GeriKitap Sanat Sonsuz bir kış senfonisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sonsuz bir kış senfonisi

Sonsuz bir kış senfonisi

Faruk Duman, ‘Sus Barbatus!’ta hem alışıp sevdiğimiz anlatım biçimini korumuş hem de tempoyu hiç düşürmeden, merakı hep en üst düzeyde tutarak okunaklı bir eser ortaya çıkarmış.

Sus barbatus, sakallı yaban domuzu diye de bilinen domuzgiller familyasından yabani domuz türü. Yetişkin bir sus barbatus, 100 kilo ağırlığında ve 1 metre 30 santim uzunluğunda oluyormuş. En ayırt edici özelliği, adına uygun olarak yüzünün iki yanından çıkan sakallarıymış. Daha çok Malezya, Endonezya, Filipinler’de bulunuyormuş. Yağmur ormanları, mangrov bataklıkları ve ikincil ormanlar ana yaşam alanları. Faruk Duman’ın yeni romanı ‘Sus Barbatus!’tan Türkiye’de de yaşadığını anlıyoruz ya da yazar onu Türkiye’de yaşatıyor.
Faruk Duman 1979 kışında geçen bir öykü anlatıyor. Mekân, Ç. Gölü’nün köylerinden biri. Bir yanıyla sık ormanlarla çevrili, Ç. kasabası ile bağlantılı küçük bir köy. Çok ağır kış şartları yaşanıyor. Kar fırtınası hiç kesilmeden, günlerdir olanca şiddetiyle sürüyor. İnsanlar evlerinden burunlarını bile çıkarmaya çekiniyorlar. Yakacak almak için çıktıklarında bir yabandomuzuyla olmasa bile aç bir kurtla karşılaşma ve kurdun saldırısına uğrama olasılıkları yüksek.
Ağır kış koşullarına rağmen çeşitli gerekçelerle yollara düşenler var. Roman da böyle bir yol öyküsü ile başlıyor. Kenan ve hamile karısı Zeynep, Ç. kasabasından, doktor muayenesinden dönüyorlar. Müthiş bir mücadele var kar fırtınasıyla aralarında. Yılmaz Güney’in ‘Yol’ filmini, Seyit Ali (Tarık Akan) ile Zine’nin (Şerif Gören) kar fırtınasındaki yürüyüşlerini anımsıyorum. Anna Kavan’ın kült eseri ‘Buz’u da çağrıştırıyor. Ama göndermeler bu film ve romana değil Victor Hugo’nun ‘Sefiller’ine. Faruk Duman, A. Dağları, K. şehri, Ç. Gölü gibi adlandırmalar yapıp belki romanı yerelden kopartmaya çalışıyor ama kahramanları, Kenan, Zeynep, Faruk, Atalay, Aysel, Doktor Servet... Yaşam şartları da Türkiye’ye has. Kolaylık olsun diye ben romanı Çıldır Gölü ve yöresine konumlandırıyorum. K. şehri de Orhan Pamuk’un ‘Kar’ındaki Şair Ka’nın mahsur kaldığı Kars olabilir.
Faruk Duman, kendi doğum yeri olan bu toprakları daha önce de konu etmiş, bilinçsizce soyu tüketilen hayvanların kahramanı olduğu öyküler, romanlar yazmıştı. Bu romanda da sakallı yaban domuzunun yanında kırmızı kartallar, açlıktan ölmek üzere olan kurtlar var. Anlatı sus barbatusun ruhunun Aysel’in içine girmesindeki gibi zaman zaman fantastik bir hal de alıyor ama buna en fazla ‘büyülü gerçekçilik’ diyebiliriz, gerçeklikten kopmuyor. Yerleri somutlayınca anlattığı kış senfonisi imgesel olarak da belleğimde daha canlı hale geliyor. O nedenle yer adlarındaki kısaltmaların okur için bir dezavantaj yaratabileceğini de söylemeliyim.
Tarihin 1979 olması ve birkaç bölüm boyunca ‘Sefiller’i yorumlayacak kadar yapılan açık gönderme de bilinçli tabii ki. Türkiye, 12 Eylül askeri darbesinin eşiğinde. Ülkede müthiş bir terör ortamı yaratılmış. Resmi görüşlere aykırı davrandığı düşünülen hemen herkes tutuklanıyor, işkence görüyor, suçsuz yere hapis yatıyor. Romanın kahramanları da tutuklanıp işkence edilenlerden. Köyde de bu terör ortamının etkileri yaşanıyor. Köyün yakınındaki ormanda devrimci gençler gizleniyor. Jandarma karakolunda da bu gençlerden biri, Faruk, koma halinde mahpus.
Sus barbatusun belki de Türkiye sınırlarındaki son örneğini roman kahramanlarından Kenan avlayıp satmaya çalışırken, aynı ormanda jandarmalar da devrimci gençleri yakalamaya çalışıyor. İster istemez yollar kesişecektir.
Faruk Duman iyi bir anlatıcıdır. Doğa betimlemelerini, insanın doğayla ilişkisini, insan ilişkilerini kendine has kesik cümle yapısıyla ve lafı uzatmadan, vurucu birkaç cümle, uzun olmayan bir paragraf ve kısacık bölümlerle anlatmayı, okura yaşatmayı başarır. Kısa anlatıda avantaj olan bu tarz, uzun bir anlatıda nasıl bir etki yapar diye merak ediyordum. ‘Sus Barbatus!’ hacimli bir çalışma, Faruk Duman hem alışıp sevdiğimiz anlatım biçimini korumuş hem de tempoyu hiç düşürmeden, merakı hep en üst düzeyde tutarak okunaklı bir eser ortaya çıkarmış. Hem edebi tat alıyorsunuz hem de heyecanla okuyorsunuz. Üzerinde konuşulacak, tartışılacak birçok meseleyi de edebiyattan, üslubundan taviz vermeden ‘Sus Barbatus!’ta gündeme getirmiş. Keyifle okudum. Öneririm.

Sonsuz bir kış senfonisi

SUS BARBATUS
Faruk Duman
Hep Kitap, 2018
568 sayfa, 39 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle