GeriKitap Sanat Taşrada sahipsiz bir gölge
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taşrada sahipsiz bir gölge

Taşrada sahipsiz bir gölge

‘Ahlat Ağacı’ filmi vesilesiyle tanıdığımız, öğretmen Akın Aksu’nun ilk romanı ‘Bir Taşra Köpeği’ raflarda... Aksu’nun kendisi yönetmen Nuri Bilge Ceylan’la, yazdıkları da onun taşrayı konu alan filmleriyle akraba...

Hayatını taşrada geçirmiş ve geçirecek olan, hem kader birliği eden hem de birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girmekten hiç geri durmayan bir grup ‘yarı aydın’... Onların bir rayına oturan, bir tepetaklak olan hayatları... Taşranın görünmez sınırları içine hapsolmuş hayalleri... Hayata, kendilerine ve birbirlerine öfkeleri... Hiç beklenmedik bir anda ortaya saçılan neşeleri, boşvermişlikleri... Akın Aksu ilk romanında en iyi bildiği şeyi, taşrayı anlatıyor. Anlattıklarında; taşraya yolu ilk kez düşmüş bir gözlemcinin fark edebileceği gariplikler de var, sadece taşranın yerlisi olan birinin bilebileceği ayrıntılar da...
Akın Aksu için Nuri Bilge Ceylan’ın ‘palto’sundan çıktı dersek herhalde yanlış olmaz. Aksu’yu akrabası olan başarılı yönetmenin son filmi ‘Ahlat Ağacı’ vesilesiyle tanıdık. Erzincan’da öğretmenlik yapan Aksu, filme ilham veren hikâyenin sahibi. Katkısı bununla da sınırlı değil üstelik. Filmin hem senaristlerinden biri hem de oyuncularından... Ceylan’ın büyük ilgi gören son filminde bu denli büyük yeri olan birinin ilk kitabını merak etmek için yeterli sebebimiz olduğu açık.
Arka kapak yazısında Ceylan, kitabı şöyle anlatıyor: “Kapısı, yalnızlığa ve varoluşun kaçınılmaz çırpınışına açılan sıcak, uzun, sıkıcı bir yaz mevsimi. Amaçsız, istemsiz, adeta başka algı alanlarına eğilim duyan bir adam, yaz sıcağına teslim olmuş bilinciyle, Diyojen’in Feneri gibi dolaşarak, varlığımızın gezegendeki anlamını arıyor. Birbirinden pek de farkı olmaksızın sürüp giden günlerin içerisinde oradan oraya; kendisi için hiçbir anlamı olmayan sözlerin, düşüncelerin, inanışların arasında, sahipsiz bir gölge gibi dolanıp duruyor.”

İÇİNDEN GELMEDİĞİ HALDE GÜLÜMSEMEK

‘Edebi metinlerde taşra’ anlatımı; tekdüze günlerin, yalnızlığın, hapsolmuşluk hissinin, kasvetin türlü tasvirinden ibarettir çoğunlukla. Aksu’nun taşrasında da bunlar var elbette. Ama daha fazlası da var. Ceylan’ın son filmleri gibi Aksu’nun ilk romanı da oldukça ‘konuşkan’ bir kere... Kitaptaki karakterler hayata ve birbirlerine dair büyük cümlelerini ortaya sermek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. “Dünyaya fazla gelen tek varlık bizleriz. O yüzden her insanın ölümü bir kıvılcımın sönmesine benzer ama yetmez, kökten bir serinlik gerek dünyaya” gibi...

‘Ahlat Ağacı’nı izleyenler, filmin ana karakteri Sinan’ın iki imamla tartıştığı sahneyi hatırlayacaktır. Kitaptaki bazı bölümler, hem bu sahneyle hem de yine Sinan’ın bir kitapçıda karşılaştığı yazarla atıştığı sahneyle yakın akraba.
Akın Aksu, 15 Haziran 2018 tarihli Hürriyet Kitap Sanat’a verdiği röportajda, “Taşra sizin için ne ifade ediyor” sorusuna şöyle yanıt vermişti: “Uzakta kalmış olmayı hissetmek. Bir yerden uzakta kalmış olduğumu... Kişinin kalabalıklara karışarak kendi ağırlığını duyumsamaktan kurtulabileceği, her şeyin hızlı yaşandığı ve değişim gösterdiği, her türlü fikrin, yönelimin, yaşam biçimin bulunduğu bir yere ya da yerlere uzakta kalmayı ifade ediyor.” Taşrada kalmakla ilgi görüşleriniyse şöyle özetlemişti: “Taşraya mahkum olacağımı bilmek benim için ölüm olurdu. Hiçbir ortak yanının bulunmadığını bildiğin insanlara mahkûm olmak ve içinden gelmediği halde gülümsemeyi ve kahkaha atabilmeyi öğrenmektir, kalmak.” ‘Bir Taşra Köpeği’, Aksu’nun taşrada kalmadığının, artık ‘uzakta’ olmadığının en büyük kanıtı.

Taşrada sahipsiz bir gölge

BİR TAŞRA KÖPEĞİ
Akın Aksu
Doğan Kitap, 2019
256 sayfa, 25,93

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle