GeriKitap Sanat Sarsıntı: Bir 'kıyı dili'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sarsıntı: Bir 'kıyı dili'

Sarsıntı: Bir 'kıyı dili'

Barış İnce’nin ikinci romanı ‘Sarsıntı’ da ‘Çelişki’ gibi bir cinayet romanı. Cinayetten de önce bir ‘cinnet romanı’.

İkinci romanını da okuyunca, Barış İnce’nin ‘tuhaf’ şeyler yazdığına emin oldum. İlkinde, ‘Çelişki’ (Can Y., 2017) belli belirsiz bir his olarak duymuştum bunu. Biraz avangard Doğu Alman filmlerindeki ‘ara’ renkleri görür gibi oluyordum, yer yer de Edgar Allan Poe’nun ‘gotik’ atmosferini hatırlıyordum ama en çok da yazın, yazılması unutulmuş ve arkaplanda kalmış dönemleri, durumları, duyguları, çocuklarının ihmal edilmiş varlıklarıyla karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyordum. Kitaba dair başka notlarımı da yazdım, ama ikinci romanı ‘Sarsıntı’yı da (Can Y., Kasım 2018) okuyunca, bu hislerimi kâğıda dökmeye karar verdim.
‘Sarsıntı’ da ‘Çelişki’ gibi bir ‘cinayet romanı. Cinayetten de önce bir ‘cinnet romanı’.
Orta sınıf ya da küçük burjuva ahlakına, ikiyüzlü ya da sahtelik kokan aile ilişkilerine dair Fransız filmleri vardır, ‘sorgulayan’ demek istemiyorum, ‘sergileyen’ demek daha iyi. Anne, baba, kardeşler, karılar, kocalar, çocuklar... Hafta sonu ya da bir yaz tatilinde bir araya gelirler. Gülücükler, samimiyet gösterileri, şakalaşmalar derken, şaraba erken davranan biri bir itiraf ya da suçlamada bulunur ve film kopar! Film asıl o zaman başlar yani.

Barış İnce bir tür ‘aile’ sayılabilecek yakın arkadaşların yüzleşmesini bir adada başlatır, mekân meyhanedir. 12 Eylül sonrası ‘nasıl yenildik?’ diye başlayan, sonunda da anılara dökülen meyhane muhabbetinden farklıdır burada konuşulan şeyler. Onlardan izler taşısa da, ada, meyhane gibi bir tür ‘ortak imge’ biçiminde hatırlatıcı öğeler yer alsa da, devir çoktan değişmiştir. Cemaatlerin, tarikatların, ‘efendi’lerin belirleyici olduğu, yargıda, eğitimde, emniyette örgütlendiği; tarikat yurtlarında yoksul köylü çocuklarının yanarak öldüğü, bazı dini vakıflarda yöneticiler ve öğretmenlerin kız ve erkek çocukları istismar ettiği bir devirdir, yani zaman artık bugündür.
Merkezinde kimsenin olmadığı bir roman ‘Sarsıntı’. Ana karakterlerin hiç olmadığı ya da herkesin ana karakter olduğu. Baskın kişilikler yok değil ama, doğrusu diğer kişiliklere de onları bastırma görevi vermiş gibi Barış İnce. Onun her iki kitabının da en sevdiğim yanlarından biri, antikahraman denilebilecek karakterler oluşturması. Sanki bir insanölçer, ruhölçer ya da kişilikölçeri var da elinde, tüm karakterler romana girmeden önce onunla ölçülüyorlar, boylarının ölçüsünü alıyorlar!

Bir başka anlatıda ‘sakil’ kaçabilecek kimi içkonuşmalar ya da zihinden geçen düşünceler, ‘Sarsıntı’da, sanırım yazarın toplumsal ve bireysel olanı buluşturma başarısından ötürü, hem edebi hem de doğal duruyor. Galiba yazarın hissettirmeden, daha doğrusu ‘çaktırmadan’ müdahalesiyle de, roman sürekli biçimde kendisiyle dalga geçen, adeta ‘özeleştiri’ yapan bir hal alıyor. Diyelim ki bir aforizma patlatıyor, ilerleyen bölümlerde de bunu inceden ti’ye alıyor. Bolca klişe kullanıyor, sonra da klişebozumuna başvuruyor.
‘Sarsıntı’, toplumsal çürümüşlüğün, bozulmanın, düşkünlüğün tüm sınıflara, kesimlere sirayet etmesi halinin abartısız günlüğü. ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek!’ şiarını hiç kullanmadan, susmanın yarattığı sonuçları göstermesi. Rahat, taze, genç bir dille, 90 dakikalık bir film izleme ya da meyhanede içme süresinde, memleketimin bir adasından insan manzaraları sunuyor.
‘Sarsıntı’, şiirden aldığı dille imayı yoğun ve bol biçimde kullanıyor. İnsan manzaraları yanında ruh tahlilleriyle de kurgudaki gerilimi destekliyor. ‘Gotik’ deyişimin bir nedeni de, soğukkanlı tutumuyla, edebi gerilimi ‘kriminal gerilim’e kurban etmemesi. Zaten romanda yeterinden fazla kurban var!
Barış İnce’nin, adı konmasa da, bir ‘kıyı roman’ dizisi yazdığını düşünüyorum; sahiller, yazlıklar, adalar. Merkezi kıyıdan kuşatarak, ‘yeni cümleler, yeni üsluplar ve yeni hayaller’le etkileyici bir ‘kıyı dili’ oluşturuyor.

Sarsıntı: Bir kıyı dili
SARSINTI
Barış İnce,
Can Yayınları, 2018
120 sayfa, 15 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle