GeriKitap Sanat ‘Şarkı söylemeye âşığım’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Şarkı söylemeye âşığım’

‘Şarkı söylemeye âşığım’

Popüler dizi ‘La Casa de Papel’in tema şarkısı ‘My Life is Going On’la en az dizi kadar dikkat çeken Cecilia Krull, 21 ve 22 Eylül’de Salon İKSV’de olacak. Krull, “Farklı türlerde şarkı söyleyip sesimle oynamayı seviyorum. Flamenko’dan hip-hop’a, Robert Glasper’dan Johannes Brahms’a hepsini art arda dinleyebilirim” diyor.

La Casa de Papel’ dizisinin son zamanlardaki en popüler dizilerden biri haline geldiği tartışılmaz, ama dizinin belki de kendisinden öne geçen tema müziği ‘My Life is Going On’un gördüğü ilgi de dikkat çekici. Herkesin dilinde... Parçayı seslendiren İspanyol müzisyen Cecilia Krull, müziğe tutkuyla bağlı. 7 yaşından beri müzikle içiçe. Kendisi 21 ve 22 Eylül Salon İKSV konseri öncesi sorularımızı yanıtladı.

Müziğe başlamanızda babanızın müzisyen olması mı etkili oldu?

Evde babamın piyano sesini dinleyerek büyüdüm. 7 yaşındayken İspanya Disney’de bir rol aldım. Şarkı söyleyebilen çocuklar arıyorlardı. Seçmelere katıldım ve birçok yapımda benimle çalıştılar. Her şey böyle başladı!

‘La Casa de Papel’le çalışmanız nasıl başladı, soundtrack parçasını söylemeniz nasıl gerçekleşti?

2009’da Madrid ‘de bir caz kulüpte konser verirken Manel Santisteban (kendisi muazzam bir soundtrack bestecisidir) gelip beni izledi. O konserden sonra beni arayıp bir film için bir şarkı yarattığını/bestelediğini ve benimle çalışmak istediğini söyledi. Sesime bayıldı ve benimle birlikte bir şey hazırlamak istedi. Stüdyosuna gittiğimde ve birlikte çalışmaya başladığımız anda birbirimize âşık olduk, bayıldık ve sihir başladı! Beraber beste yapmaya böyle başladık. İlki bir İspanyol filmi içindi: ‘3 metros sobre el cielo’. ‘Something’s Triggered’ şarkısı çok başarılı oldu. Ondan sonra başka birçok film için müzik yazdık ve tabii ki ‘La Casa de Papel’ geldi.

Diziyi beğeniyor musun?

Bayılıyorum.

Diğer soundtrack çalışmaların neler?

Her şey ‘Something’s Triggered’la başladı, ki bunun benim için anlamı büyük, çünkü bir film için yazdığım ilk parçaydı. Hiçbir şey olmasını beklemiyorduk ve çok başarılı oldu. ‘La Casa de Papel’ ve tabii ki ‘My Life is Going On’ benim için çok özel. Bir hayalimin gerçekleştiğini söyleyebilirim. Ama her şarkı ve her proje benim için eşsiz ve özel. Gerçekten müziği tutku ve sevgiyle yapıyorum.

En çok hangi tür müzik söylemeyi seviyorsun? Kimleri dinliyorsun?

Caza aşığım ama şarkıcı olarak sevdiğim şey şarkı söylemek. Farklı türlerde şarkı söyleyip sesimle oynamayı seviyorum. Benim enstrümanım o.
Günlük hayatımda çok şey dinliyorum. Flamenko’dan hip-hop’a kadar... Robert Glasper ya da Johannes Brahms veya Paco de Lucia’yı, hepsini art arda dinleyebilirim.

Solo çalışmaların var mı?

Kendi şarkılarımı yazıyorum. Beni çok mutlu ediyor. Yeni şarkılar geliyor, çok yakında. Umarım beğenirsiniz.

İstanbul’daki konserin için heyecanlı mısın?

Çok mutluyum, çünkü her zaman Türkiye’ye yakın hissettim kendimi. İspanya’da bir sürü Türk arkadaşım var. İki ay önce de Ankara’da konser verdim, ama İstanbul’a ilk defa geliyorum. Ve gerçekten çok heyecanlıyım.

Cecilia Krull, 21 ve 22 Eylül’de Salon İKSV’de.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle