GeriKitap Sanat Sele kapılmış bir dal parçası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sele kapılmış bir dal parçası

Sele kapılmış  bir dal parçası

Dördüncü kitabıyla okurla buluşan Burcu Aktaş, ‘Vahşi Şeyler’de insanın doğaya ve kendisine yaptıklarını sarsıcı biçimde sorgulayarak derin bir yüzleşmenin önünü açıyor.

Çocuk edebiyatımızın sevilen kalemi Burcu Aktaş, insanın yaşamla, doğayla ve kendisiyle ilişkisine sıradışının penceresinden bakarak sınırsız kentleşmenin yarattığı kaosa, kasvete ve duygusuzluğa odaklanıyor. ‘Vahşi Şeyler’, her şeyi nesneleştiren hırsın, sonu gelmez arzuların, durmaksızın toprağı deşen makinelerin doğamızla aramıza açtığı dipsiz uçuruma çeviriyor gözlerimizi. “Şehir bir çocuğun tadını beğenmeyip fırlatıp attığı şekere benziyor. Orada yaşayanlar da şekere üşüşmüş karıncalara. Şehir’in kahverengi bir denizi, apartmanlarla kaplı tepeleri, ilerlemeyen trafiği, bitmeyen inşaatları, sadece üç beş çocuğun oynayabileceği parkları, gündüzleri bile tekinsiz sokakları, içine çekince öksürten havası, yıldızsız göğü, güneş almayan apartman daireleri plastik çiçeklerle kaplı bahçeleri, her geçen gün genişleyen sınırları var...” Şehir’in bir kalbi yok, bu yüzden de bir sürgün gibi, hayata sadece pencere kenarından bakabilen yaşlıları var. Ve işte, seksen beş buçuk yaşındaki Mualla’nın pencere kenarındayız.

Yaşlı kız, yabancısı olduğu Şehir’i -kitaplarla kaplı, bir zamanlar yatılı arkadaş ziyaretlerine, kalabalık eş dost toplantılarına tanıklık etmiş, duvarlarında piyano nağmelerinin yankılandığı- kurtarılmış bir vahayı andıran salonunun penceresinden dürbünüyle izliyor. Uzun zamandır Şehir’le arasındaki tek bağ ona haberler getiren, bakışarak anlaştığı karga ve bu dürbün. Dürbününe yansıyanların boğuculuğundan hatıra kırıntılarına, kitapların içine, sayfaların arasına sığınarak nefes alıyor.

‘ŞEHİR’İN HEDİYELERİ’
Ne oluyorsa bir mucize dilediği doğum gününde oluyor Mualla’nın. Önce kalabalık caddede arabalar arasında dolaşan Ufak Kız giriyor kadrajına. Onu böylesine heyecanlandıran kızın kim olduğunu sormamıza kalmadan camın pervazına bir kuş düşüyor, trafiğin ortasına bir karaca dalıyor. Zaten kırılgan olan yaşlı kızı bu kadarı bile allak bullak etmeye yetecekken Şehir’de bir dizi tuhaf vukuat yaşanmaya başlıyor.

İki ayrı eksende ilerleyen hikâye Burcu Aktaş’ın kendine hayran bırakan diliyle zengin bir okuma keyfi yaşatırken ilmek ilmek ördüğü detaylarla birbirine bağlanıyor. Pencere kenarının az ötesinde kaos sürerken bu tarafında maziye sığınmış çocuksu yaşlı kız, şimdiki zamana direniyor. Oysa Şehir’in kiri pası, hüznü, sığındığımız ne varsa griye boyuyor ve büyük yanılgıyı sınırları her geçen gün genişleyen Şehir’in sadece hayvanları kıstırdığını sananlar yaşıyor. Mualla ise gizemli Ufak Kız, yaralı kuş, karaca ve diğerlerinin ardından uzun zaman sonra ilk kez dışarı’ya adım atıyor; “sele kapılmış bir dal parçası gibi...”
‘Vahşi Şeyler’, insanın doğaya ve kendisine yaptıklarını sarsıcı biçimde sorgulayarak derin bir yüzleşmenin önünü açıyor; Mualla’nın bir ayna gibi tuttuğu dürbününden yansıyanlarla göz göze gelen okuru olduğu yere çiviliyor, tıpkı trafiğin ortasına düşmüş, yüzüne onlarca araba farı tutulan bir ‘vahşi’ hayvan gibi.

Sele kapılmış  bir dal parçası

VAHŞİ ŞEYLER
Burcu Aktaş
Doğan Egmont, 2019
114 sayfa, 12 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle