GeriKitap Sanat Sakin Ol ve Doğu Yücel öykülerine güven!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sakin Ol ve Doğu Yücel öykülerine güven!

Sakin Ol ve Doğu Yücel öykülerine güven!

Doğu Yücel’in kaleminde son derece basit gibi başlayan öyküler muhakkak ortalarından itibaren yoldan çıkmaya, tuhaflaşmaya, karışmaya başlıyor. Ancak hiçbir zaman da anlaşılamayacak kadar zıvanadan çıkmıyor. Yücel’in on üç öyküden oluşan yeni kitabı ‘Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam ve Diğer Tuhaf Hikâyeler’ini elime aldım ve bir an bile pişman olmadım...

Kitap meselesi benim için büyük mesele. Bana “Mesleğin ne?” diye soracak olursanız “Profesyonel okurum” derim.
Ancak bu o kadar kolay bir iş değil. Kolay olmayan, sevdiğin kitabı bulmak. O kitabı buldun mu zaten beyin kimyam değişiyor. Bir de daha elime bile almadan seveceğime emin olduğum kitaplar var. Beklediğim. İşte Doğu Yücel’in ‘Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam ve Diğer Tuhaf Hikâyeler’i benim için böyleydi.
Doğu arkadaşım olmasına rağmen yayımlanacağını, kitabın adını ve az çok içeriğini binlerce başka insan gibi Instagram’dan öğrendim. Ama kitabın geneline bakıldığında bu tam da olması gereken şeydi. Açıklayayım: Doğu Yücel muhakkak her hikâyede bizi dijital çağ, sosyal medya, yeni tür sosyal ağ gibi kavramların içine sokuyor. Hani kendisini tanımasam bize bunu sorgulatmaya mı çalışıyor acaba diyeceğim. Ama hayır, naçizane fikrim bunu sorgulatmaya çalışmıyor, tam tersi bizi bu gerçekle barış imzalamaya çağırıyor. Aa, dur diyorum, bunu hemen kendisine sorayım. Telefonu elime alıp WhatsApp’tan yazıyorum. “Aynen” diyor, “Eleştirmiyorum. Arkasındayım.”
Diyeceğim o ki merakla beklediğim kitabı elime aldım ve bir an bile pişman olmadım. Doğu Yücel tarzı ile ilgili genel kanaatimi söyleyeyim. Son derece basit gibi başlayan öyküler muhakkak ama muhakkak ortalarından itibaren yoldan çıkmaya, tuhaflaşmaya ve hatta karışmaya başlıyor. Ancak hiçbir zaman da anlaşılamayacak kadar zıvanadan çıkmıyor.
Kitap on üç öyküden oluşuyor. Çoğu Yücel’in son yıllarda yavaş yavaş biriktirdikleri. Doğu’yu tanıyorum tanımasına ama ister istemez bu okuduklarım bana “Bu adam nasıl bir adam?” diye düşündürüyor. Ne tuhaf bir hayal dünyası var, demek ki yanımızda sandığımız zamanlarda pek de yanımızda değil dedirtiyor. Demek istediğimi açıklamaya çalışayım: Öyle akışkan, geçişken bir hayal dünyası var ki yazarın sanki ruh hali de zihni de gelip gidiyor gibi. Son derece gerçekçi olabilecek fantastik fikirler. Ya da fantastik olabilecek gerçeklikler.
Edebiyatın dünyayı kurtarması, bir yazarın deniz altına yolculuğu, terk edenlerin aslında birer kahramana dönüşmesi, para derdine düşmüş insanların paraya dönüşmesi, duvara dayalı yataktan kalkmak için yanında her an uyanacakmış gibi yatan karısının üzerinden aşmaya çalışırken yoga hareketlerine başvuran adam, vs. vs...
Hayatı hafife aldığını, metal festivallerinde gününü gün ettiğini düşündüğüm yazarın yalnızlık duygusunu sorguladığını düşünmüyordum. Bana göre onun 42 yaşında, mükemmel bir bekâr hayatı vardı. Fakat şu ‘Karafatma’ öyküsü kafamı karıştırdı. “Yoksa,” dedim, “ O da her ölümlü gibi yalnızlıktan korkuyor mu?” Sarıldım WhatsApp’a, sordum. Yazıyor... Yazıyor... Tık: “Yalnızlık korkum mu var? Bilmiyorum, tam tersi yalnız kalamamaktan korkuyor olabilirim. Ya da başka birini yalnız bırakmamaktan. ‘Karafatma’ öyküsü özelinde soruyorsan, orada biraz herkeste olan yalnızlık korkusunu abartarak dile getirdim. Onunla ve dışarıdaki başka bir korku arasında paralellik kurdum. Yalnızlık sanırım klasik aile yapısı kurmak ile de aşılabilen bir duygu değil. Hatta orada daha zor ve derin bir yalnızlık tecrübesi yaşanıyor olabilir.” Laf açılmışken eklemek isterim, ‘Karafatma’ Doğu Yücel’in yaratıcı zekâsını nasıl kanırtmadan gösterdiğine en iyi örneklerden biri.

‘MÜKEMMEL’ İLİŞKİNİN FORMÜLÜ
Hazır ‘çevrimiçi’yken bir de aşk konusunu sorayım diyorum. Çünkü ‘Kusursuz Bir Ayrılık’ öyküsünde temamız aşk. Gel gör ki, karşılıklı yazışmamızda bir türlü anlaşamıyoruz Doğu’yla. Röportajın da böylesi.
Ben: Bu erkekler manyak! Bir ilişkide mutluyken bile ayrılmak istiyorlar. Bizi bir aydınlat. Neden? Kadınlara dev bir hizmetin olsun.
Doğu: ‘Kusursuz Bir Ayrılık’ öyküsünden bahsediyorsun sanırım?
Ben: Evet. Eda’yı seviyor aslında ama ileride işler sarpa saracak diye ayrılmak istiyor ya.
Doğu: Yok, sevmiyor aslında... Öyle mi anlaşılıyor?
Ben: Şöyle bir cümle var: “Birinden biri cesaret edip aşkı öldürmeli. Yoksa aşk ikisini birden öldürecek.” Buradan net olarak aşk var ama bir müddet sonra ikisini de yakacak anlamı çıkıyor.
Doğu: Aşk bitmiş de ilişki sürüyor hissi o.
Ben: Oradaki hisse aşk demezsin. “Birinden biri cesaret edip ilişkiyi öldürmeliydi” denmeliydi. İşte yazarı da editörü de erkek olunca böyle oluyor. Sonra iki cins birbirini neden anlamadı.
Doğu: Hmmm. Bu konuyu Nermin’e de (Nermin Yıldırım’dan bahsediyor) danışalım.
Doğu’yu ikna edemiyorum, o da beni ikna edemiyor.
Yazarımız bu ilişkiler meselesine bir de ‘Sakin Ol’ ve ‘Algoritmaya Güven’ öyküsünde giriyor. Öyle bir şey olmuş ki ilişkileri mükemmelleştirmenin bir yolunu bulmuşlar. Gelecekte insanlar aşkla ilgili konuları da algoritmaya bağlamışlar, işlerini kolaylaştırmışlar. Dur bunu da sorayım. “Sen olsan algoritmaya güvenir miydin?” Yazıyor... Yazıyor... “Kendi hislerimden emin olmadığım zamanlarda öyküde bahsettiğim gibi bir algoritma mekanizmasını arıyorum açıkçası. Aslında zaten o karar aşamalarında herkes biraz bilgisayar gibi düşünmüyor mu? Bir iş teklifi geldiğinde, ilişki başlangıçlarında ne hissettiğini düşünmek yerine eksiler artılar çıkartmıyor muyuz? İnsanoğlu epeydir bilgisayar gibi düşünüyor zaten. Bunu ben yanlış olarak görmüyorum, insanoğlunun değişiminin bir parçası.”

DİKTATÖR REJİMLERLE NASIL SAVAŞMALI?
İlişkilere girdik hemen bırakmayayım. ‘Dr. Sanalaşk’ diye bir öyküsü var. Çok da zevkli bir hikâye. Doğu’nun da bilhassa o çapkın gülüşüyle kadınlar üzerindeki etkisi malum olduğuna göre... Kadın okur ve hayranlarına bir kıyak geçmek istiyorum. Soruyorum, “Bir kadından gelecek en etkileyici açılış cümlesi nedir?” Yazıyor... Yazıyor... “Mizah içeren bir cümle olabilir. Mizah duygusuna sahip kadınlar hep çekici gelmiştir.”
Eh artık benden daha ne istiyorsunuz, esas dev hizmeti ben sundum kanımca.
Son söz olarak en sevdiğim öykünün ‘Hayatımın Rolü’ olduğunu söylemem gerek. Akıllara ziyan bir fikir var içinde. “Diktatör rejimlere karşı nasıl savaşmalı?” sorusuyla cebelleşenlere bilhassa öneririm. Doğu Yücel’e bu kitap için teşekkür eder, Instagram’dan fotoğraflarını like’lar, Facebook fotoğraflarındaki o güzel gözlerinden öperim.

Sakin Ol ve Doğu Yücel öykülerine güvenÖLDÜĞÜNÜ GOOGLE’DAN ÖĞRENEN ADAM
VE DİĞER TUHAF HİKÂYELER
Doğu Yücel
Can Yayınları, 2019
200 sayfa, 22.50 TL

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle