GeriKitap Sanat Tarihi yarımadada dünün pazarı ile bugünün pazarı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tarihi yarımadada dünün pazarı ile bugünün pazarı

Tarihi yarımadada dünün pazarı ile bugünün pazarı

Mukayese için başlangıç tarihini vermeli miyim? Milattan önce desem. Pazar günü gazeteye ve yayınevine giderken, ıssız, terk edilmiş bir şehrin caddelerinden geçiyor duygusuna kapılırdım. Pazar tenhalığı olduğu için o günlerde araba kullanma cesaretini kendimde bulurdum.

Mukayese için başlangıç tarihini vermeli miyim? Milattan önce desem. Pazar günü gazeteye ve yayınevine giderken, ıssız,terkedilmiş bir şehrin caddelerinden geçiyor duygusuna kapılırdım. Pazar tenhalığı olduğu için o günlerde araba kullanma cesaretini kendimde bulurdum.

Cumhuriyet’ten çıkıp Sirkeci’ye inerken ara sokaktaki iplik atölyesinin kurt köpeğinin havlamalarını duyardım. Şairin dizelerini mırıldanırdım:
Yol hemdemin ola
Ama o da suskun olmalı.

Sair günlerin kalabalığından eser yoktu, yemek yiyecek yerler bile kapalıydı. Ayaküstü atıştırmalık yerler açıktı. Sultanahmet’te müzelere gelen yabancı turistlere, bir de Sultanahmet’e ya da Gülhane Parkı’na gelenlere rastlardım. Matbaaların, yayınevlerinin çoğu hatta hepsi kapalı olduğundan Cağaloğlu’nun ara sokaklarında in cin top oynardı. Sadece gazete çalışanlarından bir grup Cağaloğlu dolaylarında gözükürdü. Birçok yayınevi zaten şimdi başka yere göç etti. Pazar sabahı Ataköy’deki evden çıkıp sahil yolundan büyük postahaneye gider, orada Hürriyet Gösteri dergisine gelen paketleri alır gazeteye giderdim. Hürriyet Gösteri’nin yayınevinin yönetim yeri ise Cemal Nadir Sokağı’ndaydı, o sokak çok sessizdi. Hürriyet’in ilk binasıydı.

Bâb-ı Âli Caddesinden aşağı inerken tek bir kırtasiye dükkânı açık değildi. Şimdi Pazar günleri hemen hemen her yer açık. Turist akını tuhafiye dükkânlarının açılmasını sağlamış. Hiç kuşkusuz turizmin artmasından sonra büyük lokantaların yerine ara sokaklarda, küçük lokantalar, burgerciler açıldı. Şimdi pazar günleri bile o sokaklardan geçemiyorsunuz. Çünkü küçük masalar ve taburelerle dolu. Eskiden Sirkeci’de orta halli birkaç otel vardı. Buraya alışverişe gelen Anadolu tüccarları bu otellerde kalırlardı, Cağaloğlu’ndan Sirkeci’ye inerken sağda birçok lokanta da onlara hizmet verirdi. Hiç kuşkusuz şimdi beş yıldızlı oteller açıldı. Önceden kışaladan izne çıkan askerler doluydu şimdi bu kişilere rastlamıyoruz.
Semtin tek hareketli mekânı Mısır Çarşısı idi. Pahalı mağazalar yerine, Mahmutpaşa’da ucuz kumaşlar satılırdı, cumartesi-pazar günleri... Şimdi gazeteler Cağaloğu’ndan çekildi, bazı yayınevleri var ama okul günlerinin dışında pazar günü bile kırtasiye mağazaları açık. Şimdi istasyon açıldıktan sonra pazar günleri de hareketlendi mi bilemem.
Yalnız cumartesi değil de pazar günleri -çünkü eskiden cumartesi de çalışılırdı- Sirkeci’den kalkan trenler mesire yeri olan Florya’ya yolcu taşırdı. Değişen İstanbul’un çok değişen bir yeri...

Amacımıza gelelim: Cağaloğlu kitabımı okuyabilirsiniz.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle