GeriKitap Sanat Tiyatro Festivali’nde bedenler konuşuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tiyatro Festivali’nde bedenler konuşuyor

Tiyatro Festivali’nde bedenler konuşuyor

Bedeni sınırlarını aşan hareketlerle zorlamak; bir enstrüman misali onunla sıradışı duyguları ifade etmek koreograf ve yönetmen Belçikalı Wim Vandekeybus, Fransız Karine Ponties ve Rus Maxim Didenko’nun ortak kaygıları. Bulunduğumuz sosyo-politik ortamların yarattığı halet-i ruhiyeye bedenlerle tercüman olan eserlerinde dans, performans, film, müzik, tiyatro ve görsel sanatlar iç içe geçiyor. Yenilikçi hatta futuristik parodiler halinde karşımıza çıkan gösteriler bir yandan güldürürken diğer yandan kahrediyor. Performans dünyasının nabzını tutan üç ödüllü sanatçı çarpıcı gösterileriyle 23. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nin konuğu.

Belçika’nın Antwerp şehrine bağlı küçük bir kasabada doğan yönetmen koreograf Wim Vandekeybus yaptığı işte alaylı. Psikoloji okurken 1985 yılında multidisipliner sanatçı (yönetmen, koreograf, yazar) Jan Fabre ile çalışmaya karar veriyor ve kıs süre sonra Ultima Vez (İspanyolca Son Defa) adlı dans topluluğunu kuruyor. Kendinden bahsederken ilk başta yaptığı şeyin dans olduğunun bile farkında olmadığını söylüyor. Çalışmaları, ancak New York sahnelerinde gösterildikten sonra dans kalıbı altında tanımlanmaya başlanıyor. Vandekeybus ise daha çok fiziksel bir eser yarattığını düşünüyor. Dans tiyatrosu akımının yaratıcısı olarak anılan sanatçı, eserlerini soyut fikirlerin müzik, film ve metinle iç içe geçerek yoğun bedensel hareketlerde ifade bulduğu bir aksiyon hali olarak anlatıyor.

Şehir Hapishanesi: TrapTown
2018 yılında yarattığı TraTpown mit ve masal arasında güncel fakat geçmişe dayanan aynı zamanda futuristik bir bilim kurgu. Günümüzün şehirlerinde tamamen farklı coğrafya ve etnik geçmişe sahip insanların aynı alandaki varlığını sürdürme hikayesini anlatıyor. Şehir, TrapTown’da birlikte var olabilmenin bir deney laboratuvarı; bir tuzak. Hem bir labirent hem de hapishane. Tek çıkış yolu gökyüzü. Sahne tasarımını Gijs - Van Vaerenbergh mimar ikilisinin yaptığı TrapTown’un metni Pieter De Buysser’e, müzikleri ise Trixie Whitley and Phoenician Drive’a ait. Şehirlerdeki sosyo-kültürel çatışmaları beden diline döken TrapTown ile Ultima Vez 18 Kasım 2019 tarihinde Unique Hall’da.

Tiyatro Festivali’nde bedenler konuşuyor

Distopik bir Parodi: Sirk
Politik arzuların sosyo-politik gerçeklikler karşısında mizaha dönüştüğü bir diğer gösteri Rusya’da yenilikçi ve aykırı işleriyle son yıllarda ses getiren koreograf ve yönetmen Maxim Didenko’ya ait. Didenko ülkesinde modern dans, ve fiziksel drama akımının öncü figürlerinden. Ona göre oyuncunun bedeni hem en önemli anlatım aracı hem de araştırma alanı. İnsan bedeninin sınırlarını aşmak soyut fikirleri beden hareketleri aracılığı ile ifade etmek onun fiziksel odak noktasını oluştururken ülkesini tiye alan politik parodiler ise üslubunun alametifarikası.

Theatre of Nations için 2017 yılında yarattığı ödüllü müzikali 'Sirk' tiyatro, dans ve akrobasi arasında bir gösteri. 1936 yapımı Sovyetler Birliği’nde efsane olarak anılan 'Sirk' filmi Amerika’dan Sovyetler Birliği’ne göç eden bir aktrisin hikayesini anlatıyor. Marlene Dietrich figüründen ilham alan protagonist Marion Dixon gerçek aşk ve mutluluğa ancak yeni ülkesinde kavuşuyor. Didenko sirk mitini uzaya, Alice’in 'Harikalar Diyarı'na benzer bir fantazi dünyasına taşıyor. Maxim Didenko’nun günümüz Rusya’sına ithafen yarattığı distopik parodisi 19 Kasım Salı 20.30 Zorlu PSM’de.

Bedenlerin Toplum İçerisindeki Sürtüşmesi: Her Yol Kuzeye Çıkar
Koreograf ve dansçı Karine Ponties için dans, dünyayı yaşamak ve bedene tercüme etmek demek. Bedenlerin dünyanın vahşetini içlerinde barındırdığına inanan sanatçıya göre ancak karmaşadan doğan düzen bulunduğunda ve sıradışı olan ifade edildiğinde normali bulmak mümkün. Onun her koreografisi kendi çapında dünyayı araştırmanın bir metodu. Bu araştırmada her bir beden ve sınırları farklı. Bedenlerin birbiriyle ilişkisi ve sürtüşmeleri ise koreografın odak noktalarından biri.

Tiyatro Festivali’nde bedenler konuşuyor

Ponties’in Rusya’nın ilk devlet destekli modern dans topluluğu olan Ballet Moscow’un sıradışı yeteneğe ve güce sahip erkek dansçıları için yarattığı Her Yol Kuzeye Çıkar, yedi dansçının aralıksız ve soluksuz hırçın ama kontrollü bir kaos içerisindeki kişisel ve toplu gelişim hikayesini anlatıyor. Bedenler toplu olarak hareket ederken birbirine geçiyor fakat aynı zamanda bireyselliğe itiliyor. Gösteride dansçılar izleyiciyi mücadeleden tevazuya, öz farkındalıktan inkâra, öfkeden mutluluğa beden diliyle aktardıkları duygularla esir alıyor. Her birinin hikayesi ayrı olsa da yedi erkeğin gelişimleri ancak yedinin birlikteliğinde var olabiliyor. Buster Keaton filmlerindeki melodramatik şiirsellik ve animasyon dünyasının etkilerini taşıyan Ponties’in gösterisi 18 Kasım ve 19 Kasım 2019 saat 20.30’da Zorlu PSM’de.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle