GeriKitap Sanat Türk modernleşmesinin sanata yansıyan yüzü
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk modernleşmesinin sanata yansıyan yüzü

Türk modernleşmesinin sanata yansıyan yüzü

Modernleşmenin, Osmanlı dönemindeki yüzünü ve ardından Cumhuriyet döneminde aldığı şekilleri irdeleyen özenli, incelikli ve son derece zekice bir çalışma ‘Pek Kronolojik Olmayan Hayatımız: Türkiye’de Modernleşme ve Sanat.’

 

Türkiye’de modernleşmenin, o çelişkilerle dolu sürecin gelişimiyle ilgilenenleri kısaca düşünelim: Şerif Mardin, siyaset bilimlerinde adı en çok zikredilen isim olmaya devam ediyor. Berna Moran, benzer bir işlevi Türk romanının doğuşundan 12 Mart sonrasını irdelediği üç ciltlik şaheserinde üstlenmiştir. Hilmi Yavuz’un İslam toplumlarının moderniteyle kurduğu ilişkilerle bir derdi olmuştur. Nurdan Gürbilek, 1980’lerdeki Türkiye’nin küreselleşme sancılarının gündelik hayata yerleşmesini yazmıştır.
Peki, bu çabaların sanat sahasındaki eşdeğerlerini tespit etmeye çalışırsak, kimleri görürüz? Nurullah Berk’in en baştan beri sanat tarihi yazıcılığı çabası ve emeği vardır, ancak Berk sanat tarihçisi değil, ressam ve idarecidir. İpek Düben’in ‘Türk Resmi ve Eleştirisi: 1850-1950’ veya Semra Germaner ile Zeynep İnankur’un ‘Oryantalistlerin İstanbulu’ gibi yüksek nitelikli çalışmalar da kendilerine yer bulabilmişlerdir. Yeni bir sanatın imkânlarını, Osmanlı modernleşmesini de içine alan bir Türkiye tarihi bağlamında tartışacak bir yazının gelişi 1970’lerden bu yana gündemdeydi; dolayısıyla yeni tavır, yeni sanat da kendi figürlerini yaratmıştır. Türkiye’de sanatın gidişatını, Berk çizgisinin artık takip etmekte güçlük çekeceği yeni bir ifade biçimi belirlemeye başlamıştır. Bu yeni biçimi şekillendirecekler de, 1990’ların ikliminde nefes alacak olanlardır.

TEVFİK FİKRET’LE BAŞLAYAN SÜREÇ
Burcu Pelvanoğlu, bu kişilerin içinde en parlak, hem nitelikli hem de bol ürün veren bir yazar ve araştırmacı olarak hemen akla gelen isimdir. Lisans eğitiminin son senesinde hazırladığı bitirme projesinden mükellef bir sanatçı monografisi yaratan Pelvanoğlu’nun bu çalışması, ‘Hale Asaf: Türk Resminde Bir Dönüm Noktası’ adıyla YKY tarafından basılmıştı – Pelvanoğlu’nun ilk kitabı, epey takdir alan bir eserdir. Yazarın son verimiyse, Osmanlı modernleşmesine yönelik en tutarlı ve bütüncül bakışlardan birini ortaya koyuyor. Modernleşmenin, Osmanlı dönemindeki yüzünü ve ardından Cumhuriyet döneminde aldığı şekilleri irdeleyen özenli ve son derece zekice bir çalışma ‘Pek Kronolojik Olmayan Hayatımız: Türkiye’de Modernleşme ve Sanat.’
Pelvanoğlu, modernleşme serüvenimizi iki sacayağına oturtuyor: İlki ‘Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Modernleşme ve Sanat’, ikincisiyse ‘Cumhuriyet İdeolojisi ve Sanat’. Pelvanoğlu, taze bir bakışla, Tevfik Fikret’i Osmanlı modernleşmesinin kökensel babalarından biri olarak belirliyor. Fikret’in bu bize özgü modernleşme sürecinin kurucu babası olarak kitabın üzerine düşen gölgesi, daha sonra 1914 Kuşağı’nın etkinliğiyle, Türk sanat tarihi yazımında ‘fotoğraf yorumcuları’ olarak adlandırılan Darüşşafakalı Ressamlar ile başlayıp Fotogerçekçiliğe uzanan bir çizgide devam ediyor. Modernleşmemizin kadına bakışı sorunu hem ayrı bir başlıkta inceleniyor; hem de satır aralarında sürekli belirip kayboluyor. İkinci bölümdeyse Cumhuriyet döneminin asrileşme sürecinin kendine has sorunsalları çıkıyor karşımıza. Kapanışta önemli bir tespitte bulunuyor yazar: 1960’lara kadar, kendi içinde bütünlüğü olan bir modernizm programının eşliğinde şekillenen Türk sanatı, 60’larda yeni bir safhaya giriyor; bu safhada, Kemal Tahir’in köken arayışlarının etkisi kendini gösteriyor.
Bu dönemin, Türk siyasetindeki bir dizi deneyin verdiği başarısız sonucun ardından gelmesi mânidardır. 1946 seçimleriyle çok partili hayata geçiş, 1950 seçimleriyle Demokrat Parti’nin iktidara gelişi, 1960’taki askerî darbe ve sonrasında hep DP çizgisindeki partilerin iktidarı paylaşmaya devam edişi, Türkiye’de siyasetin artık DP öncesinin kodlarıyla yapılamayacağının anlaşıldığı bir dönemdir. Pelvanoğlu, bu durumun yeni bir eğilimi harekete geçirişinden bahsediyor; bu, 1970’lerin bütün ilerici birikimine karşılık, güncel/çağdaş sanatın 1990’larda başladığını iddia eden bir yazının ortaya çıkmasıdır. 27 Mayıs’ın ardından Türkiye’deki siyaset yapma biçiminin değiştiği bilinir de, bu değişikliğin sanat üretiminde ciddi bir kırılmaya sebep olduğu az bilinen bir gerçektir. Pelvanoğlu, bu siyasi gerçeğin arkasındaki toplumsal ve kültürel kurguyu ortaya çıkarıyor.

ALİ KAYAALP
alikayaalp7@gmail.com

 

PEK KRONOLOJİK OLMAYAN HAYATIMIZ
TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME VE SANAT
Burcu Pelvanoğlu
Corpus Yayınları, 2017
294 sayfa, 35 TL.

Türk modernleşmesinin sanata yansıyan yüzü


Yorumları Göster
Yorumları Gizle