GeriKitap Sanat ‘Polisiye, korkularımızı sorgulamamıza yardımcı oluyor’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Polisiye, korkularımızı sorgulamamıza yardımcı oluyor’

‘Polisiye, korkularımızı sorgulamamıza yardımcı oluyor’
Tess Gerritsen

‘Gerilimin Kraliçesi’ Tess Gerritsen’ın yeni romanı ‘Gece Gelen’, Amerika’nın hemen ardından Türkçede de yayımlandı. İstanbul’da buluştuğumuz Gerritsen “Amerika’da okurlarım genellikle 40 yaş üstü kadın. Türkiye’de çok çok gençler; üniversite öğrencileri, meslek sahibi kadınlar, doktorlar vb. Bu da çok hoşuma gidiyor” diyor...

Sadece ‘Rizzoli&Isles’ polisiye serisiyle değil, yazdığı diğer korku ve tıbbi gerilim türü romanlarıyla tüm dünyada en çok okunan yazarlar arasındaki Çin asıllı Amerikalı Tess Gerritsen’in son romanı ‘Gece Gelen’, Amerika’da yayımlanmasından çok kısa bir süre sonra Türkçede. ‘Gerilimin Kraliçesi’ olarak anılan Gerritsen’in polisiye, tıbbi gerilim, korku romanlarından çok çok farklı olan ‘Gece Gelen’, neredeyse gotik, gerilimi yüksek bir hayalet hikâyesi... Boston’da yaşadığı bir trajedinin ardından şehirden kaçan Ava, Maine’de bir sahil kasabasında 1875 yılında ölen Kaptan Brodie’nin evine taşınıyor ve kendisini çözülmemiş bir dizi cinayetin ortasında buluyor. Kitabın tanıtımı için İstanbul’a gelen Gerritsen ile son kitabından yazarlık serüvenine, polisiyenin geleceğinden kadınlara kadar birçok konuyu konuştuk.

Önceki gerilim romanlarınızdan çok farklı ‘Gece Gelen’. Sonuçta bir dizi cinayet var ama perili bir ev, hayalet hikâyesi ilk kez...
‘Gece Gelen’ aslında geçmişinde çok kötü bir şey yapmış bir kadınla ilgili. Kendini suçlu hissediyor. Suçundan kaçmaya çalışıyor. Bir ev kiralıyor. Ama orası da perili bir ev çıkıyor. Kaptan Brodie’nin hayaleti onun sırlarını biliyor. Sonuçta kimseye söylemiyor. Dolayısıyla bu hayalet ona müthiş bir arkadaş. Ama aynı zamanda mükemmel bir sevgili de oluyor. Ava, güvende hissediyor ama bu evde başka kadınların öldüğünü öğrenene kadar. Aslında bu hayalet sevgili onu da öldürecek mi öğrenmek istiyor. Ama katil var olabilir de olmayabilir de. Ava’nın tercih yapması gerekiyor. Bir de gerçek bir adam var. Hangisini seçecek? Biri tehlikeli, diğeri güvenli diye düşünüyor olabilir.

Ava, polisiye kitaplarda pek rastlamadığımız türden bir karakter; yemek kitabı yazarı. İki erkek arasında tercihini yaparken neden bir dedektife dönüşüyor?
Ava, geçmişte yaptığının sıkıntısını yaşıyor. Bu perili eve geliyor. Hayalete âşık olduğunda delirdiğini düşünüyor. Tabii ki bu konuda kaygıları var. Geçmişini unutmak için çok fazla alkol alıyor. Hayaletle yaşadıklarını kimselere söyleyemiyor. Ava delirmediğini kendine kanıtlamak zorunda. O yüzden neredeyse bir dedektife dönüşüyor. Aslında bu, kadının kendi gizemi, kendi polisiyesi de diyebiliriz. Ama en başta perili bir evi olduğu için hayalet avcılarından yardım almak zorunda.

Yazarların, yazarlarken uyguladığı bazı ritüelleri oluyor. Mesela Murakami yazmadan önce koşuyor. Capote sırtüstü yatarak yazarmış. Sizin ritüeliniz var mı?
Kahve (kahkaha atıyor)... Taslaklarımı bilgisayarda değil kalemle yazıyorum. Her şeyi kâğıt kalemle yazdıktan sonra bilgisayara geçiriyorum ama geçirirken hiç düzeltme yapmıyorum. Günde dört sayfa yazmaya çalışıyorum. 1000 kelime yazdıysam o gün mutlu oluyorum.

Popüler bir yazar olmak hayatınızı nasıl etkiledi?
Ben hayatımın geç bir evresinde ünlü oldum. 30’lu yaşların sonlarına doğru. O zamana kadar da ‘Ben kimim?’ konusunda gayet iyi bir fikrim oluşmuştu kafamda. Başarı beni o kadar çok değiştirmedi diye düşünüyorum. Çok satıyorum evet ama satsam bile saklanabiliyorum.

Türk okurlardan bu kadar ilgi görmeyi nasıl karşılıyorsunuz?
Çok mutluyum. Türk okurlarım Amerikan okurlarıma göre daha genç bir kesimden oluşuyor. Amerika’da okurlarım genellikle 40 yaş üstü kadın. Türkiye’de çok çok gençler. Üniversite öğrencileri, meslek sahibi kadınlar, doktorlar vb. Bu da çok hoşuma gidiyor.

Polisiye-gerilim edebiyatı çıktığı ilk günden beri popüler. Gelecekte popülerliği devam eder mi?
Her zaman popüler olacak. Nedenini bilmiyorum ama kesinlikle olacak. Özellikle kadınlar arasında... Şöyle söylemek daha doğru aslında: Kadınlar muhtemelen dünyanın tehlikeli bir yer olduğunu düşünüyor. Bu kitaplar da korkularımızı sorgulamamıza yardımcı oluyor.

Peki polisiyelerde kadınlar kime âşık olsun istersiniz, polise mi katile mi?
Hiçbir zaman bir katile âşık olmamalılar. Bence iyi adamlara âşık olmalılar (gülüyor).

Yazar adaylarına tavsiyeleriniz var mı?
Önce ilk taslağı bitirsinler. Ortada bırakmasınlar. Doğru düzgün bir şey çıkmadı, yeni bir şeye başlayacağım demesinler. Çünkü bir kitabı bitirene kadar, ne kadar iyidir, ne kadar kötüdür bilemezsiniz. Ben bir hikâyeyi yazarken baştan şu olacak, böyle olacak diye belirlemeler yapmayı sevmiyorum. Hikâye ilerlerken o sırada ben de farkına varıyorum.

Şu an üzerinde çalıştığınız bir kitap var mı? Belki ‘Rizzoli&Isles’ın yeni bir macerası?..
Daha değil. Şu anda yazdığım kitabımdan sonra olabilir belki. Maine’de yaşıyorum. Etrafımda emekli birçok CIA ajanı var. Ben de emekli bir kadın ajanla ilgili bir roman yazıyorum. Kadın ellilerinde, tavuk yetiştiriciliği yapıyor. Bir iş için onu geri çağırıyorlar. Ve geri dönmesi gerekiyor.

GECE GELEN ‘Polisiye, korkularımızı sorgulamamıza yardımcı oluyor’
Tess Gerritsen
Çeviren: Mehmet Gürsel
Doğan Kitap, 2019
296 sayfa, 30 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle