GeriKitap Sanat ‘Seyahat sizi hikâye anlatıcısına dönüştürüyor’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Seyahat sizi hikâye anlatıcısına dönüştürüyor’

‘Seyahat sizi hikâye anlatıcısına dönüştürüyor’

Türkiye’deki ilk konserini 4 Aralık’ta İş Sanat’ta verecek, caz müziğin son yıllarda ön plana çıkan vokallerinden Sarah McKenzie, “13 yaşımda Oscar Peterson’ın ‘Night Train’ albümünü keşfettim ve o zamandan sonra asla bırakmadım” diyor.

Bir sanatçı olarak öncelikleriniz nelerdir?
Müziğimi olabildiğince mükemmel hale getirmek. Harika şarkılar yazmak ve bir piyanist, müzisyen ve aranjör olarak kendimi geliştirmek.

Caz müzisyeni olmaya nasıl karar verdiniz?
Rock’n roll ve blues çalan bir piyano öğretmenim vardı; 9 yaşından itibaren piyano çalmam için bana oldukça ilham verdi. Uzun saçları, büyük yüzükleri vardı ve harika caz çalardı! Yaptığı müziğin inanılmaz olduğunu ve onun gibi olmayı istediğimi biliyordum.

Büyük bir Oscar Peterson hayranı olduğunuzu biliyoruz. Onu nasıl keşfettiniz?
13 yaşımda Oscar Peterson’ın ‘Night Train’ albümünü keşfettim ve o zamandan sonra asla bırakmadım. O albümü Avustralya’daki bir plak dükkânında buldum! Ve Ray Browns’a da âşık oldum; swing, bebop, blues renklerini ve doğaçlama tekniğini çok sevdim. Favori olan albümlerim var; ‘Night Train’, ‘We Get Requests’, ‘Lester Young with The Oscar Peterson Trio’. Hepsi çok çok iyi!

Avustralya’da doğdunuz, sonrasında Amerika ve Avrupa’da okudunuz. Seyahat etmek ve farklı yerlerde bulunmak müziğinizi nasıl etkiledi? Zira son albümünüzün adı da ‘Paris In The Rain’...
Seyahat etmeyi seviyorum ve bence bu, müziğim için çok önemli. Seyahat, sizi zamanla bir hikâye anlatıcısına dönüştürüyor. Mesela, caz müziğin evi Amerika’da yaşamak ve çalışmak benim için kesinlikle çok önemliydi. Berklee College’da müzik okumaksa Amerikan kültürünü deneyimlemenin yanı sıra müzisyen, piyanist ve besteci olarak yeteneklerimi geliştirmemi sağladı. Paris’te yaşamak ise, şarkım ‘Paris in the Rain’in yaratılmasının sebebiydi. İlk kez Paris’e geldiğimde şehrin her detayından çok etkilendim. Paris benim için kesinlikle en favori şehir.

Caz müzik tekrar popüler ve gençler arasında da oldukça seviliyor. Genç cazcılara ne tavsiye edersiniz?
Müzik endüstrisi sürekli değişiyor ve aslında dalgalara kendinizi bırakmanız gerekiyor. Yaptığım işi seviyorum ve yeterince iyi olduğundan emin olmak için çok çalışıyorum. Gençlere tavsiyem, kendiniz için doğru olacak işleri yapın ve hayallerinizin peşinden gidin.

Sahnedeki en unutulmaz anınız neydi?
Doğrudan Fransa’dan geldiğim bir Polonya konserim vardı, fakat grup İngiltere’den geliyordu. İlk uçuşları çok fazla rötar yapınca ikinci uçuşu kaçırdılar ve konsere zamanında gelemediler. Başlangıçta durum tamamen felaketti ve herkes panik haldeydi. Menajer, üniversitenin en iyi üç müzisyenin sahneye çıkıp eşlik etmesi gibi bir fikir sundu ve herkes konserin devam etmesini istediği için beraber çalmayı kabul ettik. Konser, bir anda yılın en iyi konserlerinden birine dönüştü! Üç genç müzisyen oldukça büyük bir şevk ve coşkuyla eşlik ettiler ve konser sonunda salondaki 700 kişi ayakta alkışlıyordu.

İstanbul’daki ilk konseriniz, ne hissediyorsunuz?
İstanbul’a ilk kez geleceğim ve oldukça heyecanlıyım. Kentin kültürünü, tarihini ve sunabileceği tüm atmosferi hissedecek kadar vaktim olmasını umuyorum. Çok fazla Türk caz müzisyeni tanımıyorum ama Arif Mardin’i Aretha Franklin, Norah Jones ve Chaka Khan da dahil olmak üzere birçok inanılmaz sanatçıyla birlikte çalışan büyük bir Türk Amerikalı müzik yapımcısı olarak tanıyorum.

Bugünlerde dinlediğiniz albümler?..
Bugünlerde Ben Webster meets Oscar Peterson’ı dinliyorum. Gerçekten kusursuz.

Sarah McKenzie, 4 Aralık Salı saat 20.30’da İş Sanat’ta.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle