını anlattığı kitabı... Hatırat edasıyla yazılmış kitabın sayfalarını çevirdikçe alanlarında artık birer yıldız olmuş sanatçıların saf gençlik heyecanlarına, 70’lerde Türkiye’de genç olmanın, dahası dans eden genç bir kız olmanın zorluklarına tanıklık ediyoruz.
Kitabın yazım sürecinden bahsedebilir misiniz?
Çok açık yüreklilikle söylüyorum, ben de birçok insan gibi psikolojik sorunlar yaşadım, hâlâ da yaşarım, kabul eder, gider tedavimi görürüm. 1985’te Londra’da bir şifacıdan yardım almıştım. Adam “Bana buradaki tıkanıklığın sebebini bulmalısın” dedi ve bir hafta zaman verdi. Bir gece yazma aşkıyla yataktan fırladım, başladım yazmaya. Randevudan bir gece önce de kalktım, “Resim yapacağım” diye tutturdum. Bahsettiğim şifacıyla üç aylık bir çalışma sürecim oldu, o arada 400-500 sayfa hatıra yazdım, her gün resim yaptım. Yıllar sonra oğlum 13 yaşındayken Londra’da çok önemli bir performing arts okulunu kazandı ve onunla Londra’ya taşındım. O süreçte yazdıklarımı ele aldım, içinden ağır nefretlerimi çıkardım, hoşluklara, okul anılarına ağırlık verdim. Son aşamada ise arka plana, kitabın geçtiği dönemle eşzamanlı politik olayların detaylarını ekledim. İstedim ki insanlar; iki şeyi görsünler; bir, biz bostanda yetişmiyoruz, iki, sadece siz yorucu bir süreçten geçmiyorsunuz. Bu ülke hiçbir zaman politik olarak rahat olmadı. Üstüne bir de aşırı derecede fakirlik vardı. Mesela kitapta arka planda çok acıklı bir olay akarken ben diyorum ki, “Bale pabuçlarım eskidi.” Çünkü hayat bu kadar basit... Bu işi yapıyorsanız bale pabuçlarınız sizin için her şeyden önemli olmak zorunda. Şimdi bu yaşam azminin kaybolduğunu görüp üzülüyorum. Aktif olarak politikacı değilseniz, kendi savaşınızı sürdüreceksiniz...
Bale pabuçlarını, tütüyü sevmeyen, eleştiren ilk ve tek balerin olabilir misiniz?
İyi bir dansçıydım, sakatlığımdan ötürü çok dans edemedim ama rahat bir dansçıydım. Mecburen klasik yapıyordum ama sevmiyordum. Tütü giyip aynaya baktığımı bilmem, kendimde o kadar sevmedim. Hele o tütü için yapılan yarışı hiç mi hiç sevmedim. Sahne sanatları ‘biz’ kavramıyla yürür. Devlet balelerinde 70 yıldır kahramanca işler yapılıyor. Ama bu kahramanlık yapılırken ben isterim ki hatalardan ders alarak ilerlensin. ‘Jizel’ ilk sahnelendiği sırada, bir gazeteci arkadaş dedi ki, “Bu bir başlangıç olur inşallah...” Dedim ki, “Neyin başlangıcı?” Bu iş başlayalı 70 yıl olmuş ama hiç de öyle görünmüyor demek ki. Hele AKM’nin yok edilişinden sonra her şey sıfırlandı desek yeridir.
Yeni AKM projesi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Proje sunumunu çok beğendim ama bir şey söylemek için erken. Oraya hangi kurumlar yerleştirilecek, bize yâr olacak mı, kimse bilmiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, AKM’nin önünde bir demeç verdi ve “Buraya Türkiye’nin ilk opera binasını yapıyoruz” dedi. Bu gönlümü çok acıttı. Geçmişi tarumar edip yok sayarak geleceği inşa edemezsiniz. İkisi birlikte ilerlemeli.
Kitapta “Öğrencilik hayatım boyunca ‘Giselle’in her rolünde oynadım” demişsiniz. ‘Jizel’ nasıl ortaya çıktı?
Sahneye adım attığımda 12 yaşındaydım ve ilk oyunum, öğretmenlerimiz Molly Lake ve Travis Kemp’in gözdesi ‘Giselle’ idi. Repertuvarımızın demirbaşıydı bu oyun. DOB’a bağlı bir topluluk olan MDT İstanbul’un proje yönetmeni Beyhan Murphy benden yeni bir oyun istediğinde, aklımda nadasa bıraktığım ‘Giselle’, ‘Jizel’e dönüştü ve bir dans drama olarak hayat buldu.

‘Tütü giyip aynaya baktığımı bilmem’
ANNE BEN LEYLEK Mİ OLDUM?
Aysun Aslan Uğur
İnkılâp Yayınları, 2017
384 sayfa, 19.50 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle