GeriKitap Sanat ‘Sanat için aşk için yaşadım ben’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’

20’inci yüzyılın en önemli opera sanatçılarından olarak kabul edilen ‘La diva Turca’ Leyla Gencer, aramızdan ayrılışının 10’uncu yıldönümünde bir dizi özel etkinlikle anılıyor. ‘Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık’ sergisi Borusan Müzik Evi’nde açılırken , İKSV, Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından düzenlen 9. Leyla Gencer Şan Yarışması’nın final serisi de 23-28 Eylül’de gerçekleştirilecek. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkacak Leyla Gencer biyografisi de sanatçının doğum günü olan 10 Ekim’de okurlarla buluşacak.

 

‘Vefa’nın Türkiye’de pek revaçta bir duygu olmadığı sıkça söylenir. Bu serzenişin haklı bir yanı yok değildir. Sanatçılara göster(eme)diğimiz ilgiyi örnek alalım. Çoğunun yaşarken bilmediğimiz değerini onlar öldüğünde bilir(miş) gibi yaparız. Miş gibi yaparız diyorum çünkü bu davranışın samimi olup olmadığı tartışmalıdır. Opera sanatçısı soprano Leyla Gencer ise sahneden indiği günden itibaren Türkiye’de şahsına ve sanatına gösterilen büyük ilgi ve saygı düşünüldüğünde bu nahoş huyumuza önemli bir istisna olarak görülebilir. Tek yasal mirasçısı olan İKSV’yi ele alalım. Gencer, kariyerinin son yıllarında davet edilip Aya İrini’de unutulmaz şan resitallerine imza attığı İstanbul Müzik Festivali’ni düzenleyen İKSV’nin mütevelli heyeti başkanlığını 2008 yılındaki ölümüne kadar sürdürmüştü.

İKSV ayrıca, Yapı Kredi Bankası tarafından 1995 yılında birincisi düzenlenen Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması’nı 2006 yılında devralıp bugüne getirdi. 2006-2012 arasında iki yılda bir, 2012’den sonra ise üç yılda bir düzenlenen yarışmanın dokuzuncusu bu ayın 23-28 Eylül günleri arasında yapılacak. Leyla Gencer Şan Yarışması son yıllarda dünya operasına armağan ettiği olağanüstü güzellikteki kadın sesler sayesinde ismini günümüzün en saygın şan yarışmaları arasına yazdırdı bile. İlk yarışmanın ikincisinin, opera dünyasının bugün en tanınmış sanatçılarından Arjantinli tenor Marcelo Álvarez olduğunu da hatırlatalım. Bu yılki yarışmanın jüri başkanlığını yaşayan en büyük erkek seslerden İtalyan bariton Renato Bruson yapıyor. Opera tutkunları yarışmanın 28 Eylül’de BİFO’lu final gecesini kaçırmamalılar.

İçinde bulunduğumuz yıl, Leyla Gencer’in aramızdan ayrılışının onuncu yıldönümü. 10 Mayıs 2008 tarihinde hayata gözlerini yuman Gencer dünya çapındaki şöhretini büyük oranda borçlu olduğu İtalya’da 1950’li yılların ortalarından itibaren ‘La diva Turca’ yani ‘Türk divası’ ismiyle anılıyordu. Akıl almaz ölçülerdeki azmi, disiplini, sabrı ve çalışkanlığı sayesinde İtalyan opera sahnelerinde bayrağı çok geçmeden Maria Callas’tan devralan Gencer operada ‘bel canto’ (güzel söyleyiş) diye bilinen ve yorumcunun güzel renge sahip, duru bir sese ve kusursuz bir tekniğe sahip olmasını gerektiren özel bir repertuvarda uzmanlaştı. Bu dönemin iyi bilinen rolleriyle başlayıp zamanla unutulmuş eserlerine doğru repertuvarını gittikçe derinleştiren Gencer, özellikle İtalya’da ‘bel canto dönemi operalarının kraliçesi’ olarak ünlendi. Uzun kariyerinde üstlendiği yetmiş küsur rolün içinde, ağırlıklı olarak Verdi ve Puccini gibi diğer İtalyan bestecilerin eserleri de vardı elbette.

Sadece İtalya’da değil dünyanın başka önemli sahnelerinde de söyledi Leyla Gencer. Hatta ABD’ye kadar uzanıp San Francisco Operası’na çıkarak ülkemizin gururu oldu ama New York Metropolitan Opera nedense olmadı. Kariyerindeki göze çarpan bu eksikliğin üzerinde hiç durmadı, “Aman canım Met de olmayıversin” diyecekti daha sonra, yaşamını kitaplaştıran Zeynep Oral’a. Londra Covent Garden’da da sahneye çıktı, Herbert von Karajan yönetiminde de söyledi, efsanevi şef Arturo Toscanini’nin Milano’daki cenaze törenindeki performansıyla Maria Callas’a ‘Mamma mia! Bu ne ses’ dedirtti, Napoli’de gencecik yaşında üstlendiği Madam Butterfly rolüyle Ingrid Bergman’ı hıçkıra hıçkıra ağlattı.

Uzun lafın kısası, 20’inci yüzyılın ikinci yarısında bir opera sanatçısı olarak tadabileceği pek çok başarıyı tattı Gencer. Üstelik tüm bunları ‘Türk opera sanatçısı’ kimliğiyle yaptı. Önüne başka pasaportlar da kondu ama ‘Safranbolulu Leyla Gencer’ vatandaşlık tekliflerini her seferinde elinin tersiyle itti. Halbuki kabul etseydi kariyerinde mutlaka zahmetsiz yükselecek, çok daha farklı olanaklara kavuşacaktı zira o yıllarda opera dünyasında Türk şancı kimliğiyle yükselmek ve olağanüstü etkili mafyatik ilişkiler ağından yararlanmak çok ama çok zordu. Ama Gencer zoru başardı. Gencer son yıllarında ağırlık verdiği şan hocalığında genç Türk şancılarına destek vermeyi de ihmal etmedi. Örneğin mezzosoprano Asude Karayavuz ve soprano Simge Büyükedes gibi gençlerimiz, emekli olduktan sonra başına getirildiği Milano La Scala Akademisi’nde Gencer’in dizinin dibinde yetiştiler.

PRİMADONNA VE YALNIZLIK

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV), Leyla Gencer’in ismini taşıyan şan yarışmasının dokuzuncusunu düzenleyeceği bu ay içinde Borusan Sanat’ın işbirliğiyle bir de sergi düzenledi. Borusan Sanat’ın Beyoğlu’ndaki merkezinin giriş katında 10 Eylül’de açılan ‘Leyla Gencer: Primadonna ve Yalnızlık’ adlı sergi 10 Ekim’e kadar açık kalacak. Yekta Kara’nın küratörlüğünü üstlendiği sergi, sanatçının Bakırköy’de bulunan -maalesef kaderine terk edildiğini ve Gencer’in şanına yakışan yeni bir adrese ivedilikle taşınması gerektiğini düşündüğüm- Leyla Gencer Evi’nden alınma birkaç parça eşyasının yanı sıra Gencer’in kariyerinden ve sahnelerinde söylediği opera kurumlarının görüntülerinin yer aldığı videolardan oluşuyor. Peki neden ‘yalnızlık’ vurgusu? Öyle ya, ilk bakışta Maria Callas’la özdeşleştirilmesi belki daha uygun düşebilecek ‘yalnızlık’, Yekta Kara’nın yorumuna göre, yaşamının her anı yaratıcılık ve üretkenlikle geçen Leyla Gencer gibi bir opera sanatçısının zorunlu olarak yaşadığı bir durum. Ama ben böyle bir sergi hazırlasaydım, seçeceğim isim, Gencer’in de can verdiği Puccini’nin Tosca karakterinin o meşhur aryasında söylediği şu cümle olurdu: ‘Sanat için, aşk için yaşadım ben...’

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’

GENCER’İN KİŞİLİĞİNDEN KISA BİR KESİT

Günümüzün en büyük ‘opera fanatiklerinden’ Stefan Zucker, 20’inci yüzyılın ikinci yarısına damga vurmuş pek çok primadonnaya tutkun, onlarla emeklilik yıllarında keyifli sohbetler yapmış sıra dışı bir kişidir. Zucker’in Gencer’le sohbetinden alıntıladığımız bölüm, Gencer’in kişiliğini mükemmel yansıtması bakımından önemlidir.

SZ: Sizden korkardım.
LG: Herkes korkar.
SZ: Neden?
LG: Kim bilir? Kendime öyle bir hava verdiğimi düşünenler var…
SZ: Evet.
LG: Halbuki yanlış, aslında çok doğal bir insanımdır. O, sadece dışarıya yansıttığım izlenim.
SZ: Evet. Bir donna imperiosa (karşısındakine üstünlük kuran kadın) olduğunuzu duymuştum.
LG: Doğru, mütehakkim bir tarafım vardır. Düşündüğümü de hiç çekinmeden açıkça söylerim.
SZ: Hâlâ mı?
LG: Şimdi bile. Hiçkimseden korkum yoktur.
SZ: İnanırım.
LG: Müsamaham da yoktur; karşımdakini daima zorlarım ama ne çirkinlik peşinde ne de kötü niyetliyimdir.
SZ: Örnek verebilir misiniz?
LG: Hayır, böyle şeylere zamanım yok. Evet, haşin bir tarafım vardır ama bu yönüm yaş aldıkça törpülendi -sanırım. Ama hâlâ söylememem gereken şeyleri söylüyorum. İyi bir şey değil bu, hayatımı zorlaştırıyor. Daha diplomatik bir insan olabilirmişim, daha ‘mış’ gibi davranabilseydim iyi olurmuş. Ama ben o yapıda bir insan değilim. Hele bu yaştan sonra hiç değişemem, öyle değil mi?
Söyleşi: Stefan Zucker

AHMET ERENLİ’NİN LEYLA GENCER TUTKUSU

Opera tutkusuyla bilinen Borusan Sanat Genel Müdürü Ahmet Erenli’nin Leyla Gencer’e olan hayranlığı onu yakından tanıyan herkesçe iyi bilinir. İstanbul Müzik Festivali’ni yönettiği yıllardan itibaren yakın dostluğunu kazandığı Gencer’in ölümünün ardından, onun isminin Leyla Gencer’i Anma Konseri gibi çeşitli vesilelerle yaşatılması konusunda elinden geleni yapmasıyla da tanırız onu. Erenli’nin mütevazı kişiliğinden dolayı, bugüne kadar herkesle paylaşmadığı bir özelliği ise, La diva Turca üzerine dünyadaki en kapsamlı internet sitesini kurmuş olmasıdır. leylagencer.blogspot.com adresini ziyaret edenleri Gencer hakkında inanılmaz zenginlikte bir arşiv bekliyor. Benim de yazılarımda sıkça yararlandığım bir kaynaktır.

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’

TUTKUNUN ROMANNI: ZEYNEP ORAL’IN LEYLA GENCER’İ

Türkiye’de bir ‘Leyla Gencer farkındalığı’ oluşturması bakımından inanılmaz bir işlev görmüştür, Zeynep Oral’ın ‘Tutkunun Romanı’ adlı biyografi kitabı. Oral’ın kendine özgü coşkulu dili ve üslubuyla kaleme aldığı kitap, Türkiye’de müzik alanında yayımlanan hiçbir biyografi kitabının yanına yaklaşamayacağı türden muazzam bir tiraja ulaştı. Kitabın gördüğü bu büyük ilgide, Oral’ın emosyonel yazım tarzının okurlarda yarattığı duygu fırtınası kadar kitapta yer verilen bilgilerin okuyan herkese, ‘Leyla Gencer meğer neymiş, biz nasıl tanıyamamışız böyle bir değerimizi bunca yıldır’ dedirtmesi de rol oynadı diye düşünürüm hep (İKSV’nin daha sonra İngilizcesini yayımladığı bu kitabın Türkçesi, Cumhuriyet Kitapları etiketiyle hâla satışta). Oral, bu kitaptan sonra, içinde Gencer’in kayıtlarını incelediğim bir makalemin de yer aldığı büyük boy bir derleme kitabı Kültür Bakanlığı için hazırladı (Baskısı yok). Ünal Öziş’in Gencer’i kısaca anlattığı 2000 tarihli kitabının ise baskısı bulunmuyor.

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’

‘KORSANLAR KRALİÇESİ’ LEYLA GENCER

La diva Turca, hayranlarının büyük saygı ve ilgisine rağmen, onun ayarındaki tüm meslektaşlarının sonuna kadar kullandığı stüdyo kaydı yapma olanağına maalesef kavuşamadı (Nedenleri ayrı bir yazının konusudur). Sonuçta bu önemli eksiklik, hayranlarının yoğun talebi üzerine sahneden korsan çekilen kayıtların piyasaya servis edilmesiyle karşılandı. La diva Turca’nın ‘Korsanlar Kraliçesi’ olarak adlandırılmasına yol açan bu yasal olmayan kayıtlar 1980’li yıllardan itibaren CD formatında tüm dünyada binlerce adet satıldı. Ama şimdi bu kayıtların nerdeyse hiçbiri piyasada yok çünkü artık üretilmiyor! Peki Gencer’in artık olmadığı bir dünyada onu sağlığında tanıyamamış genç ve orta yaştakiler geride bıraktığı kayıtları nasıl dinleyebilecekler? “Youtube var ya”, dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, orası gerçekten de çok zengin ama Gencer’in bugüne kadar hiçbir CD kaydının kendi ülkesinde yayınlanamamış olması ayıbına ne buyrulur? İşte o ayıbı kapatmak üzere kolları sıvayan Borusan Sanat, Gencer’in Donizetti’nin üç ayrı kraliçe rolünü canlandırdığı komple sahne kayıtlarını geçtiğimiz günlerde bir set halinde yayınladı. Böylece Gencer’in kariyeri boyunca onunla en fazla özdeşleşmiş bu rollerin sahneden alınma kayıtları son derece şık bir tasarımla opera tutkunlarına sunulmuş oldu. Yıllarca İtalya’dan tüm dünyaya pazarlanmış bu sahne kayıtları bildiğim kadarıyla Türkiye’de ilk kez basılıyor. Borusan Sanat’ın bu kayıt setini zamanı geldiğinde Spotify platformu üzerinden dünyadaki tüm opera tutkunlarıyla da paylaşmasını bekliyorum.

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’

GENCER’İN DOĞUM GÜNÜNDE YENİ BİYOGRAFİ KİTABI

İKSV’yle birlikte Leyla Gencer’in ismini bugün ülkemizde en iyi yaşatan kurum olan Borusan Sanat onu kaybettikten sonra her yıl sezonun kapandığı Mayıs ayında bir anma konseri düzenledi. BİFO’nun bir opera eserini şancılarla birlikte konsertant olarak icra ettiği bu anma konserleri önümüzdeki yıldan itibaren artık yapılmayacak ama kurumun divamızı çeşitli vesilelerle anmayı sürdüreceğine inanıyorum. Kaldı ki, bu yılın sonuna kadar yayımlayacağı iki kitapla bu alandaki faaliyetlerini sürdüreceğinin ipucunu verdi Borusan Sanat. Evin İlyasoğlu’nun, Borusan Sanat desteğiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkacak Gencer biyografisi, sanatçımızın doğum günü olan 10 Ekim’e yetiştiriliyor. Gencer uzmanı İtalyan müzikolog Franca Cella’nın 1986 yılında İtalya’da Romanzo vero di una primadonna adıyla yayımlanan biyografisi ise yine Borusan Sanat sayesinde ilk kez İngilizce basılıyor. Bu hacimli kitap, Gencer’in yaşam öyküsüyle birlikte yoğun müzikolojik içeriğe de sahip olmasıyla biliniyor. Bu kitabın, İtalyanca okuyamayan ve Gencer’i yakından tanımayan yabancı opera tutkunlarının istifadesine sunulması çok yerinde bir başka hizmet. Dilerim en kısa zamanda Türkçeye de çevrilir.

‘Sanat için aşk için yaşadım ben’


Yorumları Göster
Yorumları Gizle