GeriKitap Sanat Türkiye’nin Sevr’le imtihanı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’nin Sevr’le imtihanı

Türkiye’nin Sevr’le imtihanı

Sina Akşin, ‘Savaş ve Etnik Temizlik’ kitabında Osmanlı Devleti’ne dayatılan Sevr Antlaşması’nın Türkiye tarafından kabul edilmesinin neden imkânsız olduğunu bir olaylar akışı içinde ortaya koyuyor.

Prof. Sina Akşin, ‘İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele’ adlı dizinin dördüncü cildinde okurlara, ölü doğmuş Sevr Antlaşması sonrasında hem Ankara hükümetinin hem Saltanat’ın hem de işgalci güçlerin içinde bulunduğu koşulları ve siyasi gerçekliği özümseme imkânını sunuyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası mağlup Osmanlı Devleti’ne dayatılan Sevr Antlaşması’nın çok kısa bir zaman içinde nasıl eriyip gittiğini anlamak, Prof. Sina Akşin’in zamanın ruhunu yansıtan detaycı anlatımıyla kolaylaşıyor. Milli Mücadele ruhunun boyun eğdirilemez bir hale gelmesinin ardından Ankara hükümetinin ülkenin kaderini hem savaş sahasında hem de uluslararası alanda belirleyici tek unsura nasıl dönüştüğü tarih biliminin namusuna bağlı kalacak bir titizlikle, kitabın sayfalarını çevirdikçe gözümüzün önünde net bir şekilde canlanıyor.

ZULMÜ ANLATIYOR
Kitapta Çerkes Ethem olayını, Türkiye isminin koyulma sürecini, Yunan Kralı Aleksandr’ı ısıran maymunu, Enver ve Talat paşaların ömürlerinin son devreleri ve Ankara hükümetinin mücadelesinin zirvesinde olduğu o günlerin ruhunu bulmak mümkün. ‘Savaş ve Etnik Temizlik’, Batı Anadolu ve Marmara’da etnik temizliğe varan Yunan zulmünü belgelere dayanan bir şekilde ele alıyor. Akşin, Yunan ordusunun Bursa’nın Yenişehir ilçesinde yaptığı zulmü şu ifadelerle anlatıyor: “İktisat Vekili M. Celal (Bursa) Yenişehir’deki durumu anlatan 4-10 Kasım’da yaptığı incelemeler sonucu olan bir yazanağı Meclis’e 22 Kasım’da (1920) sundu. Yenişehir merkez ilçesinden bütün dükkân, mağaza ve çarşıları, kamu binaları, 39 ev, 7 köy tamamen, 7 köy yarı yarıya ve 4 köy kısmen yakılmıştı... Kasaba ve köylerin ileri gelen insanlarından 1000’den fazlası esir edilmiş, 400 erkek ve kadın öldürülmüş, sayısı belirsiz kız ve kadına tecavüz edilmişti. Yakılan birçok evde korkudan ortaya çıkamayan insanlar yanarak ölmüşlerdi. Yunan işgali altındaki köylere girilemediği için buradaki zararlar saptanamamıştı. Verilen zarar 7 milyon lira olarak kabul ediliyordu.”

GERÇEK MUHATAP ANKARA
Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletleri, savaş sonrası yenilen halkların onurlarını ayakları altına alan antlaşmaları muhataplarına dayatarak uzun vadede en iyi sonucu elde edecekleri yanılgısına kapılmışlardı. Onlara göre, mutlak zafer, savaşın başında hayal edilenin bile üzerinde bir kazanım imkânı sağlamıştı. Bu yanılgı Almanya için aşağılayıcı maddelerle dolu Versay Antlaşması’nın maddelerinin yıllar içinde yavaş yavaş çözülmesiyle, aşağılanan Alman halkına onurlu yaşamı ve intikamı vaat eden Hitler’in bütün Avrupa’yı kana bulamasıyla sonuçlandı. Versay sonrası Almanya topraklarının yüzde 15’i ve nüfusunun yüzde 10’unu kaybetti. Versay’ın ardından zafer sarhoşu İtilaf Devletleri mağlup devletlerle sırasıyla Saint-Germain Antlaşması, Neuilly Antlaşması ve Trianon Antlaşması imzaladı. İşte Akşin’in eseri, Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan ancak hemen geçerliliğini kaybeden tek antlaşma olan Sevr’in Türkiye tarafından kabul edilmesinin neden imkânsız olduğunu bir olaylar akışı içinde ortaya koyuyor. Sevr’i güçlü bir şekilde reddeden Ankara hükümetinin uluslararası alanda ‘gerçek muhatap’ olarak kabul edilme gerekliliği kısa zamanda ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin Sevr’le imtihanıSAVAŞ VE ETNİK TEMİZLİK -
YUMUŞATILMIŞ SEVR DÖNEMİ
Sina Akşin
İş Bankası Kültür Yayınları, 2019
504 sayfa, 32 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle