GeriKitap Sanat Sergey Parajanov’un renkli dünyası İstanbul’da
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sergey Parajanov’un renkli dünyası İstanbul’da

Sergey Parajanov’un renkli dünyası İstanbul’da

Yıllarını hapiste geçiren Sergey Parajanov, zorlu bir hayatın kahramanı ve Kafkasya’nın çağımızda yetiştirdiği en renkli sanatçılardan. Muhalif, ele avuca sığmayan kişiliği nedeniyle düzenle arası hiç iyi olmayan Ermeni sanatçıyla ilgili çok güzel bir seçki şimdi Pera Müzesi’nde. ‘Parajanov, Sarkis İle’ sergisinde Sarkis’in farklı dönemlerde Parajanov ile diyalog içinde ürettiği işler de yer alıyor.

Sovyet döneminde hapse üç kere giren tek sinemacı benim. Stalin döneminde girdim, Brejnev döneminde girdim, Andropov döneminde girdim. Şimdi yine girebilirim. (...) Oturduğum evin içine yağmur yağıyor, Tarkovski’nin ‘Nostalji’ filmindeki gibi. Ama ben bunu seviyorum.”
Pera Müzesi’nde açılan sergide, bir eski belgeselde izlediğimiz Sergey Parajanov, kendisini böyle anlatıyor. Gürcistan doğumlu bu Ermeni sanatçı, hakikaten zorlu bir hayatın kahramanı ve Kafkasya’nın çağımızda yetiştirdiği en renkli yaratıcılardan biri.

Tiflis’te 1924’te Sarkis Yosif Parajanyan adıyla doğan, dünyanın bildiği ismiyle Sergey Parajanov, 1940’larda Moskova’da sinema okur. Mesleğinin ilk yıllarında pek çok filme imza atar. Ama onun zengin yaratıcılığını ortaya koyacağı zorlu yıllar çok geçmeden kapısını çalar. Hem yaptığı filmlerdeki farklı bakış açısı ve sinema estetiğinin yadırganması hem de muhalif, ele avuca sığmayan kişiliği nedeniyle düzenle arası hiç iyi olmayacaktır. Parajanov yine de 60’larda kendisine uluslararası ün kazandıracak bazı filmler çekmeyi başarır. İlk büyük başarısı ‘Unutulmuş Ataların Gölgeleri’ ile ödüller alır. 1969’da çekeceği Ermeni şair Sayat Nova’yı anlatan, ‘Narın Adı’ diye de bilinen filmi ise onun halen dünyayı gezen büyük ününü kazanmasını sağlar. Parajanov dünyasının temel bütün öğeleri, her sahnesi tuhaf bir tablo gibi düzenlenmiş bu filmde yer alır. Seyrettiğiniz filmin başka hiçbir şeye benzemediğini anlamak için birkaç dakika bakmanız yeter. Parajanov, Gürcü, Ermeni hatta Osmanlı-Azeri kültüründen izleri, kendi çocukluğundan belleğinden geçirerek, tüm eski anlatı ve söylencelerin izini süren, kostümünden nesnelerin kullanımına ve mekânlara kadar bambaşka bir dünya kurar. Tıpkı, daha sonra üreteceği resimler, kolajlar ve belki de birer hazır nesne enstalasyonu diye tanımlanabilecek tüm eserlerinde olduğu gibi...
70’li yılların ikinci yarısını tamamen hapishanede geçiren Parajanov, aralıksız 15 yıl sinemadan uzak kalır. Bu maddi manevi sıkışmışlık içinde üretmeyi bırakmaz. Dostlarından ve gündelik hayatın her yerinden topladığı nesneler, paramparça bir tabak, oyuncak bebekler ya da bir valiz... Fotoğraflar, mektuplar, belgeler... Her şey, bambaşka başka şeylerle birleşip bazen boyanıp, resimlenip her defasında çocuksu, oyunsu ama kimi zaman son derece sert ve tamamı belleğinde kalan izleri bize gösteren şaşırtıcı kolajlara dönüşür.

Sergey Parajanov’un renkli dünyası İstanbul’da

Hapishanede hiçbir şey yokken su şişelerinin alüminyum kapaklarını tırnaklarıyla şekillendirip ürettiği nesneler ve onlarla yaptığı düzenlemeler bile tek başına onun dur durak bilmeyen yaratıcılığını göstermeye yeter. Tüm bu çabasını ise şu ünlü sözüyle özetler: “Sinema yapmama izin vermediler, ben de kolaj yapmaya başladım. Kolaj sıkıştırılmış filmdir.”

İşte bütün bu dünyaya dair çok güzel bir seçki Pera Müzesi’nde izleyiciyle buluşuyor, Türkiye’de az tanınan çok ilginç bir sanatçıyla buluşma fırsatı sunuyor. Bu, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da yer alan Parajanov Müzesi’nden yurtdışına çıkan en kapsamlı sergi. Parajanov’un işleri, Bülent Erkmen’in sergi tasarımıyla çok güçlü bir görselliğe kavuşmuş. O kadar ki, Erivan’daki o şaşırtıcı müzeden bile daha güzel bir serginin İstanbul’da gerçekleştiğini söylemek hiç de abartılı olmaz.

‘Parajanov, Sarkis İle’ adını taşıyan serginin en önemli özelliği, iki Sarkis’i buluşturuyor olması. Sarkis Parajanov’u ve bizim ilk adıyla tanıdığımız Sarkis Zabunyan’ı... Sarkis (Zabunyan) Türkiye güncel sanatının en büyük isimlerinden biri. Sanatının anahtar sözcüklerinden biri ‘bellek’ olan Sarkis’in, Parajanov’a duyduğu yakınlık biliniyor. Pera Müzesi’nin beşinci katında da işte bu yakınlığın ürünleri, Sarkis’in farklı dönemlerde Parajanov ile diyalog içinde ürettiği işler yer alıyor. Bütün bu işler galeri alanında saygılı ve şefkatli, bilgece ve çok katmanlı, derinden ve güçlü sesiyle izleyiciyi etkileyen bir atmosfer yaratıyor. ‘Sayat Nova’dan sahneleri, monitörleri örten hatta ısıtan kilimlerin üstünde gezinerek izliyor, Parajanov’un renkli kimliğine, nesnelere ve kumaşlara olan bağını bize hatırlatan bir heykelin yanından geçiyor, manyetik bantlar ve antik kumaşlarla yapılmış ‘Parajanov’un Portresi’nin önünde ona ve kimliğine sunulan narlarla birlikte bir saygı duruşunun içinde yer alabiliyorsunuz. Sarkis, ünlü vitray serisinden Parajanov’u gösteren bir parçayı ve hepsi de değerli eski ikona ya da çerçeveleri kullanarak ürettiği resimlerini de bu sergide izleyiciyle buluşturuyor. Tek başına Sarkis’in bu sergisi bile güncel sanat tutkunlarının Pera Müzesi’ni ziyaret etmesi için yeterli...

Sergey Parajanov’un renkli dünyası İstanbul’da


‘Parajanov, Sarkis İle’ yılın şu son günlerinde Türkiyeli sanat izleyicisine ve bu toprakların Ermeni kültürüne önemli ve değerli bir katkı. Dolayısıyla serginin gerçekleşmesini sağlayan herkes teşekkürü fazlasıyla hak ediyor.

‘Parajanov, Sarkis İle’ başlıklı sergi, 17 Mart’a kadar Pera Müzesi’nde görülebilir.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle