GeriKitap Sanat 'Seyircinin tam ortasında ben de sizinle deneyimleyeceğim’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Seyircinin tam ortasında ben de sizinle deneyimleyeceğim’

'Seyircinin tam ortasında ben de sizinle deneyimleyeceğim’

Yan yana tahayyül etmesi zor sesleri birbirine eklemleyerek bir ‘ses sanatı’na dönüştüren bir isim Ben Frost. Punk, metal ve klasik müzik gibi farklı türleri minimal dokunuşlarla elektronik müziğe adapte eden prodüktör, kimi zaman rahatsız edici kimi zaman huzur veren ses katmanlarının yaratıcısı. 8 Mart Cuma gecesi Sónar Istanbul kapsamında Zorlu PSM’nde ilk kez 360 derecelik bir ses/sahne sistemiyle dinleyici karşısına çıkacak Frost ile son albümünün çıkış noktası ve yaratıcılık üzerine konuştuk.

Edebiyat, sinema gibi farklı sanat disiplinlerine atıfta bulunan çalışmalarınızla biliniyorsunuz. Farklı alanları müziğinizde nasıl buluşturuyorsunuz?
Müzik yaparken belirli bir fikre odaklanmak benim için her zaman sağlıklı bir egzersiz gibi. Farklı fikirleri bir araya getirme aşaması ise yaratıcılığımı tetikleyen önemli bir mekanizma. Bu mekanizmanın her zaman işe yaradığını söyleyemem hatta bazen hayal ettiğimden farklı bir noktada da bulabiliyorum kendimi.

Yaratıcılık aşamasında karşılaştığınız zorluklar neler?
Kendimi tekrar etmemeye çalışmak en zoru. Yaratıcılık konusunda sınırları ne kadar zorlarsam zorlayayım kulaklarım ve ellerim inatçı olabiliyor. Bu durum tedirginlik yaratsa da sonunda içime sinen bir çalışma ortaya çıkıyor.

W.B. Yeats’in ‘The Second Coming’ isimli şiirinin son albümünüz ‘The Centre Cannot Hold’daki rolü nedir?
Yeats’in şiirini en son lisede okumuştum, uzun süredir üzerine düşünmüyordum ta ki Trump’ın başkanlığı ile ilgili bir makalede önüme çıkana kadar. Makaleyi düşününce şiirin başlığına bir soru işareti de eklemek gerektiğini düşündüm. Şiirde yer alan ‘The Centre Cannot Hold’ ifadesinin albümün ismi olmasına karar verdim. Bu karar Brexit tartışmasından da öncesine denk geliyor. Albüm bu iki meseleyi takiben çıkınca (Kasım 2016) bu başlıktan tamamıyla emin oldum.

Netflix dizisi ‘Dark’ ve ‘The Sleeping Beauty’ filminin de aralarında olduğu pek çok yapımın müziklerini de üstlendiniz. Nasıl girdiniz bu işe?
Hoşuma gidebilecek işbirlikleri ve içerikler konusunda her zaman iyi fırsatları değerlendiririm. Aslında televizyon ya da dizi/film platformlarına hiç bulaşmayacağımı düşünürdüm fakat işin içine girince çalışmak için çok yaratıcı alanlar olduğunu fark ettim. Mesela ‘Dark’ gibi bir diziyle, ortalama uzunlukta bir film için üretebileceğimden çok daha fazla ses ve müzik üretebildim. Bundan daha fazlasını da yapabilirim.

Şimdiye kadar ilginizi en çok çeken ve müziğinizde yer verdiğiniz ses hangisi?
Geçen kış Norveç’in kuzeyinde katil balinaların olduğu bir bölgede serbest dalış yaptım. Yanımdan dokuz metrelik bir balina geçerken denizaltı radarının sesini duymak ve tüm vücudumda hissetmek ilginç bir deneyimdi.

Canlı performansınız 360 derecelik ses sistemine sahip bir sahnede gerçekleşecek. Nasıl bir deneyim bekliyor bizi?
Açıkçası tamamıyla hakim olduğum bir alan değil. Seyircilerin tam ortasında olacağım. Ben de sizinle birlikte deneyimleyeceğim.

 
360° ses sistemi nasıl işliyor?
Ben Frost’un performansı için, Sónar Istanbul’un ana sahnesi olan SonarClub’da (Turkcell Sahnesi ve üzeri), sanatçının seyircilerin tam ortasında olabileceği özel bir sahne kurulmuş. Zorlu PSM Operasyon ve Prodüksiyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Uluç Dündar’ın verdiği bilgiye göre, sekiz ayrı ses kaynağının dairesel bir biçimde seyircilerin etrafını saracağı 360 derecelik ses sistemi, sanatçı tarafından ayrı ayrı yönetilerek farklı bir işitsel deneyim sağlıyor. Sistem hem hacim, hem ses seviyesi olarak kaliteli ve doyurucu olacak. Bu özel sahne içinde 360 derecelik ses sisteminin yanı sıra görüntü ve ışıkla harmanlanmış özel bir görsel gösteri de hazırlanıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle