GeriKitap Sanat Seyyan Hanım ‘Daktilo’ kantosunu söylüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Seyyan Hanım ‘Daktilo’ kantosunu söylüyor

Seyyan Hanım ‘Daktilo’ kantosunu söylüyor

Geçenlerde ‘Kantolar’ albümünde Seyyan Hanım’ın ‘Daktilo’sunu dinledim. Daktilo, bugünün sekreteri, asistanı mevkiini işgal ediyordu. ‘Daktilo’ kantosunda da o meslekten olanlar müziğe yansımıştı. Seri daktilo yazanlar gazete çalışanları içinde en makbul kişilerdi. Hele gece nöbetinde ahizeyi kulaklarına takarlar, 10 parmakla uçarcasına haber yazarlardı.

Zaman zaman ‘Kantolar’ı dinlerim. Geçen akşam da ‘Kantolar’ CD’sini diskçalara koydum ve Seyyan Hanım’ın ‘Daktilo’sunu dinledim.
Yıllar önce bir tarih mecmuasında şöyle bir haber okumuştum: Artık Müslüman hanımlar da büro işlerinde daktilo olarak çalışıyorlar...
Daktilo kantosunda o meslekten olanlar müziğe yansımıştı. Daktilo, bugünün sekreteri, asistanı mevkiini işgal ediyordu.
Birçok el yazısı metinleri daktiloya geçirirler, çift kopya yazarlardı. Mahkeme salonlarında da daktilolar ifadeleri, yargıcın söylediklerini kaydederlerdi.
Geçenlerde bir yazımda, bilgisayarın içeriğinin herkes tarafından öğrenilmesi yüzünden özellikle Almanya’da daktilo kullanıldığını yazmıştım.
Çok gariptir, insanın taşıdığı yazı malzemesi değişmiyor, önceden küçük daktilolar elde taşınırdı, şimdi de bilgisayarlar taşınıyor.
Şimdi bilgisayar tamircileri var, o zaman da her yerde daktilo tamircileri vardı.
Yağlanması ya da şeridini değiştirmek için oralara giderdik.
Geçmişin bazı aletleri adeta simge oluyor; belli yılları aşan yazarlar için herhangi bir müzeye eşya istendiğinde ilk akla gelen daktilodur. Ben bütün daktilolarımı verdim.
Bir de müze düzenleyicisi, birkaç satır da yazılmasını ister. Ben birkaç satırı yazarken bile parmak uçlarım acıyordu.
Çetin Altan’ın bir sözünü anımsadım: “İnsanoğlu zenginliğe kırk günde, yoksulluğa kırk yılda alışırmış.”
Ben dünyada birçok markayı kullandım.
Seri daktilo yazanlar gazete çalışanları içinde en makbul kişilerdi. Hele gece nöbetinde ahizeyi kulaklarına takarlar, 10 parmakla uçarcasına haber yazarlardı.
Cumhuriyet gazetesinde rahmetli arkadaşımız Ertum Öcal, daktilo şampiyonuydu.
Daktilo kantosundan belleğimde kalanlar:

Daktilo küçük daktilo
Ne kadar güzelsin
Gönüller yakarsın
Saat beşte beklerim
Sevdadan çakırsın
Keklik gibi sekerek kaçarsın.

Albümü hazırlayan Cemal Ünlü’nün yazısında bestenin Cümbüş Mehmet’e ait olduğu yazılıyor. Onun açıklamasını aktarayım:
“Sekreterlik görevi hanımlar için epey yeni. Adına henüz ‘Daktilo’ denilmekte. Fokstrot - çarliston karışımı ritmiyle oldukça Batılılaşmış olan anlatım neredeyse dönemin filmlerini gözümüzün önünde canlandıracak kadar başarılı. Daktilo bu tür plakların içinde, dikkate alınması, atlanılmaması gereken, dönemin önemli bir çalışması.”
Arada bir kantoları dinleyin...
‘Kantolar’ (1905 - 1945), Kalan Müzik.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle