GeriKitap Sanat Tıkırtı hayattır
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tıkırtı hayattır

Tıkırtı hayattır

Norveçli Karl Ove Knausgaard’ın son romanı ‘İlkbahar’ yazar ve entelektüel bir babanın bebeğinin yaşam günlüğünü kaydederken, kendi geçmişine dalışlarını da içeren bir kitap... Yazar gerçekçi tasvirleriyle bizi Norveç’in hayat felsefesi ve doğasıyla da buluşturuyor.

Bir aile romanı, Karl Ove Knausgaard’ın son kitabı ‘İlkbahar’. Bir ülke, sevgi, fedakârlık ve hatta hesaplaşma eseri aynı zamanda. Kuzey Avrupa sanatına genel olarak yansımış dinginlik her sayfasında hissediliyor. Elbette alttan alta bir gerilim de üretiyor bu sakinlik. Ne var ki gerçeğe bağlılık kendine özgü bir huzur yumuşaklığı da içeriyor. Sıradanlığın içine sinmiş yüksek yaşam kalitesinin günlük akışı, gerisinde pek çok zihinsel altyapıyı da barındırıyor.
Yazar ve entelektüel bir babanın bebeğini anlatırken, onun yaşam günlüğünü kaydederken, kendi geçmişine dalışları ve onunla hesaplaşmalarını da içeriyor ‘İlkbahar’. Henüz kendisini dil ile ifade edemeyen bir bebek adına araya giren baba-anlatıcı dil; aileyi, anne, kardeşler, büyükanne ve büyükbabayı da kapsama alanına alıyor. Yalnız orada kalmayıp, Norveç toplumuna uzanıyor. Onun karakterini çözümlüyor. Romancının burada yaptığı en çarpıcı hamle bir yandan kendi yazar kişiliğinin oluşmasında etkili olmuş roman/romancıları bize sunması. Bununla yetinmeyip İsveç ve Norveç kültürü arasındaki geçişkenlikleri Bergman üzerinden eleştiriye açması... Eğer bir hükmü varsa ülke ve kimlik anlatısı diye de tanımlanabilir ‘İlkbahar’.

Bir romanın içinde hayatla birlikte bir ülkeyi ve onun içindeki insanı da bulmalıyız. Gerçekçi tasvirleriyle K. O. Knausgaard bizi aynı zamanda Norveç’in hayat felsefesi ve doğasıyla da buluşturuyor. Orman, deniz, ağaçlar abartısız bir doğallıkla içimize sokuluyor. Ayrıca Kuzey insanının bunca refah ve düzen içindeki depresif karakteri de dört çocuk sahibi anne vasıtasıyla anlatılıyor. Knausgaard anneyi sakladıkça romanın merkezine oturtmayı başarıyor.
46 yaşına gelmiş ve ‘hayatın savuşturulması gereken olaylardan ibaret’ olduğuna inanmış bir baba, ailesini sevgi ile ayakta tutmanın derdine düşmüştür. Her ne kadar ‘kelimelere dikkat eden’ bir toplumda büyümüş ve annesiyle karşılıklı bir kez olsun “Seni seviyorum” dememiş olmasına rağmen böyledir bu. O, koşulsuz sevgiye ve bunun getireceği özgürlüğe bağlıdır.
‘İlkbahar’, bir gelişme/değişme düşüncesi romanı. Çocuk büyürken, büyükler de değişip büyürler. Hatta yaşamanın önemi böylece artar. “Hayat bütün kafa yapıları ve psikolojileri ile canlıların içinde tıkırdar” yazar için. Bu sebepten “tıkırtı hayattır”. Bütün bu olup bitenler, dünyanın kaotikliğine rağmen hareket etmelidir. “Bedenler kımıldarsa düşünceler de hareket eder.” Belki de bu yüzden ülke içinde, ormanlarda, küçük şehirlerde gezdirir yazar bizi durmadan.

Üç bölüm ve bir sonsöz içinde pek çok soruyu da geliştiriyor Knausgaard. Mesela “Karanlıktan korkarsan ışığa gidersin. Peki ya aydınlık bile dehşet dolu ise ne yaparsın?” diye soruyor. Yalnızsan dünyanın değeri yoktur ona göre. Aile ve sevgi yalnızlığın şifasıdır. Dünyada kötülük vardır ama kötü olmayanın yanında önemsizdir. Karanlık da vardır ama aydınlıkta iğne ucu kadardır. Ve bir başlangıç ve dönüm noktası olan çocuklar her zaman daha fazla sevgi yaratırlar.
Kolay okunan, sıkı ve çok düşündüren bir roman ‘İlkbahar’.

Tıkırtı hayattır
İLKBAHAR
Karl Ove Knausgaard
Çeviren: Haydar Şahin
Monokl, 2019
174 sayfa, 44 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle